Sosyalist İşçi 225 (8 Ekim 2004)

 

Sayfa 7: Dünya

Almanya'da direniş sürüyor

Batı'da en fazla kazanılmış sosyal hakka sahip olan Alman işçi sınıfına, sosyal demokrat ve Yeşillerden oluşan iktidar saldırıyor. Almanya tarihinin en azgın saldırısının kod adı haline gelen "Hartz IV", uygulamaya bütünüyle konulduğunda dört milyon kişi, yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum olacak.
Hartz IV, işçilerinin işsizlik parası haklarını elinden almayı ve yoksulluk sınırının altında yaşam koşullarına itmeyi hedefliyor.
Alman işçi sınıfı saldırıya karşı kararlı bir şekilde direniyor. Yaz ayları boyunca yüzlerce kentte irili ufaklı eylemler gerçekleşti. 2 Ekim'de Berlin'de gerçekleşen eyleme 50.000'den fazla işçi katıldı. Almanya'nın diğer bölgelerinden 100 otobüs dolusu işçi de eyleme katıldı. Büyük eylemin hemen ertesi günü yaklaşık 5.000 kişi kent merkezinde bir kez daha yürüdü.
Önümüzdeki dönem de eylemlerin sürmesi bekleniyor. 6 Kasım'da Nürnberg Sosyal Forumu bir eylem gerçekleştirecek. 17 Kasım'da sosyal kesintilere karşı ulusal büyük bir eylem planlanıyor.
Sınıf cephesinde mücadele sürerken, iktidar partisi SPD ve başbakan Schröder'e işçilerin desteği hızla kalkıyor. Almanya'da, SPD'nin solunda gerçek bir seçim alternatifinin oluşması yönünde II. Dünya Savaşı Sonrası en elverişli koşullar yaşanıyor denebilir. Daha önceki muhafazakar Hıristiyan Demokrat Partisi'nden (CDU) hiçbir farkı olmayan yeni liberal uygulamalar, partinin tabanında büyük düş kırıklığına neden oluyor. SPD iktidara geldiğinden bu yana 200.000'den fazla üye kaybetti. Partiyi terk eden bir çok parti ve sendika aktivisti, mücadeleyi sosyal demokrasinin solunda sürdürmek konusunda arayış içinde. Solda Yeşiller federal hükümette iktidar ortağı olarak, Partei des Demokratischen Sozialismus (PDS) ise Berlin'de iktidar ortağı konumuyla alternatif olmadıklarını gösterdiler.
Haziran ayı ortasında Berlin'de gerçekleşen "Seçim Alternatifi" oluşumunun ilk toplantısına Almanya'nın dört bir köşesinden yaklaşık 1.000 delege katıldı. Yeni oluşum ülkenin her yerinde büyük heyecan yarattı. Oluşum, 2006'da gerçekleşecek olan genel seçimlere hazırlanıyor.
Ancak iki sorun hala devam ediyor. Bir yandan SPD'nin sendika bürokrasisi üzerindeki ideolojik etkisi hala güçlü. Bu durum, sendika liderliğinin hükümetin saldırılarına karşı güçlü bir şekilde direnmesinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Öte yandan sol bir alternatif oluşturulması, son seçimlerde Nazilerin oylarını büyük oranda yükseltmeleri nedeniyle daha da acil bir konu haline geldi. Naziler Brandenburg ve Sachsen eyaletlerinde yapılan son seçimlerde milletvekili adaylarını meclise soktular. Sachsen'da 13 NPD üyesi parlamentoya seçildi. Yıllardır ülkeyi yöneten CDU, SPD ve Yeşiller'den umudunu yitiren ve giderek yoksullaşan halk, çözümü sağda ve solda daha radikal seçeneklerde arıyor. Bu koşullar, bir yandan sol bir alternatif için elverişli koşulları hazırlarken, aynı zamanda Nazilerin güçlenmesinin olanaklarını da yaratıyor.
Bu nedenle sosyal demokrasinin solunda radikal bir seçim alternatifinin güçlenmesi için mücadele önemli. Ancak bu yeni oluşum kendisini sadece seçimle sınırlamamalı, sınıf mücadelesinin organik bir parçası olmalı. Ancak bu şekilde SPD'nin solunda gerçek bir seçenek olabilir.


Darfur: Gene petrol, gene kan


Sudan’ın Darfur bölgesi uzun bir süredir yoğun bir savaş alanı.Bölge halkı kendisini Arap olarak görmeyen Dar halkından oluşuyor. Zaten Darfur, Darların evi, Darların yurdu anlamına geliyor.
Darfur’da yaşayan 6 milyon insandan 2 milyonu ise Araplar. Uzun yıllar boyunca Dar halkı ile Araplar birbirlerine aslında karışmış durumdalar.
Savaş nedeniylebir milyon insan evlerini terk ederek göç etmek zorunda kalmış. On binlerce insan açlıktani salgın hastalıklardan ölmüş. 2004 yılının sonunda ölü sayısının 250 bine ulaşması bekleniyor.
Bölgeye yardım ulaştırmaya çalışan kurumlar panik halinde. Büyük bir insanlık dramı yaşanıyor.
Basın olayları kabaca “etnik çatışma” olarak adlandırıyor. Oysa bölge halkı yüzlerce yıl birli,kte yaşamış. etnik bir sorun şimdiye kadar yoktu.
Darfur’da bugün yaşana gelişmeler 1986’da başlamış. Merkezi hükümet yoksulluk nedeniylke merkezi hükümete karşı silahlı mücadeleye başlayan gruplara karşı başka grupları silahlandırmış. O günlerde ki Sudan kuraklığı bu çatışmaları kızıştırmış. Açlık komşuyu komşunun üzerine salmış.
1989’dan itibaren çatışmalar artmış ve son 1.5-2 yıldır iyice yoğunlaşmış.
Merkezi hükümet şimdi Sudan’ın birliğini korumak için Darfur’da yoğun bir şiddet uyguluyor. Hem sudan ordusu hem de merkezi hükümetin yerel işbirlikçileri çok saldırgan.
Katliam, yağma tecavüz hergünkü olaylar durumunda.
Oysa Darfur’daki bütün çatışmaların kaynağı olan yoksulluk Irak savaşına harcanan paranın yüzde biri ile ortadan kaldırılabilir.
Bu arada Sudan’da zengin petrol yataklarının bulunması bu ülkeye ABD’nin daha fazla ilgi göstermesine yol açıyor. ABD en kısa zamanda Sudan’da kendisinden yana bir hükümet istiyor.


Kısa Sudan tarihi
1820: Mısır Sudan’ işgal ediyor. 1876’da Mısır birlikleri tüm Sudan’ı kontrol etmeye başladı.

1979: Fransa ve İngiltere birlikte Mısır’ı kontrol etmeye başlıyorlar böylece Sudan bu ülkelerin kontrolüne geçiyor.

1881: Muhammed Ahmet’in liderliğinde ayaklanma. İngilizler ayaklanmayı bastıramıyor.

1885: Muhammed Ahmet’in birlikleri başkent Hartum’e ele geçiriyor ve İngiliz valisi Gordon’u öldürüyorlar.

1898: Omdurman savaşı.Sudan birlikleri İngilizler tarafından katliama uğruyor.

1914: İngiltere Mısır ve Sudan kontrolünü doğrudan ele geçiriyor. Sudan Kuzey ve Güney olarak bölünüyor. İngiliz Valisi “Güney Sudan henüz modern dünya tarafından sömürülmeye hazır değil” diyor.

1920’ler: Kapalı Kapı politikası nedeniyle Kuzey Sudan’ın kapıları Güney’e kapanıyor. Kuzeyliler Güney’e gidemiyor.

1930: Güney Sudan Kuzeyin Müsüman nüfusundan ayrı olduğunu ilan ediyor ve İngilizlerin Doğu Afrika kolonisine bağlanmaya hazırlanıyor.

1946-47: İngilizler Sudan’ı Kuzey Sudanlı büğyük toprak sahiplerine devrediyorlar. Güney Sudan’ın yeni yönetimde payı çok düşük.

1956: Sudan bağımsızlığını kazanıyor ama İngilizlerin yarattıkları Kuzey-Güney suni bölünmesi kısa süre sonra savaşa yol açıyor.

1980-83: Şeriat ilan eden Numeyri rejimine karşı yoğun tepkiler. Zaman zaman silahlı mücadele.

1991: ABD, açlıktan kırılan Sudan’a, Sudan ABD’nin Irak’a saldırmasına katılmadığı için tahıl göndermeyi durduryor.

1992: Sudan’ın dört bir aynında IMF’nin dayattığı politikalara karşı ayaklanmalar ve gösteriler.

1993: Umar El Başir Sudan devlet başkanı oluyor. Başkan hala o.