Sosyalist İşçi 288 (30 Haziran 2007)

 

Sayfa 6 :


Hamas’ın Gazze zaferi
Bush’a inen bir darbedir
Filistin’in Gazze bölgesinde Hamas’ın El Fetih örgütüne karşı kazandığı askeri zafer, aslında Orta Doğu’da emperyalizmin planlarına indirilmiş bir darbedir.
ABD ve müttefikleri Hamas’ın zaferini “askeri darbe” olarak adlandırıyorlar ve Hamas’ın Gazze’de bir “mini Taliban devleti” kurmayı amaçladığını iddia ediyorlar.
Gerçekler böyle değil. Hamas, Filistin’in demokratik olarak seçilmiş hükümetidir. Tam tersine Gazze’yi kontrol altına almaları ABD, İsrail ve Mısır’ın desteklediği bir askeri darbeyi engellemiştir.
Bush sürekli olarak El Fetih’i “aşırılara” karşı savaşa kışkırtıyor.
Oysa El Fetih’in Filistin halkı içindeki tüm kredisini ayaklar altına alan Bush’un El Fetih’e dayattığı politikalardır. El Fetih’in İsrail’den en ufak bir taviz almasını bile Bush politikaları engellemiştir.
Son gelişmeler Hamas‘lı Başbakan İsmail Haniya’ya yapılan başarısız suikastle başladı.
Kızgın Hamas militanları Mısır destekli bir darbeye karşı harekete geçtiler. Tüm desteğini kaybeden El Fetih çöktü. Yüzlerce savaşçısı ya teslim oldu ya da çatışmadan çekildi. Bir kısmı ise Mısır’a geçti.
Şaşkınlık
Hamas’ın zaferinin hızı ABD, İsrail ve Mahmud Abbas’ı destekleyen Arap devletlerini şaşırttı.
Ertesi günü Abbas’ın gizli servisi Gazze bölgesinden çıkarıldı. Bunun üzerine Bush, İsrail’in Batı Yakası’ndaki ablukayı “yaşamın El Fetih yönetiminde Hamas yönetiminden daha iyi olduğunu” kanıtlamak için hafifleteceği sözünü verdi.
Bunun hemen ardından İsrail el koydukları Flistinlilere ait yüzlerce milyon dolarlık vergiyi El Fetih yönetimine vereceklerini söylediler.
Abbas ve hükümeti için bu çok geç ve çok az bir miktar.
Abbas şimdi yeni bir hükümet ilan etti. Başbakan Salam Fayyad ABD’de eğitim almış ve 2001 yılına kadar IMF’nin Filistin temsilcisi olarak çalışmış bir teknokrat. Fayyad’ın başbakan olarak atanması herhalde yıllardır savaşan El Fetih savaşçıları için son aşağılayıcı darbe oldu.
Siyonizme ve emperyalizme karşı savaşmak için kurulan El Fetih şimdi emperyalistlerin ve siyonistlerin hizmetinde kendi halkına karşı polislik görevi yapıyor.
Kontrol
Önce Yaser Arafat ardından Mahmud Abbas yönetiminde El Fetih, Batı Yakası ve Gazze’deki hiçbir yetkisi olmayan Filistin Yönetimi’ni elde edebilmek için Filistinlileri dizginleme görevini üslendiler.
El Fetih, verdiği bütün tavizlere rağmen gene de ABD ve İsrail tarafından aşağılandı. ABD “barış için yol haritasını” çıkarmadan önce Mahmut Abbas’dan bütün Filistin direnişini kırmasını istedi.
Ardından, 2005’de İsrail Batı Yakası’nda yeni yerleşim bölgeleri inşa etmeye başladı. Daha sonra işgal altındaki bölgeleri çeviren Ayrım Duvarı inşa edil- meye başlandı.
İnşası bittiğinde Duvar Batı Yakası’nın yüzde 47’sini İsrail’e ilhak ederken Filistin toplumunu gettolara ve kapalı askeri bölgelere hapsedecek.
Filistin halkının yaklaşık yüzde 12’si bu duvarın içine hapis oluyor. Kudüs’de ise yaklaşık 200 bin kişi duvar tarafından hapishaneye tıkılmış gibi olacak.
Bütün bu toprak işgalleri Filistinlilere tarihi topraklarının sadece yüzde 12’sini bırakıyor. Toprakların yüzde 78’i İsrail işgaline terk ediliyor.
Batı yakasında yeni yerleşim bölgeleri, kurulup yeni Filistin toprakları İsrail’e eklendikçe, İsrailliler de Gazze’deki toprakları terk ediyorlar.
İşte tam bu sırada 2006 seçimlerinde Hamas büyük bir zafer kazandı.
ABD ve müttefikleri derhal uluslararası bir boykot örgütlediler. İsrail Gazze’ye girdi ve seçilmiş milletvekillerini tutukladı.
ABD, İsrail ve Mısır başta olmak üzere Arap müttefikleri boykot, asıl olarak Filistin halkını cezalandırırken bunu Hamas’ın aleyhine kullanmaya çalıştılar.
Darbe
Boykot, Hamas’ı zayıfla- tacağına El Fetih’i daha da zayıflattı. Bunun üzerine ABD ve Mısır, Abbas’ın darbe yapmasını ve Hamas hükümetini devirmesini istediler.
Nisan ayında İsrail El Fetih’e bir milyon mermi verceğini açıkladı ve aynı günlerde çok iyi eğitilmiş 50 El Fetih militanı Gazze’ye girdi. Artık El Fetih’in darbe yapması an meselesi haline gelmişti.
Hamas’ın zaferine rağmen Gazze yalıtılmış ve düşman güçlerle çevrilmiş bir durumda. Hamas İsrail’i askeri olarak yenemez. Güney’deki Mısır boykotunu kıramaz.
Gazze enerji ve su için İsrail’e, gıda ve ilaç için Mısır’a bağlı. Tek çözüm Arap rejimlerinin yardımıdır.
El Fetih’in daha önce pa-halı bir biçimde öğrendiği gibi Arap ülkelerinin yardımı devrimci politikaların terk edilmesidir.
Lübnan’da Hizbullah ta-rafından yenilgiye uğratı-lan İsrail şimdiler de Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşa, işgale hazırlanmaktadır.
Filistinliler şimdi Mısır diktatörlüğü ile İsrail arasında sıkışıp kalmış durumda. Mısır’da Hüsnü Mübarek’e karşı büyüyen güçlü bir hareket var ve bu hareketin yapacakları çok önemli.
mübarek devrilirse bu bütün Ortadoğu için ve özellikle de Filistin halkı için çok büyük bir kazanım olacaktır.

El Fetih
Direnişten işbirlikçiliğe

1948’de kurulan İsrail yüzbinlerce Filistinliyi topraklarından sürüdü. El Fetih bu göçmenler arasında bir direniş örgütü olarak kuruldu.
El Fetih, İsrail’in “Filistin diye birşey yoktur” dediği günlerde kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) en önemli bileşeni idi.
1960 ve 70’lerin acılarla dolu gerilla mücadelesi, 1987’de, İsrail’in 1967’den itibaren işgal etmeye başladığı topraklarda başlayan ayaklanmaya dönüştü.
İntifada, FKÖ’nün 1982’de İsrail tarafından Lübnan’daki yenilgi havasını tamamen değiştirdi. Mücadelenin devam edebileceğini kanıtladı.
Ancak 1988’de FKÖ daha önceki Arapların ve Yahudilerin laik tek bir devlet altında birleşmelerini savunan hattını terk ederek İsrail’i tanıdı.
FKÖ lideri Yaser Arafat “iki devletli” çözümü savundu ve 1994’de Oslo Anlaşmasını imzaladı.
Ne var ki İsrail’in toprak kapma yarışı devam etti. Batı Yakası’nda köyler İsrail tarafından ele geçirirldi, Hebron ve Kudüs’de Filistinliler göçe zorlandı.
FKÖ “iki devletli” çözümü kabul ederken Mısır’daki Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Filistin kolu İntifada sayesinde radikalleşmeye başladı.
1988’de Müslüman Kardeşler Örgütü Hamas’ı (İslami Direniş Örgütü) kurdu.
Artık Filistin hareketi iki kanaldan yürüyordu. El Fetih hızla Filistin devleti haline geldi ve İsrail ile pazarlıklara başladı.
Hamas ve diğer Filistin örgütleri direnişe devam ettiler.
ABD ve İsrail bastırmaya devam etti ve sonunda Oslo süreci El Fetih ve Arafat için bir aşağılanmaya dönüştü.
Son darbe İsrail’in savaş suçlusu önderlerinden Arial Şaron’dan geldi.
2000 yılında Şaron Kudüs’te Müslümanların kutsal yerlerine silahlı zorbalarıyla birlikte girdi.
Bunun üzerine Filistinliler arasında biriken bütün öfke bir anda patladı ve ikinci İntifada başladı.
2001’de Şaron İsrail Başbakanı olarak seçildi. İsrail tankları yeniden Batı Yakası’na girdi.
Herşeyi ince pazarlıklara dayandıran Arafat, Ramallah’da çevresi İsrail birlikleri ile çevrili merkezinde öldü.
2003’de Bush’un ilan ettiği “yol haritasına” güvenen El fetih liderliği işbirliğine uygun yeni bir liderlik oluşturdu.
İsrail, El Fetih’in Filistin ayaklanmasını bastırmasını istedi. Bu arada sayısız Filistin önderini ve militanını hedefleyerek öldürdü.
Bu arada Hamas’ın tekerlikli sandalyede yaşayan ruhani lideri Şeyh Ahmed Yasin’i de öldürdü.
Hamas liderliği defalarca ateşkes çağırısı yapmasına rağmen, İsrail’in Filistin’in seçilmiş liderliğine karşı terörist saldırıları aralıksız devam etti.


Bursa’da ÖDP ile birlikte
Perşembe günü ÖDP'nin seçim koordinasyon toplantısına katıldık.
Her akşam farklı yerlerde bildiri dağıtımına çıkılacak.
1 Temmuz'da 1000-1500 kişilik bir piknik ve 15 Temmuz'da Bursa Fomara meydanında bir miting örgütlendi.
Haftaya Perşembe ÖDP Yıldırım ilçe binasında bir eğitim toplantısı yapılacak.
Toplantıda seçim propagandaları ve politik hat tartışılıp, Bursa merkezdeki çalışmaların ve ev toplantılarının zamanları belirlenecek.
Biz de Temmuz’un ilk haftasında daha çok gençlerin katılacağı bir forum düzenlenmesini önerdik ve bu hafta başı bunun çalışmalarına başlıyoruz.
Forumun içeriğinin 'dünyada ve Türkiye'de öğrenci hareketleri, savaşa, küresel ısınmaya, neoliberalizme karşı mücadele' tarzında geniş tutulup daha tartışmalı bir zeminde olmasını düşünüyoruz.
Rocka'ya ve memleketlerine giden arkadaşlar da geri döndükleri zaman tekrardan bir seçim toplantısı yapıp nerelerde hangi kampanyalarımıza ağırlık vereceğimizi ve seçim kampanyasında nasıl daha aktif ve yararlı olabileceğimizi tartışacağız.


Akhisar

20 Haziran'da DSİP üyeleri ÖDP yöneticileriyle görüşerek seçim kampanyası adımlarını tartıştı. Akhisar'da biten zeytinin tüm köyleri et- kileyeceğinden köy toplantıları yapmak ve Akhisar merkezde stand açmak kararlaştırıldı.
2 Temmuz'da ırkçılığa, milliyetçiliğe, darbelere karşı bir toplantı düzenlenmesi planlanıyor. Soma ve Salihli'de standlar açılacak.