Sosyalist İşçi 234 (1 Nisan 2005)

 

Sayfa 5:

Kırgızistan: Askar Akayev devrildi
Bürokrasinin kaleleri bir bir çöküyor

Kırgızistan'da parlamento seçimleri nedeniyle muhalefetin başlattığı gösteriler hiç kimsenin beklemediği bir hızla sonuçlandı. Gösterilerin sonucunda başbakan Aksar Akayev iktidarı devrildi.
20 Mart'ta 4 polisin öldüğü olayların ardından 21 Mart'ta da 2 bin kişilik bir topluluk ellerinde sopa ve molotofkokteylerle ülkenin en büyük ikinci kent Oş'ta 3 hükümet binasını bastı.
20 Mart'ta Celalabad'da çıkan çatışmalarda yaralanan 4 polis kaldırıldıkları hastanede öldü. Celalabad'da gösteri düzenleyen yaklaşık 10 bin muhalif bir polis karakolunu, havaalanını ve belediye binasını ele geçirdi. Çatışmalarda 10 kişinin ölmüş olabileceği açıklandı. Oş kentinde 2 bin gösterici, polis aşarak hükümet, polis ve güvenlik binalarının denetimini ele geçirdi.
Gösterilerin hızla yayılmasının ardından başbakan Askar Akayev ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Her ne kadar uzaklardan seslense ve istifa etmediğini açıklasa da, son olarak istifa etmek için güvence istediğini söyleyerek yenilgiyi kabul etti. Muhalefetin lideri Kurmanbek Bakiyev kendisini hem başbakan hem de devlet başkanı ilan etti. Kırgızistan'da devlet başkanlığı seçimleri Haziran ayında yapılacak.
Kırgızistan'da yaşanan garip bir "devrim"di. Aksar Akayev devrildi ama yeni hükümette İçişleri Bakanı, eski hükümetin içişleri bakan yardımcısı Abdül Sourantciev oldu. Eski milletvekili Alimbay Sultanov'un da onun yardımcılığına getirildi.
Kırgizistan'da yaşananlar Gürcistan ve Ukrayna'da yaşananların bir devamı. Bütün bu ülkelerde SSCB'nin yıkılmasından sonra o güne hakim olan bürokrasi özelleştirmelerin kaymağını yedi. Bunu ise tam bir mafya ekonomisi oluşturarak yaptı. Bürokrasi "kamu hizmetlerinin" parçalanması sırasında giderek palazlanırken, bu ülkelerdeki emekçiler tüm sosyal haklarını kaybettiler ve yoksulluk çok yaygın bir biçim aldı.
Rusya devlet başkanı Putin bütün bu ülkelerde göçüp giden yönetimleri destekliyordu. Çünkü SSCB dağılırken zenginleşen ve yönetim kademelerine çöreklenen mafya bürokrasi, ekonominin serbest piyasaya sonuna kadar açılmasına da karşıydı. Bu yüzden Rusya ile birlikte davranıyorlar. Bu yüzden Putin bu ülkelerdeki başbakanların yıkılmadan önce sarıldığı son can simidi oluyor.
Ama bütün bu ülkelerde halklar hem derin yoksulluktan, her türlü yolsuzluk ve mafya baskısından, hem rejimlerin başına çöreklenmiş bürokrat ailelerin zenginliğinden, tüm sosyal haklarını kaybetmiş olmalarından bezmiş ve iyice öfkelenmiş durumdular. Ukrayna'da ve Kırgızistan'da isyanların seçimlerden sonra patlaması tesadüf değil. İnsanlar en azından seçimlere hile karıştırılmasını istemiyor ve seçimlere hile karıştığına dair şüpheye kapıldıkları anda kitlesel protestolara başlıyor.
Bu ülkelerdeki eskinin bürokratı yeninin mafyavari zengin aile yöneticileri iktidarlarını kumdan kaleler üzerinde inşa ettikleri için hiçbir direnç gösteremeden devriliyorlar.

Kırgızistan
Kırgızistan, Rusya ile Çin arasına sıkışmış (bu yüzden de fiilen ordusu bulunmayan) 5 milyon nüfuslu dağlık bir ülke. Tacikistan dışındaki Orta Asya cumhuriyetlerinde bulunan zengin doğal kaynakların hiçbirine de sahip değil. ABD açısından, sadece Afganistan ve Çin'e yakınlığından dolayı stratejik önemi var. Ülkede hem Rus, hem de ABD'nin 11 Eylül'den sonra başlattığı müdahalenin ürünü olarak Amerikan üsleri bulunuyor.


Wolfowitz’e ödül
100 binlerce Irak’ lının ölümünden sorumlu Paul Wolfowitz: Bush yönetiminin Dünya Bankası'ndaki adayı
ABD Başkanı George W. Bush, Irak Savaşı'nın mimarı olarak bilinen Paul Wolfowitz'I Dünya Bankası Başkanlığı'na aday gösterdi. Bir çok çevrede şaşkınlıkla karşılana bu gelişmenin altında aslında Amerika'nın önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinde oynamayı planladığı hakim rol var.
Wolfowitz, 11 Eylül 2001'de "terörizmi destekleyen devletler"in sonunun geldiğini açıklayan kişi. 1990-91'de kendisi Irak ile savaşmayı güçlü bir şekilde desteklemiş ve Irak ordusu yenildikten sonra Saddam Hüseyin'in görevde kalmasına şiddetle karşı çıkmıştı.
Wolfowitz, Amerikan yönetimi içerisinde muhafazakar dünya görüşünü en iyi yansıtanlardan bir tanesi. Wolfowitz, Çin gibi yükselen güçlerden Amerika'ya yönelik olarak ortaya çıkan tehditlerle başa çıkmanın en iyi yolunun, Pentagon'un gücünü kullanarak Amerikan tipi neo-liberalizmi dünyaya yaymak olduğunu iddia ediyordu.
Irak işgali sırasında, Wolfowitz, savaşı haklı göstermek için gerekli olan "istihbaratı" sağlamak için Pentagon içerisinde Özel Planlar Ofisi oluşturdu.
Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanlığına adaylığı, yoksul bölgelerin Amerika'nın emperyalist projesinin yeni cephesi haline geldiğini doğruluyor. Bu tabii ki, Dünya Bankası'nın şimdiki başkanının yoksuldan yana olduğu anlamına gelmiyor.
Fakat Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana, Dünya Bankası, Küresel Güney'in ekonomilerini çok uluslu şirketlere açmaya zorlama konusunda gelişmiş ülkelerin genel temsilcisi olarak hareket etti.
Dolayısıyla, Wolfowitz'in yeni görevi, Dünya Bankası'nı Amerika'nın emperyalist çıkarlarının bir aracı haline getirmek.
Bu da, kapitalizm ve savaş karşıtı hareketin, dünyayı yönetmenin araçları olan Dünya Bankası gibi kurumlara ve Wolfowitz gibi insanlara karşı mücadele etmenin, Temmuz'da İskoçya'da yapılacak G8 protestosunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.


Sıtma
Her yıl 1 milyon insan ölüyor
Son yayınlanan bilgilere göre dünyadaki sıtma vakaları beklenenin üstünde artmış durumda.
Son yayınlanan araştırmalara göre 2002 yılında 515 milyon insan sıtma olurken 1 milyon insan bu hastalıkta dolayı öldü. Yani her 12 insandan birisi sıtmaya yakalanıyor.
Sıtma en çok Afrika’nın güneyinde ve Asya’da yaygın. Sadece Afrika’da 365 milyon kişi sıtmaya yakalandı. Yani, her gün 1 milyon insan sivrisineklerden sıtma kaptı.
Son 4o yıldır sıtmaya karşı etkili bir ilaç vardı. Ancak son zamanlarda plasmodium falciparum adlı yeni bir mikrop bilinen ilaçlara dayanıklı ve bu nedenle ciddi bir biçimde ölümcül.
Sıtma yetersiz beslenmeden, kirli sudan, eğitim ve genel sağlık olanaksızlığından dolayı etkili oluyor. Oysa çok küçük tedbirlerle sıtmanın etkisi kırılabilir. Örneğin yatakların üzerine cibinlik kurmak, suları temizlemek gibi.
Sıtmanın temel nedeni birçok salgın hastalık gibi yoksulluk, ama sıtma aynı zamanda yoksulluğa da neden oluyor.
Yapılan hesaplara göre sıtma her yıl Afrika’ya 12 milyar dolara mal olu-yor. Afrika şimdi zaten oldukça yaygın olan AIDS ve veremin yanı sıra sıtmayla da mücadele ediyor.
Örneğin Afrika ülkesi Malawi’de geçen sene sıtmadan ölenlerin sayısı AIDS’den ölenleri geçti.
Bazı Afrika ülkeleri sağlık bütçelerinin %40’ını sıtma ile mücadeleye ayırmak zorunda kalıyorlar.
Geçen sene Mozambik’de plasmodium falciparum mikrobuna karşı denenen bir aşının hastalığa kısmi bir çözüm olduğu tesbit edildi.
Aslında sıtmaya karşı hasta başına 20-25 TL’lik bir harcama gerekli. Fakat hastalığın en yaygın olduğu Afrika ve Asya’da çok ülke bu miktarı ayırabilecek durumda değil.
Oysa dünyanın zenginleri diğer taraftan milyarlarca doları çöpe atı-yorlar.
ABD’nin Irak savaşına bir yılda 172 milyar dolar harcadığı düşünülürse, bu parayla sıtmanın dünyadan kökü kazınabilirdi. Oysa şimdi Irak’ın kökü kazınmakta!
Selin BİROL


Irak’tan kısa kısa...
Iraklı Bakan gösteri yapılmaması uyarısında bulundu
Irak İçişleri Bakanı Irak halkını rejime karşı gösteri yapmamaları konusunda uyardı. Bakan Nakip, Pazar günü gazetecilere protesto gösterilerine katılanların Irak’taki rejimin istikrarının bozulmasına neden olduklarını söyledi.
Bakan Nakip’in bu yorumu, hükümetin güvenlik güçlerinin, silahsız işçiler tarafından düzenlenen gösteriye hükümetin güvenlik güçleri tarafından ateş açılmasının ardından yaptı.
Irak teknoloji Bakanlığı’nda çalışan işçiler geçen Pazar günü Bağdat’ta daha yüksek ücret talebiyle bir gösteri yaptılar. Nakip, göstericilere ateş eden güvenlik güçlerini, işlerini yaptıklarını döyleyerek savundu.
Bakan bu açıklamayı, önde gelen Şii liderlerden bir tanesinin Irak’ta işgalin ne zaman sona ereceğine dair milyonlarca kişinin katıldığı bir gösteri düzenlenmesi çağrısı yapmasının ardından geldi. Şii lider Şeyh Nasar El Saed, bütün politik güçleri bu gösteriye katılmaya çağırdı.
Amerikan birlikleri arabaya ateş açtı
Irak’ta bulunan Amerikan ordusu, İtalyan rehine Giuliana Sgrena’nın serbest bırakılması sırasında üzerine ateş açılan arabanın İtalyan polisi tarafından incelenmesine izin vermiyor.
Solcu Manifesto gazetesinin muhabiri olan Giuliana Sgrena, 4 Mart’ta serbest bırakılmıştı. Fakat Amerikan birlikleri gazetecinin arabasına ateş açarak İtalyan ajan Nicola Calipari’yi öldürdüler.
İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya göre bu araba Amerikan birlikleri tarafından Bağdat Havaalanı’nda tutuluyor. İtalyan polisi Calipari’nin nasıl öldüğünü bulmak için arabayı incelemek istiyor, fakat Amerikan ordusu buna izin vermiyor.
Bu durum İtalyan halkının Bush’a duyduğu öfkeyi ve İtalya’da savaş karşıtlığını daha da artırıyor.
Amerikan donanması savaş karşıtı denizciyi yargılıyor
Irak’ta devam eden işgale karşı çıkan, Amerikalı bir denizci İran Körfezi’ne giden bir gemide görev almayı reddettiği için yargılanıyor.
Donanma geçen Cuma günü denizci Pablo Paredes’in gemiye binmeyi reddettiği için özel bir mahkemede yargılanacağını açıkladı.
Bu gelişmenin ardından Pablo vicdani retçi olmak için başvuruda bulundu.