Sosyalist İşçi 264 (2 Aralık 2006)

 

Sayfa 2 :


MHP duruyor, CHP kayıyor
MHP, CHP flörtü

Geçtiğimiz pazar MHP 8. Olağan Kongresi yapıldı. Kongre, tam da beklendiği gibi, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin kesin zaferiyle sonuçlandı. Çünkü Bahçeli MHP'nin demokrasi düşmanı geleneğine uygun olarak kendisinden başka kimsenin aday olmasına izin vermedi.
Karşısına çıkacak tek aday olarak kendisini du-yuran Prof. Dr. Ümit Öz-dağ partiden ihraç edildi.
Özdağ MHP'nin muhalif kanadında yer alıyor. Ortadoğu gazetesine alternatif olarak yayınlanan Yeniçağ gazetesinin yazarlarından. Yeniçağ'ın tirajı ise Ortadoğu'dan fazla. Özdağ MHP'nin militan kesimini oluşturan Ülkü Ocakları'nın da desteğine sahip. Hareketi sokağa taşıyacağını söylüyor. Kendisine faşist denmesini de "Demek ki doğru yoldayız" diye değerlendiriyor. Yani Bahçeli yönetiminden daha tehlikeli. 2002 seçimlerinde aldığı yenilgiden dolayı yönetime kızgın olanların öfkesini dile getiriyor.
Bugün ise iş çevreleri ve liberal aydın kesimi MHP'de Bahçeli'nin görece daha ılımlı politikasından yanalar. Zaten Bahçeli de buna uygun davranıyor. MHP'yi marjinal bir partiden çok bir kitle partisi haline getirmeye çalışıyor. Türk milliyetçiliği anlayışında da muhalif gruptan farklı bir çizgi izliyor. Elbette ki Türk milliyetçiliğinden bir an bile vazgeçmiş değil. Ancak soyculuk çizgisindeki Türk milliyetçiliğini Atatürk milliyetçiliği çizgisine yakınlaştırma çabası içinde.
Kongrede Türklüğü kurucu üst kimlik olarak tanımladı. Bunun etnik kimliklerin reddedilmesi ve inkârı anlamına gelmediğini vurguladı. Aslında bu yaklaşım Anayasa Mahkemesi tarafından da dile getirilmişti. Kendisini etnik olarak nasıl tarif ederse etsin her bölge ve kültürden insanın TC'nin temel nitelikleri, kurucu felsefesi ve değerlerinde buluşup ortaklaşmaya çağırdı.

Kurt izi it izine
CHP lideri Deniz Baykal'ın "önemli ve olumlu" diye nitelediği konuşmada bu temel vurgu vardı. Yani Kemalizm, ulusal birlik, ülkenin üniter yapısı gibi konularda CHP ile MHP çizgileri arasında büyük bir benzerlik var.
Ümit Özdağ MHP içinde etnik kimliklerin inkârını savunanları temsil ediyor. Sık sık Türkeş'in "Ne mozaiği ulan!" sözüne atıfta bulunarak imhaya varacak politikaları savunuyor.
Bahçeli çizgisi ise asimilasyoncu bir rota izliyor. Her türden azınlığın Türk üst kimliği çatısı altında eritilip kaybolmasını istiyor.
Her ikisi de azınlık haklarının tanınmasına karşılar ama Özdağ daha sert çözümler öneriyor.
Cumhuriyet koalisyonu
Milliyetçilik konusunda MHP'den hiç de geride kalmayan CHP'nin lideri ise, laik-şeriatçı eksenine oturttuğu parti politikasına uygun olarak, sola ve geniş emekçi yığınlara tamamen sırt çevirmiş durumda. Aksine yüzünü sağa, hem de en sağa, faşistlere dönüyor. 1980 öncesi, örneğin Maraş katliamı başlarken, ilk saldırılan binanın kendi parti binası olduğunu unutmuşa benziyor. Faşist parti MHP'nin estirdiği sokak teröründen nasibini alanlar arasında pek çok CHP'linin var olduğunu da hatırlamıyor anlaşılan. Yoksa önerdiği "cumhuriyet koalisyonu"nun başka anlamı olmasa gerek.
Devlet partisi CHP'nin solla, emekle, sosyal demokrasiyle bir bağı kalmadı desek pek de yanlış olmaz. Ama Baykal, faşistlerle yaptığı işbirliğinin DSP lideri Ecevit'in başına ne çoraplar ördüğünü ve siyaset sahnesinden silinmesine nasıl yol açtığını hatırlasa bundan sonraki siyasi hayatı için iyi eder.


Devlet Bahçeli komut verdi:
“Sokağa çıkın, vurun”
MHP Kongresi’nde konuşan Devlet Bahçeli “ülkücüler sokağa çıkmayacak, olaylara karışmayacak” dedi. Bahçeli’nin bu sözleri ülkücü faşistleri öven basın tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.
Bahçeli’nin bu sözlerinden 3 gün sonra bir grup ülkücü faşist Ayasofya Müzesini basarak namaz kıldılar. Fotoğraflarını çekmek isteyen bir kişiyi kötü bir biçimde döven ülkücü faşistler polis tarafından göz altına alındılar.
Eskiden Türkeş’de ne zaman “olaylara karışmayın” dese ülkücüler sokağa çıkarak cinayet işlemekteydiler. Bahçeli’de ne zaman “sokağa çıkmayın, olaylara karışmayın” dese ülkücüler saldırıya geçiyorlar.


KÖŞE YAZARLARI NE DİYOR?
MHP Kongresi’nin ardından basında çok sayıda ünlü yazar MHP-CHP ittifakını parlatma yazıları yazmaya başladı.
Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya “Ulusal Bütünlük” başlıklı yazısında CHP-MHP yakınlaşmasına karşı çıkanlara saldırıyor ve bunları “eski faşist, yeni liberal demok-ratlar, dönek sosyalistler” olarak adlandırıyor. Hikmet Çetinkaya’ya göre Bahçeli “Türk milliyetçiliğinden vazgeçmiyor ama ırkçılığı bir kenara bırakıyor” ve ekliyor “böyle bir ortak paydada birleşmek ne CHP’yi ırkçılığa dayalı bir yapıya dönüştürür ne de MHP’yi sosyal demokrasi-ye kayan bir partiye...”
Hikmet Çetinkaya ülkücü faşizmi CHP ile MHP’nin ortak paydası yapıyor ve Cumhuriyet gazetesinin nereden nereye geldiğini açıklıyor.
Milliyet’den Güneri Civaoğlu ise “Bahçeli’nin sokağa inmeyeceğiz ve sola ve sağa açılalım, tabanımızı genişletelim mesajlarının” olumlu olduğunu söyledikten sonra “iki parti arasındaki mesafe, özellikle laiklik, ülkenin bütünlüğü, bağımsızlık gibi konularda kapanmakta” diyor.
Civaoğlu’na göre CHP ve MHP’nin seçimlere kadar oyu artacak.
Gene Milliyet’ten Fikret Bila ise Baykal’la konuşarak MHP’yi öven sözlerini ilk açıklayan yazar. Bila, iki partinin ortak paydasının “milliyetçilik, laiklik ve üniter yapının korunması” olduğunu vurguladıktan sonra “elbette iki parti tıpatıp aynı olamaz” diyor. Bila CHP ve MHP’nin üzerinde anlaştığı ortak paydada anlaşan başka partilerin de olduğunu söylüyor.
Radikal’den Hasan Celal Güzel’in ağzının suları akıyor. “MHP ve ülkücü hareket, 1960-80’li yıllarda, Soğuk Savaş’ın tetiklediği marksist şiddet eylemlerine karşı milli birliği ve toplumun güvenliğini sağlamaya çalışmış, bu yüzden haksız yere anarşinin taraflarından biri olarak gösterilmiş ve yıpratılarak oy sandıklarından netice alamamıştır.” diyerek faşist cinayetleri ve katliamları aklamaya çalışarak başlıyor ve sonra “yükselen Türk milliyetçiliğinden tabiatıyla en fazla MHP pay sahibi olacak” diyor.
Hasan Celal Güzel MHP’nin yükselişinden memnun ve CHP’nin çabalarındanda bu nedenle daha da memnun.
Sabah gazetesinin başyazısı ise “yol arkadaşlığı” başlığı altında Baykal’ın taban genişletmek için sağ kitleye yöneldiğini, kendisine el veren çıkmadığını ve şimdi de “madem öyle biz onlaragideriz” çizgisinde olduğunu vurguluyor.
Sabah MHP ile CHP’nin benzerliğini şöyle açıklıyor: “Biri Türkiye kuşatıldı diyor, diğeri devlet kuşatıldı. Biri ulusal duyarlılıkların harekete geçmesinden söz ediyor, diğeri milli hassasiyetlerin canlanmasından.. 301’inci maddeden AB’ye kadar her konuya bakışları aynı. Hatta ABD’ye kadar.”
Milliyet’ten Taha Akyol ise Baykal’ın merkez sağdan isimleri CHP’ye çağırdığını ama Erdal İnönü’yü, Hikmet Çetin’i, Murat karayalçın’ı ve Ercan Karakaş’ı çağırmadığını söylüyor. Çünkü bu isimler Baykal’a göre “cumhuriyetçi” değil. Yani Baykal’ın “cumhuriyetçiliği” sol değil.
Taha Akyol, “sosyal demokrat bir alternatif geliştirmek zorunda olan Türkiye tam tersi bir istikamete gidiyor” tesbiti yapıyor ve “Türkiye için sağın alternatifinin sosyal demokrasi olması” gerekir diyor.
Radikal’den İsmet Berkan ise doğru bir tesbit yapıyor.
İsmet Berkan’a göre MHP’nin oyu % 7-9, CHP’nin oyu ise %15-18. Toplam %30 olamıyorlar. AKP ise en kötü ihtimalle %34.
CHP’nin şimdiden MHP ile koalisyon kuracağını ilan etmesi MHP’nin oylarını arttıracak ve bu partinin barajı aşmasını sağlayacaktır.
İsmet Berkan şu tesbiti de yapıyor: “CHP sosyal demokrat geçmişiyle övünmekten kaçınan, bu hasletini gizlemeye çalışan milliyetçi-laik bir parti. Belki de MHP’den tek farkı MHP’nin laiklik vurgusu yapmaktan kaçınması, dindar muhafazakar seçmene de seslenmesi.”


KİM NE DEDİ?
"Başkan Bush, imkânsız olduğunu sandığımız bir şeyi becerdi: Saddam'a karşı geniş kitlelerin (en azından Müslüman toplumlarda) sempati duymasını sağladı!"
Max Hastings, İngiltere'nin en ciddi muhafazakâr gazetesi Daily Telegraph'ın eski yayın yönetmeni. Saddam'ın idam kararı üzerine.

"AKP'nin izlediği politika ile cumhuriyet değerlerinde yarattığı tahribata karşı MHP'nin sağ-sol ayırımı yapmadan verdiği tepki ve yaptığı çağrı çok önemli. Bu ulusalcılar açısından sevindirici bir açılım."
Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Kongre konuşması üzerine

“Yola gel, sola gel”
Baykal’ın Devlet Bahçeli üzerine söyledikleri üzerine DSP genel Başkanı’nın tepkisi

“Sağcı solcu ayrımı yapmıyoruz. Türkiye’nin kuşatılmasından rahatsız olan herkese kucak açıyoruz.”
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, Eylül 2005

“Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, klasik sağ sol dengesiyle anlatılamaz. Onun ötesinde bir yaklaşıma ihtiyaç var”
Deniz Baykal, Haziran 2006

“Yeni siyaset dinamikleri şekillenmeye başladı.”
Deniz Baykal, MHP Kongresi’nden hemen sonra

“CHP gibi partilerle ortak paydalarımız çoğaldı.”
Mehmet Şandır, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Baykal’ın açıklaması üzerine.