Küresel krizin patlamasının üzerinden tam bir yıl geçti. ABD Merkez Bankası başkanı nihayet sermaye çevrelerine bekledikleri mutlu haberi verdi: Krizden çıkış işaretleri başlamış bankanın başkanına göre!

Sermaye çevrelerinin krizden anladıklarıyla marksistlerin anladıkları birbirine hiç benzemiyor. Sermayeseverler borsa endekslerinin bir miktar yükselmesini krizden çıkış olarak yorumluyor. Marksistler ise kar oranlarının düşme eğiliminin eğilim olmaktan çıkıp acıtıcı bir gerçek haline gelmesinin ürünü olan krizden bir çırpıda çıkılmasının imkansız olduğunu söylüyorlar.

Kriz aşağıya doğru dümdüz inen bir grafik eğrisi demek değil. Kriz, kar oranlarının düşüşü hiçbir ekonomik programla engellenemeyen şirketlerin yaşadığı panikle başlayan ve zaman zaman ekonomik gelişmeyi, rahatlamayı da kapsayan toplumsal bir sarsıntı demek. 

"Krizden çıktık" diyenler, krizin nedenini anlamadıkları gibi, çöken küresel ekonomik programın yerine yeni hiçbir şey koyamadıklarını da unutmuş görünüyor. Geçtiğimiz aylarda yapılan G20 toplantısı da G8 toplantısı da, yani dünyanın en gelişmiş ülkelerin kendi aralarında yaptıkları toplantılar, sonuçsuz kaldı. Piyasalara, batan bankalara ve şirketlere trilyonlarca dolar akıtmanın dışında hiçbir adım atamadılar. Bu dolarların ise krizin çözüm olmadığı, ekonomistlerin geçtiğimiz hafta "ABD'de banka iflasları devam edebilir" feryadında görülebilir.

Ekonomisi gelişmiş ülkelerin toplantılarında, bir de, adını çok iyi bildiğimiz bir kurumdan söz edildi: IMF! IMF'nin "ihtiyaç duyan" ülkelere vereceği fonlar, 250 milyar dolar daha artırıldı. Krize yanıt diye, 1950'lerden beri krizleri tetikleyen IMF'ye bel bağlanması, G8'lerin çaresizliğini gösteriyor.

İşte bu IMF, dostu Dünya Bankası'yla birlikte 6-7 Ekim tarihlerinde dünya toplantısını İstanbul'da düzenliyor. Bu toplantı, IMF için ölüm kalım toplantısı olarak da görülebilir. Çünkü IMF sorgulanıyor, kasasındaki para miktarı artsa da hiçbir ülke IMF'den borç para almak istemiyor. IMF, IMF'ciler tarafından bile sorgulanmaya başlamışken, İstanbul'da düzenlediği toplantıyı, rezil etmek, işlevsiz hale getirmek,  krize çare olmak bir yana IMF'nin başlı başına krizin tetikleyicisi bir kurum olduğunu göstermek ve toplantısının da kendisinin de meşru olmadığını eylemlerle kanıtlamak zorundayız.

Antikapitalist Blok'un 5 Eylül'de yaptığı gösteri bu yüzden önemli bir ilk adım oldu. Blok, her hafta sonu Cumartesi günleri yapacağı yürüyüşlerle IMF'ye ve krize karşı öfkeyi örgütlemek için adım atmaya devam edeceğini açıkladı.

Bu adımı desteklemek, büyütmeye çalışmak çok önemli.

İstanbul dışındaki şehirlerden IMF zirvesini basmaya katılmak, krizin faturasını emekçilere ve yoksullara çıkartmaktan ve fakirleri borç batağına sürüklemekten başka hiçbir işlevi olmayan bu kurumun dağıtılması için 2-7 Ekim arasındaki IMF karşıtı zirveyi büyütmek çok önemli.

Şimdi antikapitalist günler başladı.

Şimdi "IMF defol!", "IMF'ye dur de!" sloganlarını binlerce aktivistle, işçiyle birlikte haykırmanın zamanı.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası