Sosyalist İşçi 222 (20 Ağustos 2004)

 

Sayfa 6: Dünya

Amerikan Başkanlık seçimleri
Bush’a karşı, Bush Light

ABD Başkanlık yaklaşık 3 ay kaldı. Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush ile Demokrat Parti adayı Kerry arasındaki yarış hızlanıyor. ABD seçmenlerinin çoğunluğu Bush yönetiminin Irak politika-larını desteklemiyor. Buna rağmen ABD senetasunun en zengin üyesi olan Kerry yarışta öne geçemiyor.
Geçtiğimiz günlerde Boston kentinde toplanan Demokrat Parti Kongresi Kerry’nin politikalarını çok açık bir biçimde ortaya döktü.
Demokrat Parti adayı Kerry Vietnam Savaşına katılmış olmaktan gurur duyuyor. Seçim kampanyası bütünüyle milliyetçiliğe oynuyor.
Kerry ve Demokrat Parti kurmaylarına göre hedef her seçimde Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında oynayan yüzde 10’luk kesim. Onlarıkazandıkları takdirde seçimleri alacaklarını düşünüyorlar. Bu nedenle Light Cumhu-riyetçi bir politik hat izliyorlar. (Light Cumhuriyetçilik Demokrat Parti yönetiminin kendi kullandığı bir deyim!)
Light Cumhuriyetçi politikalarla Kongreyi açan Kerry askeri bir selam vererek “Ben John Kerry, göreve hazırım” diyordu.
Kongre’de yaptığı bir saatlik konuşmada ise esas olarak Irak savaşını kendisinin daha iyi yürüteceğini anlattı. Bu arada Bush’dan da ileri giderek İran’ı açık açık tehdit etti: “Nükleer silahlara sahip bir İran bizim için ve müttefiklerimiz için kabul edilemez” dedi.
Kongre’den önce yaptığı açıklamalarda ise Kerry, Irak’a 40 bin yeni Amerikan askeri göndereceğini ve bu arada Bush’dan daha becerikli davranarak başka ülkelerin Irak’a asker göndermesini sağlayacağını iddia ediyor. Yani Kerry, Irak’da savaşı daha da tırmandırmaktan yana.
Öte yandan KOngre’den sonra bir rado istasyonuna yaptığı açıklamada “kitle imha silahlarının olmadığını bilsem de Irak savaşı için Bush’a onay verirdim” demesi tam bir skandal yarattı.
Boston kentinde yapılan Kongre sırasında yayınlanan Boston Globe gazetesi Demokrat delegelerin yüzde 95’inin Irak’da savaşa hayır dediğini saptadı, buna rağmen delegeler Demokrat kurmaylar tarafından öylesine köşeye kıstırıldılar ki, savaşa evet, savaşa devam dediler.
Kongre2den hemen önce New York Times gazetesine konuşan Demokrat yetkililer “Kongre’de daha çok gazi, daha çok yurtseverlik ve ülke savunması üzerine daha çok konuşma duyacaksınız” diyorlardı.
Geröekten de öyle oldu. Kongre salonunda Kerry’nin askeri üniformalar içinde ki 30 dev boyutlu fotoğrafı asılmıştı.
Kongre’yi aralarında General Electric, Coca Cola, Daimler-Chrysler, Pfizer, AT&T gibi şirketlerinde olduğu çok uluslu şirketler finanse etti.
Öte yandan, Kerry seçim kampanyası için ezici çoğunluğu büyük şirketlerden gelen 208 milyon dolar topladı. Bu rakkam Amerika için bir rekor
Demokrat Parti Kongresi’ne savaş karşıtı bir platformla aday adayı olarak katılmak isteyen Kucinich ise Kongre’de konuşturulmadı.
Ama bu arada Washington Post gazetesine konuşan Andrew Stern (Amerika’nın en büyük sendikası SEIU’nun başkanı) “örgütlü işçi sınıfı da Demokrat Parti’de belki de Kerry kaybederse daha iyi bir duruma gelebilir” dedi. Sendika Konfederasyonu tarafından derhal kınanan Stern’in konuşması delegeler ve sendikacılar arasında bomba etkisi yarattı.
Demokrat Parti Kongresi yapılırken Boston Sosyal Forumu da toplanmıştı.
Forum’da yapılan bir konuşma Bush ile Kerry arasındaki farkı çok iyi anlatıyor: “İkisi arasındaki fark limosinlerinin rengi ve hangi marka havyar yedikleridir.”



Demokrat başkanların haltları

Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler aynı egemen sınıfın iki politik kanadı. İki parti de ABD egemen sınıfını, küresel sermayeyi temsil ediyorlar. İş, büyük sermayenin çıkarlarına gelince derhal anlaşıyorlar.
Demokrat Başkan Truman Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombalarının atılması emretti. Aynı Truman, Kore savaşı’nı başlattı ve Soğuk Savaşın başlamasını sağlayan politikalrı geliştirdi.
Demokrat Kennedy başarısız bir biçimde Küba’yı işgal etmeye çalıştı. Daha sonra Dominik Cumhuriyetini işgal etti ve Vietnam savaşını başlattı.
Kennedy Küba üzerine sürdürdüğü politikalarla dünyayı bir nükleer savaşın eşiğine getirdi.
Gene Demokrat Başkan Johnson Vietnam’ın bombalanmasını 2. Dünya savaşı boyutlarına getirirken, Carter ise Afganistan’da savaş ağalarını silahlan-dırdı.
Bush’dan önceki Bill Clinton ise Somaliyi işgal etti. Sudan’da aspirin fabrikasını askeri hedef diye bombalattı.
Sırbistan ve Irak’ı ağır bir biçimde bombalattı.
IMF’nin yapısal uyum politikalarının bütün üçüncü dünya ülkelerine yayılması için baskı yaptı.



Kerry diğer konularda ne diyor

Kerry ABD Senato’sunda “bay evet” olarak biliniyor. Bush’un sosyal haklara saldıran bütün yasalarına ve bu arada Irak’a savaşa evet dedi.
Kerry zenginlerden alınan gelir vergisini azaltmayı vaad ediyor. Buna karşılık askeri harcamaları daha da arttıracağını söylüyor.
Ayrıca, sosyal harcamalarda kesintiden yana. İş alanı açmak için ise işçi ücretlerinden kesinti yapılmasını savunuyor.
Kerry, ayrıca kürtaj hakkını sınırlamaktan yana. Geçen ay kürtaj hakkı için yürüyen 1 milyon inasanı önemsemiyor.
Demokratların öne çıkardığı bir slogan da “aile değerleri.”
Kerry fabrikaların kapanması üzerine timsah gözyaşları döküyor ama bu arada neden NAFTA antlaşmasına onay verdiğini söylemiyor.
Dünya kirliği konusunda oldukça önemli olan Kyota anlaşmasını imzalayacağını söylemiyor.
Ölüm cezası, eşcinsel evliliği gibi konulartda ise susuyor.



Solun gerçek adayı Nader

“Bush Light olarak kampanya sürdür, kaybedersen Nader’e yüklen!” demokratların sloganı bu.
ABD Başkanlık Seçimleri’nde katılım yüzde 50 civarında. yani toplumun yarısı seçimlerle ilgilenmiyor. Önemli bir miktar insanın ise çeşitli nedenlerle oy hakkı yok. Bunların bir kısmı yasal statü kazanamamış olan göçmenler, bir kısmı ise hapishanelere girip çıkmışlar.
Oy hakkı olmayanların büyük çoğunluğu Hispanikler ve siyahlar. Tabii hepsi toplumun en yoksulları.
Seçimlerde oy kullanmayanların da büyük çoğunluğu yoksullar.
Oy kullanmayanların sorunları seçimlerde tartışılanlardan tamamen farklı.
Demokrat parti, Cumhuriyetçi Partiye göre solda kabul ediliyor. Sendikal hareketin ve genel olarak solun desteğine sahip.
Ancak, Demokrat Parti seçimlerde oy vermeyen yüzde 50’ye hitap ederek, onların sorunlarını dile getirerek çoğunluğu kazanmaya çalışmıyor.
Tam tersine sağa kayarak Cumhuriyetçilerden oy toplamaya çalışıyor. Çünkü solun oylarını çantada keklik olarak görüyor.
Bush’un kazandığı seçimlerde yeşil Parti’nin adayı olarak seçimlere katılan Nader önemli miktarda oy kazanmıştı. Bu nedenle bu seçimlerde Demokratlar bütün güçleri ile Nader’e saldırıyorlar.
Bu kez Radikal solda destekleri de var. Çok sayıda solcu “Bush olmasın da kim olursa olsun” diyerek, kazanabilecek aday olarak gördükleri, Kerry’e oy çağrısı yapıyorlar.
Demokratlar belki de Bush’dan çok Nader’den nefret ediyorlar. Yoğun bir biçimde dolaplar çevirerek Nader’in çeşitli eyaletlerde seçimlere katılma hakkı kazanmasını engellemeye çalışıyorlar. Zorluklar çıkarıyorlar.
Demokratları destekleyen sol ise Nader’e verilen oyların Bush’a yarıyacağını iddia ediyorlar. Amerikanın ilerici kamuoyu “ya Bush kazanırsa” diye tehdit ediliyor.
Gerçekten de Bush’un kazanması son derece kötü bir sonuç olur. Ancak Bush’a karşı Kerry’nin kazanması Bush politikalarının devam etmesi anlamına gelecek.
Kerry’i destekleyen önemli isimlerden birisi de ünlü düşünüt ve eylem adamı Noam Chomsky. Chomsky, “Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında çok az fark var ama o çok az fark demokratlara oy vermek için çok önemli diyor.”
Kerry’i destekleyen bir başka ünlü isim ise Michael Moore. Önceki seçimlerde Nader’i destekleyen Moore ön seçimlerde Kerry’e karşı NATO’nun balkanlardaki komutanı Wesley Clarke’ı desteklemişti.
Nader ve yol arkadaşı Peter Camejo bütün baskılara ve soldan eleştirilere rağmen bir yandan hareketi inşa ediyor diğer yandan da seçimlere hazırlanıyor.
Ancak açık ki işi daha zor.

F. ALOĞLU