Sosyalist İşçi 233 (18 Mart 2005)

 

Sayfa 11:


TARIK ALİ İLE RÖPORTAJ

İmparatorluk ve direniş

Savaştan iki yıl sonra aktivist ve yazar Tarık Ali Orta Doğu'da ABD stratejisi ve Irak'ta büyüyen direniş üzerine konuştu.
Irak direnişi Bush ve Blair tarafından terörist, Saddam Hüseyin taraftarı ve köktendinci İslamcı olarak lanetleniyor. Direniş üzerine sen ne düşünüyorsun?
Emperyalizme karşı büyün direniş hareketleri terörist olarak nitelendirildi. Kenya'da Mau Maular lanetlendiler ve İngilizler tarafından işkence edildiler, Cezayir'de FLN Fransızlar tarafından, Vietnamlılar Fransızlar ve Amerikalılar tarafından lanetlendiler.
Bugün Ariel Şaron Filistinlileri terörist olarak niteliyor, Rusya'da Vladimir Putin Çeçenleri terörizme karşı savaş diyerek eziyor, Tony Blair İngiltere'de geleneksel insan haklarına terörizme karşı mücadele diye saldırıyor. Irak direnişinin terörist olarak nitelendirilmesi çok şaşırtıcı değil.
Tabii ki emperyalist işgalcileri kovmanın biçimi işgalin karakteri tarafından belirleniyor. ABD birliklerinin kullandığı şiddet ve sistematik işkence çok iyi biliniyor. Dolayısıyla direniş nasıl çok güzel olabilir.
Cezayir direnişi sırasında Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (FLN) liderlerinden birisine Fransız sivillere karşı kafelerin bombalanması ile terör kullanılmasına ilişkin bir soru soruluyor. "Eğer hava kuvvetlerimiz olursa size söz veriyorum o vakit sadece Fransız askeri barakalarını hedef alacağız, ama o zamana kadar..."

Emperyalizm ile direniş arasındaki mücadele Fransız sömürge yönetimine karşı Cezayir'de veya ABD'ye karşı Vietnam'daki mücadele ile karşılaştırıldığında Irak'ta nasıl değişti. Direnişin karakteri şimdi farklı mı?
İmparatorluğun teknikleri hiç bir biçimde değişmedi. Vietnam'da 2 milyon Vietnamlı ve 50 bin Amerikalı asker öldü. Bugün Irak'ta ki kayıp 100.000 Iraklı ve 1.500 ABD asker. Orantı değişmedi.
Değişen içinde yaşadığımız dünya. Geleneksel solun çöküşü ile şimdi büyük bir boşluk var. Vietnam ve Cezayir'de hareket ya komünistler (Vietnam) ya da laikler (Cezayir) tarafından yönetiliyordu.
Bugün Irak'ta, liderleri eskiden İngilizler tarafından asılmış olan Irak Komünist Partisi her düzeyde işbirlikçi.
Silahlı mücadele dini gruplar, eski Baascılar ve bazı bölgelerde Irak milliyetçileri tarafından yönetiliyor. Bir ulusal kurtuluş cephesinin kurulamamış olması direnişin Aşil Topuğu.
Zarqawi'nin El Kaide örgütü ABD işgalinden sonra ülkeye girdi. Taktikleri Irak muhalefetinin çoğu tarafından kınanan küçücük bir grup.
Bir de Muktada el-Sadr'ın Bağdat'ın, Basra'nın ve Güney'in diğer kentlerinin yoksul bölgelerinde var olan politik direnişi var. Yabancı askerlerin çekilmesini istiyor ve ABD'nin ülkede kalıcı üsler kurmasına karşı.
Eğer Birleşik Arap İttifakı'nın liderleri, Abdul Aziz el-Hakim ve şii Ali Sistani yönetime gelirlerse direniş güneye de kayabilir.
ABD yönetimi kimin Irak'ı yöneteceğinde ayrılığa düştü. İlk tercih Iyaf Allawi idi, ikinci tercih Sistani/el Hakim/Çelebi. Ama iskambil kağıtlarından yapılma ev eğer Sistani hızlı bir çekilme sağlayamazsa her an çökebilir.
2003'den beri Felluce'ye iki saldırı ve necef'te ayaklanma yaşadık, seçimler oldu ve geçici hükümet kuruldu. 2003'den beri Irak direnişi nasıl gelişti ve değişti?
Felluce Arap dünyasının Guernica'sı. Bir şehir yok edildi, insanları öldürüldü, işkence edildi, yerlerinden, yurtlarından edildiler, çocuklar öksüz kaldı. Trajik bir biçimde ilk saldırının tersine Sistani Kasım'da ki ikinci saldırıya karşı sessiz kaldı.
Bir başka deyişle, liderliğini yaptığı İttifak iktidara ortak olmak için Felluce'nin yakılıp yıkılmasına sessiz kaldı. Bu olay Irak'ın birliğine karşı ilk önemli gelişmedir.
Seçimler Washington tarafından bir taviz olarak görüldü. Amerikalı gazeteci Thomas Friedman ise New York Times'da ayaklanmanın ABD yerine Sistani tarafından bastırılmasının daha akıllıca olduğunu tartışıyordu. Filistin direnişinin Şaron yerine Abu Mazen tarafından bastırılmasının daha iyi olacağı gibi.
İşgal edilmiş bir ülkede emperyalizm daima böler ve yönetir. Hindistan, Afrika, Vietnam, Kore, Kıbrıs, İrlanda ve doğu Arap ülkeleri geçmişten örnekler. Amerikan imparatorluğu bir kukla rejim istiyor ve bu nedenle bütün grupları birbirine karşı kullanıyor.
Sistani'ye karşı Allawi, el Sadr'a karşı silahlı gruplar. Bu nedenle politik düğzeyde basit ve temel bir birlik çok önemli. Eğer çoğunluk olan Şiilerin sesi olarak Felluce'nin yıkımına karşı çıksaydı bu bir tür birlik için bir temel oluştururdu. Bence direniş son iki yılda çok az ilerledi ve bu Irak için bir trajedi.
Irak'ta ABD askeri, politk ve ekonomik adımlar atıyor. Bu alanlarda direniş nasıl tepki veriyor?
Askeri olarak direniş ülkeyi, milyonlarca nüfusu olan Bağdat dahil yönetilemez hale soktu. Ekonomik olarak yabancı şirketlerin ve petrol boru hattının hedef alınması etkili. Petrol şirketi Halliburton Basra'ya girdi ama Bağdat'a giremedi.
ABD ve İngiltere'den sonra üçüncü büyük güç özel şirketlerin orduları. Bu, ilk önemli yeni liberal işgal.
Bir kaç ay önce bir Güney Afrikalı paralı asker vurularak öldürüldü. Daha sonra öğrenildi ki o Steve Biko'nun işkencecilerinden birisiymiş. O sırada Güney Afrika'daydım ve çok insan çok mutluydu.
Direniş kazanabilir mi ve bu ne anlama gelir?
Bütün yabancı askerlerin çekilmesi, üslerin olmaması ve Irak topraklarının Iraklılar tarafından kontrol edilmesi zafer demektir. Ama ABD bunun olmasına izin verir mi?
Henry Kissinger Irak'ın Balkanlaşmasından bahsediyordu. Buna hazır tek grup Kürtler. Kendine ait nedenlerden dolayı ne Türkiye ne de Irak'ın geri kalanı buna isteyerek razı olmaz.
Dolayısıyla her şey çok karışık. Ancak askeri ve politik direnişin bir genel projesinin olmaması çok ciddi bir zaaf.
Tariq ALİ

Tarık Ali'nin Türkçe'de Irak işgali üzerine yayınlamış iki kitabı var:

Bush Bağdat'ta, 274 sayfa, Agora Kitaplığı

İmparatorluk, direniş ve isyan, 198 sayfa, Agora Kitaplığı


“Esas olarak dünya haritasının Amerikan politikası ve Amerikan çıkarları doğrultusunda yeniden çizilmesini istiyorlar. Dünya’daki doğal kaynaklar sınırlı. ABD’de kendi nüfusunun bu kaynaklara ulaşabilmesinden emin olmaya çalışıyor. Bunun temel etkisi, ABD’nin dünyadaki petrol bölgelerinin büyük kısmını kontrol etmesi olacaktır. Bu savaşın petrol yüzünden verildiğini söyleyen bazı insanlar var. Doğrusunu söylemek gerekirse, ben buna inanmıyorum. Ancak bu, ABD’nin ilk aşaöayı tamamladığında, savaşı bölgedeki ekonomik hegemonyasını güçlendirmek için kullanmayacağı anlamına da gelmiyor.
“Aynı senaryoyu Ortadoğu’da gerçekleştirmek istiyorlar. Ortadoğu’daki büyük sorunlardan biri, Irak devleti ile Suriye devletinin, yalnızca var oluşları itibariyle bile İsrail açısından bir tehdit oluşturmalarıdır. Irak’da büyük miktarda petrolün üzerinde oturuyor. Hatta boğazkesen Kissinger bir zamanlar, “Neden petrolü Araplara bırakalım ki?” deme cüretini göstermişti.
ABD, bölgedeki ana müttefiki İsrail olduğundan potansiyel tehdidi zayıflatmak isteyecektir. Irak’a ve muhtemelen SDuriye’ye saldırmak bunu gerçekleştirmenin bir yoludur. Kuşkusuz uygulayanlar açısından tehlikeli bir politikadır bu çünkü sıradan insanların tepkisini tamamiyle devre dışı bırakır.
Peki kitlesel patlamalar yaşanabilir mi? Eğer yaşanırsa Suudi Arabistan gibi ülkelerin battığını göreceğiz demektir. Kraliyet ailesi devrildi mi kimse göz yaşı dökmez gerçi ama onların yerine büyük ihtimalle bir ABD protektorası, sömürgeci tarzda bir ABD yönetimi ya da BM kılığında ABD alırsa, halk buna sert tepki gösterir.
Birleşik Arap Emirlikleri gibi başka yozlaşmış şeyhlikler de çökecektir.
O zaman ne yapacak ABD? İsraillileri bölgede ki petrolün bekçisi mi kılacak? Bu, sürekli bir gerilla savaşı sürdürülmesi anlamına gelir. Yoksa bu völgeleri Amerikalı, Avrupalı askerlerin bekçiliğine mi emanet edecekler?
Bu da sınırlı bir gerilla savaşı anlamına gelir. Onların bölgeye hakim olmalarının tek yolu, orada yaşayan insanları kitlesel biçimde kırıp öldürmekten geçer.”
İmparatorluk, direniş ve isyan, Agora Kitaplığı,