Sosyalist İşçi 317 (21 Mart 2008)

 

Sayfa 2 :


Sulukule'yi yalnız bırakmayalım
Kentsel dönüşüm projesi, dünyanın en sosyal projesi, romantik ve insanı bir proje v.s. bu laflar yıkımına geçtiğimiz eylül ayında başlanan Sulukule için yetkililer tarafından söyleniyor. Kültürel ve tarihi bir dokuya sahip olan Sulukule uzun süredir rantiyenin gözüne kestirdiği semtlerden biriydi. Rantiye, Fatih Belediyesi aracılığıyla amacını gerçekleştirmek için Sulukule'yi yerle bir ediyor.
Sulukule'de yaşayan Romanlar toplumun en dışına itilmiş, en yoksul kesimlerini oluşturuyor. Bu insanlara insani projeyle gittiğini söyleyen belediye, evlerini kırmızı boyayla işaretleyerek eşyalarıyla birlikte yıkıyor. Bu yoksullara alternatif barınma olarak Toplu Konut İdaresi'nin Taşoluk'ta yaptığı evler gösteriliyor. 1000 YTL. Damga pulu parası ve 15 yıllık ödeme zorunluluğunu yoksulların karşılayamayacağını bilmesine rağmen.
Seksen evin yıkıldığı Sulukule'de insanlar şimdiden çoluk çocuk kuytu köşelere ve sokağa terk edildiler.
Tarihi evlerin de yıkıldığı Sulukule'de yıkımları durdurma davaları devam ederken belediye dozerleri her gün semte giriyor. En temel gereksinimleri ellerinden zorla alınan bu insanlar şimdi sürekli sağlık sorunları ve açlıkla başa çıkmaya çalışıyorlar. Son olarak sözü Sulukuleliler'e bırakalım:
Son kez sesleniyoruz;
Bizler ne TOKİ'nin Taşoluk konutlarının bedellerini, ne de Sulukule dışındaki yerlerin daha yüksek olan kiralarını ödeyecek durumdayız.
Bizler alternatif barınma imkanları sağlanmadan evlerimizden çıkmayacağız.
Unutmayın işaretli evlerde hâlâ tencere kaynıyor...


Bir katliamcıyı yargılayamadık
MHP eski milletvekili Mehmet Gül, Ukrayna'da öldü. Mehmet Gül'ün ölüm haberi medyada geniş yer aldı. Neredeyse, bütün medya Mehmet Gül'ün renkli kişiliğinden, siyasi kariyerinden söz ederek yas havasına büründü. Onun Che şapkası takmasından, meclisteki renkli konuşmalarına kadar bir dizi anısı anlatıldı. Ölümüyle saygıda kusur etmeyen medya, ölümünden önce de onu her tartışma programına çağırarak, programlarda saldırgan tutumunu ellerini ovuşturarak karşılıyordu.
Medya ve siyaset dünyası öyle bir hava yarattı ki, sanki hep birlikte Mehmet Gül'ün arkasından yas tutmalıyız. Oysa onun bir başka, hem de çok iyi bilinen başka bir tarihi var. Bundan tam 30 yıl önce 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nden topluca çıkan solcu öğrencilerin üzerine Beyazıt Meydanı'nda bomba atıldı. Bombadan sonra öğrenci- ler silahlarla tarandılar. Saldırıda altı öğrenci hayatını kaybederken, kırk öğrenci de yaralandı. Saldırıyı bir grup faşist gerçekleştirdi. Faşistlerin başında Mehmet Gül vardı. Ve saldırı talimatını verenlerden biriydi. Sonradan çıkan kanıtlarla, solcu öğrencilere bombalı saldırı olacağı bir hafta önceden polis tarafından biliniyordu. Polis saldırıyı önlemek bir yana katliam anında faşistleri korumakla meşguldü.
Bu katliam Mehmet Gül'ün sicilindeki tek olay değil. İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptığı dönemde sayısız provokasyona ve cinayete adı karıştı. Siyasi kariyerini katliam ve cinayetlerle süsleyen Mehmet Gül sonunda MHP tarafından milletvekilliğiyle ödüllendirildi. Son olarak ikinci susurluk olarak adlandırılan balyoz operasyonunda adı geçen ve gözaltına alınan Mehmet Gül derin devlet ve mafyanın önemli figürlerinden biriydi.
Muhtemelen yine karanlık işler için, çek senet tahsilatı için gittiği Ukrayna'da öldü. Ve yine katliamcı bir faşisti yargılama şansından mahrum kaldık.


Mücadele moral veriyor
Samsun Çarşamba'da Türk-iş'e bağlı Belediye-İş Sendikası'nda örgütlenmek isteyen 126 işçi yaklaşık 3,5 ay önce işten atıldı. İşçiler ve bağlı oldukları sendika o günden bu yana işçilerin evlerine dönmesi için mücadele ediyor.
Hükümetin yasal düzenlemelerine karşı gerçekleşen 2 saatlik grev sonrasında hükümetin geri adım atması mücadele eden herkese moral verdi.
15 Mart Cumartesi günü işten atılan işçilerin işe geri dönmesi ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin ortadan kaldırılması talebiyle Belediye-İş sendikasının çağrısıyla 7 bin kişilik miting düzenlendi. Eyleme Yol-iş, Tek-Gıda-İş, Şeker-İŞ, Tarım-İş, KESK, Kamu-Sen ve çeşitli siyasi partiler katıldı. Eylem boyunca dayanışma sloganları atıldı. Aynı zamanda SSGSS yasasının geri çekilmesi istendi.


Konu Kürt meselesi olunca, yargı çok hızlı
Roj TV'nin kapatılmaması için Danimarka Başbakanı'na mektup yazan 56 belediye başkanı hakkında PKK'ye yardım ve yataklık suçundan Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı. Savcı Şırnak, Tunceli, Batman, Diyarbakır gibi belediye başkanlarının da aralarında olduğu 53 belediye başkanının suçu ve suçluyu övmekten ikişer yıl hapisle cezalandırılmalarını istedi. Aynı partiden, bu kadar belediye başkanı hakkında dava açılması bir ilk. Bu gidişle yargı hızını alamayıp bütün Kürt halkı hakkında ömür boyu hapis istemiyle dava açabilir.


İşkence notu yüksek
İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der'in çalışmalarına göre 2007 yılında Türkiye'de işkence vakalarında artış yaşandı.
Raporlanabilen 452 vakada işkence ve kötü muamele yaşandı. Cezaevlerinin aşırı kalabalıklığı, ordunun yargıya ve siyasete müdahalesi, davaların uzun sürmesi ve adalet sistemindeki olumsuzluklar da ayrıca değerlendirildi.


Hâlâ idrar içiriyorlar
Kars'tan inşaatlarda çalışmak üzere Gebze'ye gelen Kürt kardeşlerin başına gelmedik kalmadı.
Ablalarının kavgasını ayırmaya çalışan gençler polisin coplu ve biber gazlı saldırısına uğradılar.
Evlerinin kapı ve penceresini zorla kırıp içeri giren polis, gençleri ormanlık alana götürerek işkence yaptı. Gençlerden birine de zorla idrar içirdi. Gençlerden biri "kan kaybettiğini" söyleyince "bir terörist daha eksilir" diyerek polisler işkencelerine devam ettiler.
Polis yetkilerini yeniden kazandıktan sonra, bir dönemki açığını hızla kapatmaya çalışıyor.


Şemdinli davası sürüncemede
2005 yılında Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitabevi'nin bombalanması davası devam ediyor.
Son duruşmaya avukatlar, davanın askeri mahkemede görülüyor olmasını protesto etikleri için katılmadılar.
Mahkemenin 39 yıl hapis cezası verdiği sanıkların hükümleri Yargıtay tarafından bozulmuş ve serbest bırakılmışlardı. Dava daha sonra askeri mahkemeye gönderil- mişti. Askeri Mahkemenin ilk duruşmasında sanıklar tahliye edilmişti.
Bu duruşmada ise sanıklar bundan sonraki mahkemelere katılmaktan muaf tutuldular.
Tanıklar ise, avukatları olmadığı için ve defalarca ifade verdikleri için tekrar ifade vermeyi reddettiler.


Yine asker, yine bombacı
9 Ekim'de Kars- Ankara arası sefer yapan Doğu Ekspresi'nde yolculuk bitiminden sonra yapılan bakımda güçlü etkisi olan plastik patlayıcı bulunmuştu. Bomba şans eseri patlamamıştı ama medya sorumlu olarak hemen PKK'yi göstermişti. Son duruşmada, olayla ilgili yakalanan sanıkların avukatı ağzından baklayı kaçırdı. Avukat baş sanık olan müvekkilinin "Siirt Alay Komutanlığı ve İl Jandarma Komutanlığı ile irtibatlı çalıştığını" söyledi. Böylece bir bombacının da askeriyede çalışan bir ajan olduğu ortaya çıktı.


Köylüler maden ocağı istemiyor
Muğla- Marmaris- Osmaniye köyünde manganez madeni rezerv araştırmaları için yapılacak olan çalışmalarla ilgili mahkemenin verdiği geçici durdurma kararı kalktı, çalışmalar yeniden başladı. Bölgede yaşayan köylüler madenin işletilmesini istemiyor.
Çam balı üretimi ve hayvancılık ile hayatlarını sürdüren köylüler, maden çalışmalarının ve çıkartılmasının bölgedeki hayatı yok edeceğini düşünüyor. Şu ana kadar sürdürülen rezerv araştırma çalışmalarında yüzlerce ağaç kesildi. Bölgede yaşayanlar çalışmaların durdurulması için pek çok eylem gerçekleştirdi.
AKP milletvekili Mehmet Nil Hıdır köylüleri ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.
Demokrasi Platformu sözcüsü "Arı kovanına çomak sokturmayacağız" sloganıyla sürdürdükleri kampanyalarının madeni engelleyene kadar devam edeceğini söylüyor.


İşsizlik artıyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun üçer aylık dönemlerde açıkladığı, "hane halkı anketine" göre Aralık 2007 dönemi itibarıyla işsizlik yüzde 10,6 olarak ortaya çıktı. Ekonomik büyüme sadece sermaye sınıfına yansıyor. İşsizlik oranının kentlerde yüzde 12,2'yi bulduğu ise başka bir gerçek.