Sosyalist İşçi 243 (22 Ekim 2005)

 

Sayfa 10 :

Yeni sol tartışmaları

Sokakta da akademisyenler var!
Devrimci İşçi Sendikları Konfederasyonu(DİSK) 14-15 Ekim 2005 tarihlerinde Bolu'da "Türkiye'nin geleceğini tartışma ve solda yeni bir süreci başlatmak amacıyla" bir toplantı düzenledi.
Görünen o ki eski solun içinde olduğu kriz ve çıkmazlar DİSK için de sorun teşkil ediyor. Halkın yarıya yakınının, geleceğe güvenle bakmak için yeni bir çıkış aradığı, ancak mevcut hiçbir sol siyasal partinin bu umudu vermediği ve dolayısıyla siyasette yeni bir çıkış zorunlu hale geldiği doğru bir tespit. Ancak bu tarz toplantılar Türkiye'de sol açısından yeni değil. Daha önce de defalarca bu tarz toplantılar yapıldı ve deneyimler sağlandı.
Bu deneyimlerden hareketle: Kapalı kapılar ardında, yukarıdan aşağıya örgütlenmiş bir siyasal yapı, toplum için umut verici bir dinamik yaratmamıştır ve bundan sonra da yaratması zordur. Bu girişime DİSK başkanı Süleyman Çelebi'nin çağrısıyla 30'a yakın akademisyen ve gazeteci davet edilmiş. Bir kısmı liberal, bir kısmı ulusalcı olan akademisyenler ve aydınların katılımı oldukça kısır kalmış görünüyor.
Solu bu hale getirmiş eski solcular ve küskün sosyal demokratların yanında çeşitli sosyal hareketlerin içinde yer alan, kampanyalar yapan, sokaklarda eyleme çıkan yani mücadelenin içinde yer alan aktivistler ve akademisyenlerin bu toplantıda bulunmasına lüzum görülmemiş.
Çağırılan akademisyenlerin bir kısmı elbette sol açısından bir şey ifade ediyor ama kurulmak istenen ya da başlatılmak istenen süreç yeni, dinamik, kazanma şansı olan bir şey olacaksa biraz daha sokağa bakılmalı.
Gün geçtikçe daha da küçülen eski sol dışında yeni bir şey yapmak için daha da daralmış, kapanmış toplantılardan ve bakış açılarından kurtulmak gerekiyor.
Çeşitli sosyal mücadelelerin içinde yer alan, bizzat taban aktivizmine dahil olmuş onlarca akademisyenin görmezlikten gelinmesi bırakalım aşağıdan basit insanlarla bir şeyler yapmaya çalışmayı aydınlara bakışlarında bile elitizmi gözler önüne seriyor.
Tolga ŞİRİN


Birleşik bir şey olmalı
Eğer yeni bir soldan söz edeceksek bence birleşik bir şey olmalı. Bu çok mümkün mü bilemiyorum. Kampanya yapan aktivistleri bir araya getirsek bile bu birliktelik çok uzun ömürlü olur mu; onu da bilemiyorum.
Barışarock'ta çok farklı insanların birlikte çabasıyla, birlikte kampanya yapmasıyla oluşturduk her şeyi. Elimizden geldiğince savaş karşıtlığı ve sistem karşıtlığını anlattık. Sahneden alanda, kampanya boyunca. Biz anlattıkta oraya gelenlerin ne kadarı ikna oldu, bundan sonrası için birlikte bir şeyler yapar mıyız çok emin değilim.
Ama sonuç olarak yaklaşık 30 bin kişiye ulaşan bir kampanya yaptık. Kendi kabuğumuzdan çıktık. Her zaman birlikte olmadığımız insanlarla birlikte bir şeyler yapmış olduk. Bu olumluydu.Ama sadece savaş karşıtlığı yetmiyor bence. İnsanların gündelik hayatlarını etkileyen sorunlarla da ilgili kampanyalar yapmak gerek. Küresel ısınmaya karşı yapılan kampanya bu anlamda olumlu.Ama bence bu da yetmez.
Türkiye gündemiyle ilgili kampanyalar da yapmak gerek. Bir sürü sorun var aslında..
Tabiki savaş karşıtlığı önemli ve belirleyici. Ama AKP yi daha iyi teşhir edeceğimiz kampanyalar yapmalıyız. İşsizliğe dair, sendikal sorunlara dair vb. o kadar çok konu var ki. İnsanların hayatı hiçte güllük gülistanlık değil. Bütün bu konularda kampanya yapmak ama tüm kampanyaları da birbiriyle birlikte hareket eder hale getirmek gerek. Eksik kaldığımız yer burası.
Barışarock'ta 52 stand açıldı. Hepsi de ortak dertlere sahipti aslında.
Mesela ben bütün bu kampanyalara destek vermek istesem nasıl yapacağım? 52 parçaya bölünemem ki. Zaten milyonlarca insandan oluşmuyoruz. Gücümüz az. Ancak birkaç kampanyada aktif çalışabiliyorsun. Bütün bu kampanyaları derlemek toplamak ve ortak hareket etmelerini sağlamak gerek. 52 standın 20 şer aktivisti varsa diyelim, toplamda ortalama 1000 aktivist demek bu. 1000 aktivist birlikte hareket edebilse sonuç daha iyi olur. 1000 aktivisti olan bir kampnya çok büyük bir şey olurdu herhalde.
Daha önce de (ÖDP) birlik sağlamaya çalışılan girişimler oldu. Ama bunlar solcuların sekterliği yüzünden dağıldı. Üstelik bu pek çok insanın moralinin bozulmasına ve umudunun kırılmasına yol açtı. Sola yönelik güven kırıldı.
Bence bütün muhalif kesimleri ortaklaştırabilecek geniş birlikler ve birlikte hareket edebilme zeminleri oluşturmak gerekiyor. Özellikle muhalif kesimler diyorum çünki kastettiğim sadce küçük sol gruplar değil. Savaş karşıtlığında olduğu gibi kendisine savaş karşıtı diyen herkesle birlikte hareket edebilmek gerekli. Ama bunun içerisinde solcular sekterlik yaparsa sonuç yine aynı olur, yürümez fazla.
Birgül İZMİRLİ
Barışarock Aktivisti


Sosyalistlerin yeniden yapılanması mı, yeni sol mu?
Son zamanlarda hem Sosyalist İşçi gazetesinde hem de bir çok farklı platformda "yeni sol" tartışmalarına şahit oluyoruz. Bu tartışmayı yapanlar arasında yeni solu, sosyalistlerin yeniden yapılanması olarak gören genişçe bir kanat var.
Küresel BAK'ın düzenlediği "Savaş Karşıtı Hareket ve Yeni Sol" toplantısında Hakan Tahmaz ve Sosyalist İşçi gazetesinin bir önceki sayısında Foti Benlisoy tarafından da dile getirilen bu görüş bence bazı tehlikeler barındırıyor.
Öncelikle; zaten dünyada anti-kapitalist hareketle doğup (Seattle,1999) savaş karşıtı hareketle ayağa kalkıp halen de büyümekte olan yeni sol ile "sosyalistlerin yeniden yapılanması" düşüncesinin benzer vurgular taşımakla birlikte birbirlerinden farklı olduğunu düşünüyorum. Geçmişteki hareketlerden farklı olarak çok çeşitli unsurları; sosyalistleri, ekolojistleri, otonomcuları, reformistleri, kadınları, eşcinselleri, sendikaları vs. bir araya getiren bir harekete dayanan bir sol yerine, sosyalistleri zaten savunmaları gereken ilkeler (enternasyonalizm, çoğulculuk, demokrasi, pozitif ayrımcılık, emek eksenli bir bakış) etrafında yeniden yapılandırmaya çalışan bir sol açıkçası bana pek de yeni gelmiyor.
Türkiye'de de dünyadaki hareketin bir parçası olan ve yukarıda anlatılan ilkelerin hepsini sahiplenen yepyeni bir genç aktivist kuşak var. Açık ki; savaş karşıtı hareketle birlikte bir çoğu ilk defa sokağa çıkmış, hiyerarşiden, bürokrasiden nefret ettiği kadar yaşadığı sorunların kaynağı olan kapitalizmden de nefret eden bu genç kuşağın çoğunluğu kendisini sosyalist olarak ifade etmiyor. Bu gençler 1 Mart'ta teskereyi durduran, Sorgun Ormanları kesilmesin diye imza toplayan, Barışarock'ta Coca-Cola işçileriyle dayanışan, genetiği değiştirilmiş organizmalara ve küresel ısınmaya karşı kampanya örgütleyen gençler. Yeni solun ve bu solun sosyalist kanadının görevi bu gençlere sırtını dönerek kendisini yeniden yapılandırmak değil, bu kuşağın bütün mücadelelerini ve işçi sınıfı mücadelesini birleştirecek, ayağı sokakta olan, çeşitliliği içinde taşıyan, Türk solunun yenilgi havasından uzak, bürokratik ve hiyerarşik olmayan, dinamik bir sol alternatif yaratmaktır. Yeni sol tartışmalarının sebebi, yeni bir solun bir idealden çok bir ihtiyaç hatta bir zorunluluk haline gelmesidir, sosyalistlerin yeniden yapılanması ise defalarca denenmiş ve başarısız olmuş bir formüldür.
Eğer sokaktaki hareketi göremezsek biz sosyalistler bir köşede "yeniden" yapılanmaya devam ederiz, hareketin ne kadar içinde olursak kapitalizmi durdurmaya, başka bir dünya kurmaya o kadar yakın oluruz.
Irmak ÖZİNANIR


Hayatta kalmayı dayanışarak sağlamak
Dünyada yaşamın hızı artarken sol bu hıza ayak uyduramamış, daha doğrusu, hazır olmadığı bu hıza ayak uydurmaya çalışarak kendisini üretemeyen bir anti-tez harekete dönüşmüştür. Devamlı giden bir otobüsü yakalamaya çalışarak hem kendini tüketmiş hem de otobüsün gittiği aynı yolu izleyerek farkını da yitirmiştir. Yapılması gereken bu "hız"dan, "yol"dan ve beraberinde getirdiği, "düşünememe", "muhakeme edememe", "üretememe" sürecinden kurtulmaktır. Bunun için otobüsü izleyen otobüse değil, otobüsten farklı yere giden, <geçen demiyorum> bir trene gereksinim vardır.
İkinci yapılması gereken ise solun "küçük" düşünmeyi öğrenmek zorunda olduğudur. İşçi sınıfının ya da çiftçilerin hep birlikte devrime yürüyeceği gün gibi büyük amaçlar yerine, sınıflar arasında dayanaşarak ortaya çıkarılacak küçük projelerin hayata geçirilmesiyle "büyük"lere karşı duruşun örnekleri verilmelidir. Büyük marketlere küçük bakkallarınız, büyük televizyonların yayın alanlarına hapsolmuş kitlelere küçük radyo ve televizyonlarınız olmadan karşı duramaz; sermaye birikimi sağlanıp onlar kadar "büyük" rakipler yaratmayı başardığınızı varsaysanız bile, yarattığınız "büyük"lerin onların büyüklerine benzemelerinin önüne geçemezsiniz. Tüm dünyadaki insanlara öğretilmeye çalışan, IMF'siz, DTÖ'süz ve ÇOŞ'siz yaşamanın mümkün olmadığı yalanını, ancak kendi "küçük" bakkal ve manavından aldıklarıyla karnını doyurabilen, "küçük" hastane ve okullarında kendine yetebilen insanlar boşa çıkarabilir. Çiftçiler, ancak mallarını adil bir ticaretle kendilerinden alan bu bakkal ve manavların onları ayakta tutabileceklerini gördüklerinde size inanır ve toplum kendi çiftçisine, öğretmenine ve doktoruna sahip olmaya başlar. Bir küçük kıvılcım ve diğer dünyaya ısrarlı bir sırtını dönmeyle başlayacak bu girişimin en başta aradığı özellikler ise insanlara unutturulan bireysel özgürlük, adil paylaşım, eşitlik, tembellik hakkı, özgür aşk, ekolojik denge, barış, sosyal maliyet ve bu gibi, kapitalizm asla ve asla öneremiyeceği kavramların, insanlara anımsatılmasıdır.
Kanımca böyle bir hareketin doğuşu için, söyledikleriyle yaşadıklarını aynı paralelde tutabilen insanların birlikteliğine ve onların ortaya koyacağı "küçük" hedeflere ihtiyaç vardır. Yeni sol, ne sözle ne de özlemle oluşacaktır. Dünyada, kapitalizmin bozduğu ekolojik ve sosyal denge, dünyanın dört bir yanındaki çok farklı insanı "kar" için değil, "yaşamları" için biraraya getirmektedir. Kapitalizmin onlara bu noktada önereceği hiçbir şey yoktur ama "yeni sol" onlara en temel ve en "küçük" gerekliliği, hayatta kalmayı dayanışarak sağlayabilir.

Özgür Gürbüz
Nükleer Karşıtı Platform
3 Aralık Küresel Isınma Eylem Günü çalışma Grubu aktivisti