Sosyalist İşçi 227 (19 Kasım 2004)

 

Sayfa 14:

Neruda neden büyük şairdir?
100. Doğum Yılı nedeniyle dünyanın farklı köşelerinde, farklı biçimlerde anılan Şilili Şair Pablo Neruda (1904-1973), yirminci yüzyılın dünya çapında önde gelen büyük şairlerinden biriydi.
Nedir bir şairin büyük şair olarak anılmasını sağlayan etkenler?
Büyük şairleri, öteki önemli şairlerden ayıran başta gelen etken, yaşadıkları çağ ile gerçekleştirdikleri bütünleşmedir. Mayakovski'nin Ekim Devrimiyle, Aragon ve Eluard'ın Fransız Direniş Hareketiyle, Nâzım Hikmet'in ülkesi ve dünyayla kurduğu ilişki onları, böylesi konumlara taşımıştır.
Elbette bu yalnızca etkenlerden biridir.
Neruda'nın kişiliğinde buluşan pek çok şans sayılabilecek etken daha doğumunda başlar. Şili, bir ucu ekvatora, öteki ucu güney kutbuna yakın, Pasifik Okyanusu boyunca neredeyse bir ip gibi incecik uzanan, çok farklı coğrafi koşulların görüldüğü benzersiz doğa zenginliklerine sahip bir ülkedir. Neruda, bu ülkenin kırsal bir yöresinde, bir demiryolu işçisinin oğlu olarak doğar. Şiirlerinde derin bir varlık olarak görülen doğa, bu çocukluk günlerinin kendine bir armağanıdır.
Şiir yazmaya başladığı ilkgençlik yıllarında Şili'nin en önemli şairi, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış Gabriela Mistral ile tanışması, ondan şiirin gizleriyle ilgili öğütler alması da onun hayatındaki bir başka önemli rastlantıdır.
Henüz daha 20 yaşındayken yayamlanan ilk kitabı 20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı'nın kazandığı büyük başarı ona yeryüzünün de kapılarını aralar. Önce Çin Hindi'ne konsolos olarak atanır, ardından da iç savaş yaşayan İspanya'ya. İspanya'da kaldığı süre hem İspanya ve Avrupa şiir hareketleriyle yakınlaşması, hem de siyasal kimliğinin öne çıkması için gerekli koşulları sağlar. İç savaşta Cumhuriyetçilerin yanında yer alır. Bir gemiyle yaşamı tehlikede olan 2000 kişiyi İspanya'dan kaçırır.
1945'de senatör seçildiği ülkesinden 1948'de at sırtında And Dağları'nı aşarak kaçmak zorunda kalır. 1950'lerde Dünya Barış Konseyinde çalışır. 1969'da Şili Komünist Partisi tarafından Cumhurbaşkanlığına aday gösterilir ancak Allende lehine adaylıktan çekilir. Allende tarafından ülkesinin Paris büyükelçisi olarak atandığı 1971'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanır.
Büyük şiirle büyük hayatın birbirine karıştığı bir hayattır onunki. Büyük şair olmak hep büyük hayatlar yaşamayı gereksinir çünkü.
Neruda'yı büyük şair yapan bir başka etken de hem çok sayıda hem de çok farklı şiirler yazabilmiş olmasıdır. Siyasal şiirlerden doğa şiirlerine, aşktan epik destanlara dek çok farklı alanları şiirine aynı başarıyla taşıyabilmiştir.
Türkiyeli okurlar için Neruda'nın bir özelliği de Nâzım Hikmet'e olan hayranlığıdır. "Onun yanında biz şair bile sayılmayız" dediği Nâzım Hikmet'in ölümünün ardından da onun için çok güzel bir şiir yazmıştır.
Dilimizde Enver Gökçe'den Sait Maden'e, Hilmi Yavuz'dan Alova'ya Neruda'nın çok başarılı çevirileri yapılmıştır. Ülkemizde bunca sevilmesindeki etkenlerden biri de bu başarılı çeviriler olmalı.


Motosiklet Günlüğü:
Che'nin uzun yolu
Motosiklet Günlüğü, Küba devriminin liderlerinden Che Guevera'nın ilk gençlik yıllarını anlatan bir film. Biri tıp diğeri kimya okuyan iki Arjantinli genç, biraz macera biraz da gerçek yaşamda neler olup bittiğini görmek için sonu belirsiz bir yolculuğa çıkarlar. Yolculardan birisinin adı Alberto Granado'dur. Diğeri ise Ernesto Guevara de la Serna, yani Che.
Motosiklet Günlüğü bir yol filmi. Her durakta karakterlerinin farklı yanlarını açığa vuran, her durağın sosyal gelişmenin radikal bir evresini oluşturduğu bir film. Che ve arkadaşı, Şili, Peru ve Venezuella'yı katederler. Kadınlarla ilişkiler yaşar, çiftçilere yardım eder, madencilerle tanışırlar.
Güzel görüntüler eşliğinde süren yolculuk, dürüstlük, kararlılık gibi Che'nin bir dizi özelliğini anlatsa da, neden orta sınıf Arjantinli bir gencin efsanevi bir yaşam süren bir devrimciye dönüştüğünü bu filmden anlamak biraz zor.
Şenay GÜNEŞ

Motosiklet Günlüğü
Yönetmen: Walter Salles'ı
Oyucular: Gael Garcia Bernal


Gıda politikaları:
Kapitalizm şişiriyor
Morgan Spurlock, aşırı şişmanlık hakkında televizyonda yayınlanan bir haber programında, McDonald's'a dava açan iki obez kızın, sunucular ve hızlı yemek sektöründen birtakım yetkililer tarafından nasıl aşağılandığını gördüğünde Şişir Beni'yi çekmeye karar vermiş.
McDonalds'da cisimleşen fast food yemek biçiminin insan bedeninde yarattığı hasarı kanıtlamak için bir ay boyunca sabah, öğlen ve akşam yemeklerini Mcdonals'da yiyen yönetmen vücudundaki "ilginç" şekillenmeyi de dakik bir şekilde görüntülemiş. Spurlock, yemek temposunun kurallarını kendisi koymuş: 30 gün boyunca, günde üç öğün, McDonald's mönüsünde yer almayan hiçbir yiyecek yenmeyecek; hiç öğün atlanmayacak, mönüdeki her maddeden en az bir kez yenecek ve önerilirse "süper boy" seçenekleri kabul edilecek. Filmde sayısı ropörtaj var. ABD'de 20 şehir gezen yönetmen, ayın sonuna gelindiğinde aşırı kilolu ve kilodan kaynaklı bir dizi hastalığıyla obezitenin kaynağının şirketlerin kar güdüsüyle bağlantılı olduğunu başarılı bir biçimde teşhir ediyor

Şişir Beni
(Super Size Me )
Yönetmen: Morgan Spurlock
Katılanlar: Morgan Spurlock, Bridget Bennett, Dr. Lisa Ganjhu
Tür: BelgeselSüre: 96 dakika


Devrimin karşılaştığı sorunlar
E. H. Carr'ın dev eseri Bolşevik Devrimi'nin üçüncü cildi nihayet yayınlandı.
Uzun bir aradan sonra basılan üçüncü cilt, Bolşevik Devrimi'nin karşılaştığı güçlükleri ve bu güçlüklere karşı yapılan tartışmaları ve izlenen politikaları tüm zenginliğiyle belgeliyor ve anlatıyor. Lenin'in 1917 yılında gerçekleşen Şubat devriminden sonra Rusya'ya dönmesiyle başlayan tartışmalar, Bolşevik Partisi içindeki savaş ve işçi iktidarı etrafında süren kamplaşma, tüm Rus sosyalistleri arasında savaş ve devrim arasındaki bağın tartışılması, Ekim Devriminin, Brest-Litovks anlaşmasının ele alınışı birinci bölümde anlatılıyor.
Bu cildin en önemli özelliği ise devrimci Rusya'nın Avrupa, Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde yarattığı etkinin kapsamlı bir biçimde ele alınması.
Üçüncü cildin en başarılı bölümü ise, savaş, kapitalizm ve savaşa karşı sosyalist tutum hakkında Marks'tan Lenin’e kadar sosyalistlerin yaptığı tartışmaların ve aldığı tutumların kısa ama çarpıcı bir özetini vermesi.
Rus Devrimi’ni ve sorunlarını öğrenmek için Carr’ın bu üç ciltlik eseri çok faydalı. Aynı konuda ki bir başka çok yararlı eser ise Tony Cliff’in Z Yayınları’ndan çıkan 4 ciltlik Lenin biyografisi.

Bolşevik Devrimi - 3
E. H. Carr
Metis Yayınları
Eylül 2004
Karakedi Kitabevi’nden %10 indirimli olarak alabilirsiniz