Çoktan istifa etmesi gerekirken koltuğuna yapışan Çalışma Bakanı Faruk Çelik, hükümetin iş güvenliği paketinin “emekten yana” olduğunu iddia ediyor.

İşyerinde iş kazası gerçekleşmeyen şirketleri ödüllendiren paket, ölümlerin başlıca sorumlusu olan patronlara hiçbir gerçek denetim getirmiyor.

Hükümet, iş cinayetlerinde sorumlunun dikkatli davranmayan ve önlem almayan işçiler olduğunu savunuyor.

Hükümet, nükleer, HES ve termik santral gibi enerji kaynaklarıyla iklim değişikliğinin hızlanmasına ve doğanın yok edilmesine; üçüncü köprü, yeni havalimanı, TOKİ’ler ve AVM’ler ile kentteki yeşil alanların talan edilip her yerin kâr hırsıyla dönüştürülmesine bayılıyor. Bütün bunlara “çılgın proje” deniyor. AKP bunlara o kadar düşkün ki, projelerinin hukuki engellere takılmaması için Çevre Etki Değerlendirme raporu muafiyeti getirmeye kalkmış, Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

AKP’li bakanların da yer aldığı yolsuzluk ve rüşvet skandalıyla ilgili kurulan ve iki AKP’li bir CHP’li vekilden oluşan Meclis Soruşturma Komisyonu çarkın aktörlerini ifadeye çağırdı. Söz konusu isimler komisyon tarafından ‘tanık’ olarak dinleniyor. Rıza Sarraf ve Muammer Güler’in oğlu ‘tanıklıktan’ çekilirken Sarraf’ın kuryesi, Ali Ağaoğlu, Erdoğan Bayraktar’ın oğlunun da içinde olduğu 7 kişi ifade verdi.

Hükümetin hazırladığı İş Güvenliği Paketi’nin en temel özelliği, ciddiyetsiz olması. 12 yıllık iktidar döneminde, en az 14 bin 555 işçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini düşünürsek, AKP’nin çok daha ciddi, iş cinayetlerini önleyici tedbirler alması gerektiği sonucuna varırız.

Ama böyle olmadı.

Soma’ya, Ermenek’e rağmen, asansörlerden düşen inşaat işçilerine rağmen böyle.

Ozan Tekin, kalıcı barış için yapılması gerekeni yazdı.

Geçtiğimiz hafta içinde HDP İmralı heyeti, çözüm sürecinin askıdan indirildiğini ve kaldığı yerden devam edeceğini açıkladı. Hükümet kanadı bunu doğruladı. Daha sonra, hem Selahattin Demirtaş hem de Pervin Buldan, çözüm sürecinde karşılıklı adımların atılması hâlinde Kürt lider Abdullah Öcalan’ın PKK’ye seçimlerden hemen önce silah bırakma çağrısı yapabileceğini dile getirdiler.

Bu haftanın başında HDP heyeti hükümetle görüştü. İdris Baluken, Yalçın Akdoğan ile yaptığı görüşme sonrasında “Çözüm sürecinde bir süredir yaşanan zorlanmaları aşma temeli diyalog kanallarının açılması yönünde irade ortaya kondu. Heyetimizin İmralı’da Sayın Öcalan’la kısa süre içinde görüşmesi için gitmesi konusu paylaşıldı. Onlar da gerek bu görüşmenin çerçevesi gerekse İmralı ziyaretiyle ilgili karşılıklı olarak çerçeveyi önemsediklerini ve kendi değerlendirmelerini yapacaklarını ifade ettiler” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun Dersim katliamı nedeniyle özür dilemesi, yine bir grup CHP’li tarafından ağır hakaretler ve eleştirilerle karşılandı.

Onur Öymen, “Ümit ediyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu bu konuşmayı kınayacaktır. Bunu yapamazsa Kılıçdaroğlu’nun Atatürk’ün koltuğunda oturmayı sürdürmesi mümkün değildir’ diyerek ırkçı inkârcı CHP geleneğiyle CHP Genel Başkanı’nı da tehdit etti.

Yıldız Önen

“Her şeyi bırak, barışa bak” diye bir kampanya başlayınca, kaçınılmaz olarak bu kampanyanın neyin üzerini örttüğüne değinmek zorunda kalan bir yazı yazdım. Kampanyacı arkadaşların bazıları yanıt verdi, bazıları sosyal medyada bol keseden atıp tutuyor, “kampanyayı hiç anlamadığımı” yazıyor.

Tersine, kampanyayı çok iyi anladım ve bu anladığım şeyden büyük bir rahatsızlık duydum.

İstanbul Aydın Üniversitesi, Ermeni Soykırımı’nın 100.yılında, aslında soykırımın olmadığını “ispat etmek” amacıyla “Eğrisiyle Doğrusuyla Ermeni Meselesi” isimli bir konferans düzenledi.

Gazetelerde tam sayfa ilanla duyurusu yapılan konferansta söz alan MHP milletvekili ve eski Türk Tarih Kurumu başkanı Yusuf Halaçoğlu, Ermenilerin tehlike oluşturduğu için başka bölgelere nakledildiğini, Osmanlı Ermeni toplumunun ileri gelenlerinin 17 Nisan’dan itibaren alınacak tedbirler konusunda ikaz edildiğini, “tehcirin” Ermeni Kilisesi ve diasporasının bir yalanı olduğunu söyledi.

Kapitalizmin 2008 yılından beri devam eden krizinin sona ereceğine dair hiçbir işaret yok. Burjuva iktisatçılar dahi böyle bir iddiada bulunamıyor. Üstelik, kriz başladığından beri bundan en az etkilenen ekonomilerden biri olan Almanya’da da resesyona girileceği konuşuluyor.

Egemen sınıfların krize verdiği tek yanıt, işçilerin haklarına, ücretlerine ve sosyal harcamalara saldırmak. Özellikle Batı Avrupa’da “kemer sıkma” adı altında kesintiler ve işten atmalar sürüyor.

Arife Köse

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri anlamak için emperyalizmi anlamak hayati bir öneme sahip. Çünkü; birincisi, emperyalizm sadece bir teoriden ibaret değil, etrafımızda olup bitenlerle çok yakından ilişkili. İkincisi, tabii ki aynı zamanda günümüzde olup bitenleri neden-sonuç ilişkisi içinde anlamamıza yardımcı olan bir teori. Günümüzde emperyalizmin durumunu doğru anlayabilirsek dünyada ve Ortadoğu’da resmin bütününü görebilir ve nasıl bir strateji geliştirmek gerektiğini belirleyebiliriz.

Eğitimi özelleştirmeye yönelik girişimlere karşı 500 okulun işgaliyle başlayan mücadele dalgası sürüyor. Direnişin içinde okullar ve üniversiteler arasında öğrenci ve işçi koordinasyonları oluşturuldu. Öğrenciler, güvenlik tehditleriyle ve soruşturmalarla gözdağı vermeye çalışan üniversite yönetimlerine karşı geri adım atmayacaklarını, bu hareketin işçilerin mücadelesiyle birleşmesi durumunda ise zaten zayıf durumda olan sağcı Samaras hükümetinin devrileceğini söylüyorlar.

• 18 Ekim tarihinde Münih’te IŞİD’e karşı gösteride PKK bayrağını tutarak konuşma yapan Die Linke (Sol Parti) Federal Milletvekili Nicole Gohlke’nin dokunulmazlığı kaldırıldı. Gohlke ile dayanışmak için çok sayıda Die Linke milletvekili PKK bayrağıyla poz verdi.

• Aktivist Remi Fraisse’in polis tarafından katledilmesinin ardından Fransa İçişleri Bakanı gaz bombasını yasakladı.

• Endonezya’da benzine %50 zam yapmak isteyen hükümete karşı çıkan göstericiler polisle çatıştı.

Hrant’ın Arkadaşları’ndan gazeteci, yazar ve aktivist Hayko Bağdat ile “Yeni Türkiye”yi, Gezi direnişini, Ermeni Soykırımı’nın 100. yıldönümüne giderken oluşan siyasi durumu konuştuk.

Türkiye’nin son 10 yılını nasıl değerlendiriyorsun?

Şimdilerde moda olan MGK kararlarıyla tespit edilen vatan hainleri listelerinden alt alta üst üste olan kesimlerden bir tanesi ilk defa o listeleri hazırlayan, Eroğan’ın tabiriyle ‘eski devlete’ karşı bir mücadele başlatmış oldu veya öyle lanse etti kendisini. Kimdi onlar? İrticacılar, daha altında bölücü Kürtler, onun altında misyonerler, Ermeniler, komünistler, Aleviler falan. Belediyelerdeki daha önceki kazanımıyla belediyelerle tabanla bir bağ kurmuş olan o kanat, o listelerde canı yanmış her kesimle de ciddi temaslar kurdu.

Tolga Yıldız, Darwin’in getirdiği açıklamayı anlatıyor.

Türlerin Kökeni başlıklı yaklaşık 600 sayfalık bilimsel eser, 24 Kasım 1859’da yazarı elli yaşındayken yayınlanmıştı. Kitabın yazarı olan Charles Darwin, şehre uzak bir çiftlik evinde 17 sene süren çalışmalarına hastalıklı bünyesi nedeniyle kesintilerle de olsa büyük bir tutkuyla devam etmişti. Fakat bu kitabı uzun bir süre yayınlama cesareti gösterememişti.

AKP’nin demiryollarını özelleştirme planına karşı yürüyüş kararı alan KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), Balıkesir, İstanbul (Halkalı), Van, Antep ve Zonguldak garlarından bu sabah yürüyüş başlattı.

Çalışanlar, yürürlüğe giren yeni ulaştırma yasası ile demiryollarının kamu hizmeti olmaktan çıkarak ticarileşeceğini, kendi hakları, çalışma koşulları ve iş güvenliklerinin ortadan kalkacağını söylüyerek toplumu uyarmak için yürürüdüklerini açıkladı.

24 Kasım’da demiryolları üzerinden doğu ve batı istikametinden gelecek olan yürüyüş kolları, Ankara Gar’da 11.30’da buluşarak TCDD Genel Müdürlüğü önüne yürüyecek.

• MESS ile DİSK Birleşik Metal İş sendikası arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine, metal işçileri 41 fabrikada yarımşar saatlik iş bırakma eylemleri gerçekleştirdi. Metal işçileri ayrıca haftasonu mesailerine kalmadılar.

• Kristal-İş’in örgütlü olduğu Lüleburgaz’da bulunan Polatlı cam fabrikasında toplu sözleşme görüşmelerinde meydana gelen tıkanıklık sonrasında işçiler arasında yapılan oylamayla grev kararı alındı.

Faruk Sevim

Ermenek’teki facia ile yeniden gündeme gelen iş güvenliği konusunda hükümet yeni bir tasarı açıkladı. Ana başlıkları ile tasarıda şunlar var: Çok tehlikeli işlerde çalışanlar mesleki yeterlilik belgesi alacak. Meslek liselerinde iş güvenliği dersi verilecek. Yapı denetimciler iş güvenliğinden de sorumlu olacak. Şantiye şefleri aynı zamanda iş güvenliği uzmanı olacak. Ölümlü iş kazasında işveren iki yıl kamu ihalelerinden men edilecek.

Volkan Akyıldırım

“Komünistler, öteki işçi sınıfı partilerinden yalnızca şunlarla ayrılır: 1. Farklı ülkelerin işçilerinin ulusal mücadelelerinde, her türlü milliyetten bağımsız olarak, tüm işçi sınıfının ortak çıkarlarına işaret eder ve bunları öne sürerler. 2. İşçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesinin geçmek zorunda olduğu çeşitli gelişme aşamalarında, her zaman ve her yerde, tüm hareketin çıkarlarını temsil ederler.”

Soma’nın Yırca köyünde birkaç saat içinde 6 bin ağacı kesen Kolin şirketine ve şirketlerin çevre katliamına çanak tutan hükümete karşı KEG aktivistleri 15 kasım Cumartesi günü bir eylem yaptı.

Kolin Holding’i binasının önünde basın açıklaması yapan KEG aktivistleri şirketin hesap vermesi gerektiğini savunurken hükümeti de kâr uğruna insanları ve doğayı yok eden çılgın projelerden vazgeçmeye, hem madenlerde hem santrallerde ölüm saçan ve iklim değişikliğinin ana nedeni olan kömürden vazgeçerek temiz enerjiye yatırım yapmaya çağırdı.

Ahmet Şahin

Arka sözünde “Müslüman mahallesinde salyangoz satmayı değil, ‘salyangoz olmayı’ anlatıyor bu kitap.” şeklinde oldukça açıklayıcı bir cümleyle tanıtılan kitap, Ermenilerin, daha doğrusu Türkiye’de yaşayan Hıristiyan halkların gündelik hayatta sık sık karşılaştığı sıkıntıların, korkuların, tedirginliklerin bazen de komikliklerin ilk sesten yazıya dökülüş hikâyelerinin toplamından oluşuyor.

Şenol Karakaş

Hükümetin yolsuzluğa dibine kadar bulaştığı günlerde, Erdoğan hızlı bir refleks göstererek, Ergenekon’la uzlaştı. Balyoz ve Ergenekon gibi tüm mahkeme süreçleri, “Paralel yapının” icadı olarak yaftalandı. Özetle, yolsuzluğu aklamak için, Ergenekon’u da akladılar.

O dönemde hızla bir kampanya başlattık, “Ergenekoncuları da yolsuzluğu da AK’lama” diyen, hem yolsuzlukların hesabının sorulmasından hem de derin devlet yapılanmalarından hesap sorulmasını isteyen bir kampanya.

Nuran Yüce

Bu yıl dünyanın en zenginlerinin kulübü G20 zirvesi Avustralya’nın Brisbane kentinde 15-16 Kasım tarihlerinde yapıldı.

Dünyanın ekonomik olarak en büyük ülkeleri aynı zamanda emisyon oranları ya da emisyon artış oranları açısından da en fazla olan ülkeleri. Sadece ABD ve Çin’in emisyon oranlarının toplamı dünya genelindeki emisyon oranlarının %45’ine denk geliyor. G20 zirvenin gerçekleştiği Avusturalya geçen yıl aralık ayında yapılan iklim zirvesi sabote eden ülkelerin başında geliyordu.

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe platformu aktivistleri, son aylarda İsrail devletinin saldırganlığı bahane edilerek, Türkiyeli Yahudilere yöneltilen faşist saldırganlığı protesto etti.

14 Kasım’da akşam saatlerinde Galatasaray Meydanı’nda toplanan aktivistler, 7 ve 9 Kasım’da İstanbul, Şişhane’deki Neve Şalom sinagoguna yönelik gerçekleştirilen saldırıları kınadı. Basın açıklaması şu vurgularla sona erdi: “Şiddet çağrısı ve nefret söylemi içerikli ırkçı propaganda ve kampanyaların derhal sona erdirilmesini, bu tür faaliyetlerde bulunan kurumların kapatılmasını talep ediyoruz.”

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası