Sosyalist İşçi 266 (30 Aralık 2006)

 

Sayfa 6-7: Orta Sayfa


FİLİSTİN’DE NE OLUYOR
Lübnan'ın yapısı
Filistin’in iki en büyük ör-gütlenmesi arasında ki mücadele hızla çatışmaya dönüştü ve aynı hızla da iç savaşa dönüşme eğilimleri taşıyor.
Filistin kurtuluş hareketinin tarihsel örgütü El Fetih ile İntifada ile birlikte öne çıkmaya başlayan Hamas arasındaki bu çatışma ortamının nedeni ne? Neden Hamas son parlamento seçimlerinde çoğunluğu kazanmasına rağmen ve dolayısıyla hükümeti kurma hakkını elde etmesine rağmen hem İsrail tarafından, hem emperyalist ülkeler tarafından hem de zaman zaman El Fetih ve El Fetihci devletBaşkanı Mahmud Abbas tarafından tanınmıyor. Mahmud Abbas son olarak seçimlerin yenilenmesi kararı aldı. Böylece hükümeti Hamas’tan almayı planlıyor.
İsrail Filistine düzenlediği saldırılarda hamas üyesi bakanları, milletvekillerini “terörist” diye tutukluyor. Başta ABD olmak üzere birçok devlet Filistine yaptıkları düzenli yardımları kestiler.
İsrail’i tanımak ne anlama gelir?
Hamas ile ilgili sorunlar İsrail’in tanınıp tanınmamasından doğmaktadır. Hamas daha önce FKÖ ve El Fetih’in de yaptığı gibi siyonist İsrail devletini tanımamaktadır. İsrail’i, başta ABD olmak üzere emperyalistleri v e siyonizmin her türlü yandaşını Hamas’a düşman kılan bu politik tutumdur. Hamas İsrail’i ile nihai bir uzlaşmaya karşıdır çünkü bu İsrail’in ve dolayısıyla 60 yıllık katliamların, işgallerin, etnik temizliğin tanınması anlamına gelir.
Siyonistler 60 yıldır Filistin’de sistemli bir etnik temizlik gerçekleştirmektedirler. Bu etnik temizliğin yolu katliamlar ve savaşlardır. Sırtını ABD emperyalizmine dayayan ve onun bölgedeki çıkarlarını korumak karşılığında para yardımı ve silah alan siyonistler her savaştan, her gerginlikten sonra bir parça Filistin toprağına daha el koymuşlardır.
Etnik temizlik sadece artık tarih olmuş bir dizi katliam değildir. Etnik temizlik aynı zamanda ülkelerinden, topraklarından kaçmak zorunda kalmışmilyonlarca göçmen demektir.
Bugün Ortadoğu’nun birçok ülkesinde ve bu arada Gazze ve Batı Yakası’nda milyonlarca Filistinli yaşamaktadır.
Göçmen Filistinlilerin çok büyük çoğunluğu yaşadıkları ülkelerde sığıntı durumundadır. Birçok hakları kısıtlıdır ya da hiç yoktur. Filistinli göçmenlerin çoğu Birleşmiş Milletler yardımı ile hayatlarını sürdürebilmektedir.
Bu göçmenler için geri dönmek bir haktır ve siyonist İsrail devletinin tanınması bu hakkın sonsuza kadar ortadan kalkması demektir. Dolayısıyla Filistin halkının siyonist devleti tanıması mümkün değildir.
Oysa emperyalistler ve İsrail acil barış diyerek Filistin Yönetimi’nin İsrail’i tanımasını talep etmektedirler. Tanınması uğruna İsrail Batı Yakası’nda çok küçük toprak tavizleri bile vermeye hazır gibi görünmektedir. Çünkü bir kere Filistinliler tarafından tanınırsa bugüne kadar kanla, zorbalıkla işgal ettiği bütün topraklar üzerindeki egemenliği meşru olacak ve Filistin halkının büyük çoğunluğu topraklarından uzak göçmen olarak kalacaklar.
El Fetih adayı olarak Yaser Arafat’ın arkasından Filistin Devlet Başkanı olarak seçilen Mahmud Abbas İsrail’in tanınmasından ve İsrail ile bir barış anlaşması imzalamaktan yana.
Filistin kurtuluş hareketini başlatan ve uzun yıllar bu hareketin liderliğini üstlenmiş olan bir örgütün önderliğinin bu çizgiye düşmüş olması doğrusu acıklı.
Hamas emperyalistler ve İsrail tarafından bir de “İslami terörist” olarak suçlanmaktadır. Hamas’ın İslamcılığı Türkiye’de de solda yer aldıklarını söyleyen birçokları için eleştiri konusudur. Bu çevreler İslamcıolması nedeniyle Hamas’a karşı tutum almaktadır.
İsrail ve emperyalistler Hamas’ı terörist demektedir çünkü Hamas İsrail saldırılarına karşı direnmektedir. Bu Filistin halkının en meşru hakkıdır.
Canı istedikçe Filistin Yönetimi’nin kontrolündeki bölgelere giren katliamlar gerçekleştiren İsrail’e karşı Filistin halkı kendisini savunma hakkına sahiptir. Ortada bir terörist varsa çok açık ki bu siyonist İsrail devletinin yöneticileridir.
Sorgusuz sualsiz insanları öldüğren, çok zaman çocukalara, kadınlara ve sivil halka saldıran ve katleden siyonist İsrail devletidir. Misilleme yapan, ölen bir İsrailliye karşı sayısız Filistinliyi katleden gene siyonist İsrail devletidir.
Aynı şekilde Irak’ta, Afganistan’da yaptıkları ile diğer terörist ABD ve onun devletbaşkanı George Bush’dur. Hamas halkın direnişinin sembolüdür.
hamas’ın islamcı olmasına gelince bu doğrudur ama Hamas’ın belirgin karakteri İslamcı olması değil uzlaşmaz bir biçimde direnişin önderi olmasıdır.
Siyonistler ve Türkiye’deki laikci solcular Hamas’a İslamcı olduğu için saldırırken aslında Bush ile aynı yere düşmektedirler.
Bush ve çetesi dünyayı ikiye bölmektedir. Serbest pazar ekonomisinden, yeni liberalizmden yana kendi taraftarları ve onlara karşı olan “haydut devletler” ve “islamcı teröristler”. Bush herkesi bu bölünmede taraf olmaya çağırmaktadır. Kendisinden yana olmayan herkesi de “terörist”, “İslamcı terörist” olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle Irak ve Afganistan direnişlerine, Filistin’de Hamas’a, Lübnan’da Hizbullah’a İslamcı oldukları için karşı çıkanlar fiilen b uralarda bu hareketlere karşı savaşan ABD ve NATO ordularının yanında yer almaktadırlar.
Bugün Filistin’de özgürlüğü savunmak siyonist İsrail devletini reddetmekten geçer. Bu tutum Hamas’ın tutumuysa Hamas’ın yanında yer almak gerekir.
Sinan Bulut


Arafat ne derdi?
Mahmud Abbas’dan önce Filistin Yönetimi’nin, FKÖ’nün ve El Fetih’in lideri Yaser Arafat’tı. Arafat El Fetih’i ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) kuran kişi.
İsrail ile anlaşma doğrultusundaki ilk adımlar Arafat tarafından atıldı. 1982”de Lübnan’dan Filistin hareketinin silahlı güçlerini çekerken Arafat aslında uzlaşmanın ilk adımlarını atmıştı. Hareket Lübnan’dan çekilip Tunus’a yerleştiğinde ABD aracılığı ile İsrail ile dirsek temasına başladı ve ardından Amerika’ya giderek İsrail başbakanı ile karşı karşıya geldi. Ardından İsrail ile Filistin Kurtuluş Hareketi (FKÖ) arasında Oslo görüşmeleri başladı. Oslo görüşmeleri Filistin hareketinin İsrail’i tanımasını şart koşuyordu ve bütün süreç boyunca uyumlu davranan Arafat bu noktada uzlaşmaz oldu.
Yaşamanın son döneminde ABD’nin ağır saldırısına uğradı, İsrail tankları kaldığı binaya ateş açtı ve ablukaya aldı. Ölümü İsrail ve ABD için bir kurtuluş oldu. Yerine gelen Abbas son derece farklı bir tutum aldı.


Direnenler suçlu mu?
Hamas’ı suçlayanlar asıl olarak bu örgütün siyonist baskıya karşı direnmesini kınamaktadırlar. Onlar baskıya karşı uysal bir boyun eğiş istiyorlar bunu bulamayınca da öfke ile Hamas’a saldırıyorlar.
Oysa direnmek ezilenlerin, saldırı altındakilerin en temel hakkı.
Hamas 2004 yılında İsrail’in isteği ile “terörist örgüt” olarak ilan edildi. Oysa 1993 yılında bir İsrail generali “45 yıldır askeri işgal altında ezilen, acı çeken ve işgal gücüne karşı ayaklanan bir halkı kınayamaz ya da reddedemez1 diyordu.


Hamas sapabilir mi?
Bugün emperyalist baskılara karşı direnen ve siyonist İsrail’i tanımayan Hamas acaba ileride bugünkü tutumunu değiştirerek emperyalistlerle uzlaşabilir mi?
Böyle bir tutumun bazı örnekleri var. Dolayısıyla günün birinde Batı’dan, emperyalistlerden gelen basınca dayanamayan Hamas’da uzlaşma yolunu seçebilir.
Hamas’ın böylesi bir adım atmasındaki en önemli faktör Filistin milliyetçiliğinin bütün tartihin en zayıf noktasında olmasıdır. Bu zayıflık Hamas’ı da etkileyebilir.


Abbas’ın seçim isteği

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın seçim önerisini İsrail ve emperyalistler destekliyorlar.
Emperyalistler yeni bir seçimde Hamas’ın güç kaybedeceğine kesin gözü ile bakıyorlar.
Geçen seçimlerden bu yana uygulanan ambargonun ve yapılan yardımların kesilmesinin Filistin halkını etkilediğine ve Hamas’tan uzaklaşacaklarına inanıyorlar.
Oysa Lübnan’da olduğu gibi Filistin’de de halk büyük çoğunluğu ile Hamas’tan yana. Ancak sorun aslında meşru seçimlerin tanınıp tanınmaması.