Sosyalist İşçi - Devrimci, Antikapitalist Haftalık Gazete


Haftanın Yorumu: Yaşasın bombalar! PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 02 Ekim 2014 01:24

Roni Margulies

Çok zor bir konu değil gibi sanki. En azından, olmaması gerek.

Amerika dünyanın çeşitli yerlerini bombalama hakkına sahip midir?

Bombaladığı zaman, niye bombalar? Atlas Okyanusu’nda sivilce kadar bir ada; Ortadoğu’da veya Balkanlar’da küçük bir ülke; Asya’nın tam göbeğinde geri, yoksul, dağlık bir memleket... Bunlar Amerika’nın nesini tehdit ediyor? Amerika için nasıl bir tehlike oluşturuyor da, dünyanın bir ucundan kalkıp öbür ucunda bir yeri bombalama ihtiyacı duyuyor Amerika?

Bu saldırıların iyi ve insancıl amaçlarla yapılıyor olması mümkün müdür? Bombalarken öyle diyorlar çünkü. Afgan kadınlarını kurtarmak; Irak halkını özgürleştirmek; Grenada’ya demokrasi götürmek gibi amaçlarla bombaladıklarını iddia ediyorlar.

Soğuk savaş dönemi boyunca Amerika “özgür dünyanın lideri” olma iddiasını hep ön planda tutuyordu. Sonra bu söylem arka plana düştü, ama durum değişmedi. Cidden olabilir mi? Amerikan bombaları dünyada özgürlük, demokrasi ve insanlığın koruyucusu mudur belki de?

Bu soruların cevapları, en azından kendisini sosyalist, anti-emperyalist gibi sıfatlarla tanımlayanlar açısından, çok basit olsa gerek:

Hayır, Amerika’nın dünyanın her tarafını bombalama hakkı yoktur.

Bombaladığı zaman, kendi emperyal çıkarlarını korumak için bombalar.

Hayır, bu bombaların özgürlükle, demokrasiyle filan alakası yoktur.

Bu cevaplar o kadar aşikâr, o kadar bariz ki, yazarken biraz çekindim doğrusu.

“Demokrasi” safsatası

Eskiden olsa, bu cevapları yazmaya gerek bile olmazdı. Amerika ve müttefikleri Yugoslavya’yı, Irak’ı, Afganistan’ı, Libya’yı, Somali’yi bombaladığında, Vietnam’ı, Laos’u, Grenada’yı işgal ettiğinde, Latin Amerika’nın çok çeşitli ülkelerinde, İran’da, Şili’de, Türkiye’de darbe yaptırdığında tartışma bile olmazdı.

Bu saldırıların “demokrasi” adına yapıldığı safsatasını kimse ciddiye almazdı.

Haklı olarak almazdı. Amerika’nın tüm müdahaleleri, uluslararası sermayenin önünü açmak için, sermayenin istediği gibi davranma yeteneğini engelleyen, yerel kaynakları devletleştiren, Amerikan şirketlerinin kârlılığını sınırlayan yönetimleri cezalandırmak için gerçekleştirilirdi, herkes de bunu bilirdi.

Müdahaleye maruz kalan ülkeler eskiden de yıllarca belini doğrultamazdı, şimdi de öyle. Müdahalede ölen insan sayısı müdahalenin öncesinde ölenlerin sayısını her zaman kat kat aşardı, şimdi de öyle.

Örneğin, Irak’ta Saddam on binlerce kişiyi öldürdü; Amerikan müdahalesi sonucu bugüne kadar 1,5 milyonun öldüğü tahmin ediliyor. Ve müdahaleden 11 yıl sonra ülkenin ne hâlde olduğu malum. Bosna’nın hâli malum, Libya’nın hâli malum...

Bombalanan Müslüman olunca

Herkes bunları bilirdi. Bir zamandır sanki bilinmez oldu. Özellikle Türkiye’de.

Niye? Amerikan müdahaleleri nitelik mi değiştirdi?

Yoo, değiştirmedi. Tam tamına aynı. Amaç da aynı, sonuç da.

Tek fark, son dönemde Amerika’nın saldırılarına maruz kalanların Müslüman ülkeler ve örgütler olması.

Bizde, kendilerini “sol” olarak düşünenlerin gözünde, üstelik en keskin anti-emperyalist olanlarının bile gözünde, Amerika’nın Müslüman bombalaması pek de sorun değil.

O kadar ki, IŞİD söz konusu olunca, herkes NATO’cu oluverdi.

Şöyle bir şey demek şansımız var mı? “Amerika bizim sevmediğimiz birilerini bombalarsa, iyidir, destekleriz.”

Dediğimiz taktirde, Amerika’nın bazı bombalarının iyi bazılarının kötü olduğunu, bazı bombaların demokrasi ve insanlık adına atıldığını söylemiş oluruz.

İnsanlığın kurtuluşu bazen emperyalizme bağlıdır, demiş oluruz.

Sonra da bir daha başka bir şey diyemeyiz. Demesek daha iyi olur zaten.

AddThis Social Bookmark Button
 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Buradasınız  : Anasayfa Arşiv 499 - 23 Eylül 2013 Haftanın Yorumu: Yaşasın bombalar!