Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tıp Bayramı vesilesiyle yaptığı konuşmada Ankara’da gerçekleşen canlı bomba eylemi hakkında konuştu.

Bu sefer doğrudan ceza hukukuna giriş yaptı ve “terör” ve “terörist” tanımının değiştirilmesi gerektiğini şöyle dile getirdi: “Terör tanımını, terörist tanımını en kısa sürede yeniden yapılarak Ceza Kanunumuza derç etmeliyiz diye düşünüyorum. Terör örgütlerine destek verdikleri için güvenlik güçlerimizce yakalanan kişilerin adliyenin bir kapısından girip, diğerinden çıkıp gitmesi artık tahammül edebileceğimiz bir durum değildir. Bu mesele düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü veya örgütlenme özgürlüğü meselesi değildir.”

  • Ankara’da beş ayda üç büyük patlama gerçekleşti. 13 Mart Pazar günü Kızılay’da gerçekleşen patlamanın sonucunda 37 kişi öldü. 19’u ağır 75 kişi yaralandı. Bu haberi hazırlarken saldırıyı henüz hiçbir örgüt üstlenmemişti. Hükümet saldırganların PKK’li olduğunu iddia ediyor.
  • 2015 yılında Ankara’da Barış Mitingi’ne yönelik IŞİD canlı bomba eylemi gerçekleşmişti. 103 kişinin öldüğü saldırı, Temmuz ayında devletin Kandil’i bombalayarak çözüm sürecini bitirmesinin ardından özellikle Kürt halkına yönelen şiddetli saldırıların zirve noktası olmuştu.

Her bombalı saldırıdan sonra aynı şeyler oluyor. Bir lanetleme yarışması başlıyor, ne kadar çok lanet okunursa o kadar mesafelenmiş olunacakmış gibi bombaları patlatanlara. Giderek şiddeti artıyor lanetlemelerin. “Alçaklık”, “vahşet”, gibi ön eklerle devam ediliyor sonra. En sonunda da milli birlik ve beraberliğe çağrı yapılıyor. Geride yıkım kalıyor. Ölüler kalıyor. Ölülerin yakınlarının çığlıkları kalıyor. Geride güvenlik tedbirlerini daha da artıracağını söyleyen devlet yetkililerinin sesleri kalıyor.

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde aynı okulda okuyan 6 ırkçı, daha önce aynı evde yaşadıkları Diyarbakırlı iki kadın öğrencinin evini basarak Türk bayrağıyla işkence yaptı ve darp etti. Genç kadınların alınlarına rujla TC yazan ve ellerine bayrak tutuşturarak bu şekilde fotoğraflarını çeken ırkçılar, bunları okuldaki diğer arkadaşlarına gönderdiler. Darp raporu olan 2 öğrenci, kendilerini darp eden ve işkence yapan 6 kişiden şikâyetçi oldu.

AKP ile AB arasında mülteciler konusunda sürdürülen görüşmeler, vicdan sahibi olanların kabul edemeyeceği boyutları çoktan aştı. Almanya Başbakanı Merkel ve AB Dönem Başkanı Hollanda Başbakanı Rutte ile görüşen Davutoğlu, “başarılı bir Kayseri pazarlığı yaptığını” belirttiği açıklamasıyla, canlarını kurtarmak için her şeylerini bırakıp kaçmak zorunda kalan insanların akıbetlerini hiçbir şekilde umursamadığını, ilgilendiği tek konunun daha fazla para koparmak olduğunu ortaya koydu.

Washington Post gazetesinin haberine göre, Donald Trump’ın ABD aday seçimlerinde, geçtiğimiz haftalardaki “Süper Salı”da (ABD’de çok sayıda eyalette aday seçimlerinin yapıldığı Salı günlerine verilen isim-çn) kazandığı ezici zaferler Cumhuriyetçi Parti’yi “bir kargaşa durumuna” soktu. Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adaylığı yarışında, rakiplerini yerle bir eden başarısından dehşete düşen partinin ağır topları, onu durdurmak için bir son dakika seferberliğine girişiyorlar.

Ankara'da yaşanan bombalı saldırıda şu ana kadar en az 37 kişi hayatını kaybetti, 100 kişiden fazlası yaralı. Kuşkusuz, saldırıyı gerçekleştirenler, barışa ve halka düşmanlık yapıyorlar. Hükümetin sorumlusu olduğu iklimi, barış duygusunun gelişmesini engellemek için derinleştirmekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Şehrin göbeğinde, emekçilerin kullandığı dolmuş ve otobüs duraklarında sivil insanlara saldırmakla IŞİD’in 10 Ekim’de Ankara eylemine yaptığı saldırı arasında hiçbir fark yok.

Ankara’da beş ay içerisinde gerçekleşen üçüncü büyük bombalı saldırı sonucu (gazetemizin baskıya hazırlandığı şu an) en az 37 kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Saldırı, Türkiye’nin başkentinin en merkezi yerinde, Kızılay’a gerçekleştirildi ve siviller hedef alındı. AKP’nin liderleri, saldırıdan sonra 4 saat boyunca ortalıkta gözükmedi. Gelenekselleşen “güvenlik” zirvesinin ardından gelen açıklamalar ise her zamankilerle aynıydı: saldırganları lanetleme, millî birlik ve teröre karşı mücadelede birlik mesajları.

1989-91 Doğu Bloku’nun çöküşünün ardından piyasaya sürülen ‘tarihin sonu’ tezlerini yerle bir etmeyi başardık ama bu her zaman Marksist fikirlerin başat olduğu bir entelektüel çabanın ürünü olmadı. 2000’lerin en etkili figürleri Marksizmin bir varyantını temsil eden otonomcu marksistler, Marksizmi temel önermelerinden soyutlayıp bugüne uyarladığını iddia eden post-marksist düşünürler ve postmodernizmle tartışırken son derece eklektik fikirlerle dünyayı açıklamaya çalışan aktivist-entellektüeller oldu.

Metal işçileri geçen yıl Nisan ayında daha iyi bir ücret talebi ile üyesi oldukları Türk Metal’i sıkıştırmaya başladılar. Türk Metal-İş sendikası işçilerin taleplerini göz ardı edince doğrudan çalıştıkları fabrikalarda eylemlere başladılar, aynı zamanda üyesi oldukları Türk Metal-İş sendikasından istifa ettiler. İşçi eylemleri önce Bursa’daki büyük otomotiv fabrikaları Tofaş ve Renault’ta başladı, sonra başka iş kollarına ve illere yayıldı.

  • Mercedes-Benz İstanbul Hoşdere Fabrikası’ndaki işçiler, yıllık primlerinin düşürülmesi nedeniyle sendikaya önünde toplanarak mesailere kalmama kararı aldı.
  • Dora Otel işçileri, işten atılan Esin Gülüm’ün geçtiğimiz haftalarda işe iade davası ve sendikal tazminat kazanması üzerine Talimhane Caddesi’nden yürüyüş yaparak Dora Otel önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Ulus, dil ve toprak parçası gibi nesnel ölçütler üzerinden yükselen ortak bir tarihsel yazgının ürünü. Aynı felaketlere, aynı zulümlere, aynı ayrımcılıklara maruz kalan insan grupları arasında zamanla bir ulusal kimlik duygusu oluşur. Bu kimlik duygusunun yaygınlığına bağlı olarak topluluğun kendisi ulus olup olmadığına karar verir. Milliyetçilik, bu ulusal kimlik duygusundan yola çıkarak, ulus kavramını en önemli politik ve toplumsal değer olarak öne çıkartır.

6 Mart’ta ‘kadınlar günü’ vesilesiyle İstanbul Kadıköy’de yapılmak istenen mitinge izin verilmedi. Kadınların basın açıklaması yapma girişimi polis tarafından engellenmeye çalışıldı. Ancak polisin tüm girişimlerine rağmen kadınların eylemi engellenemedi. 8 Mart’ta Taksim’deki gece yürüyüşü ise tek kelimeyle muhteşemdi.

11 Mart 2011’de Japonya’da meydana gelen 9 büyüklüğündeki Tōhoku depremi ve sonrasında yol açtığı tsunami yüzünden Fukuşima nükleer santralinde kazalar dizisi ve nükleer sızıntı meydana geldi. Kazadan tam 1 ay sonra Japonya Nükleer Güvenlik Kurumu Fukuşima Nükleer Santralindeki sızıntının tehlike derecisinin Radyolojik Durum Ölçeği'ne göre 7 olduğunu yani 1986 yılında gerçekleşen Çernobil kazasıyla aynı olduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Avustralya’da yapılan yeni bir araştırmaya göre 1,5 derecelik ısınma sınırını 2020’de, 2 derecelik ısınma sınırını ise 2030’da aşabiliriz. Mevcut ortalama ekonomik büyüme, nüfus artışı ve enerji talebindeki artışı verilerine dayanılarak küresel enerji takip sistemiyle gerçekleştirilen bu araştırmaya göre; 2050’de dünya nüfusu 9 milyara ulaşacak, yıllık ortalama %3,9 ekonomik büyümeyle kişi başı enerji kullanımı da 6 kat artacak.

Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi amacıyla “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında uygulanan Aile hekimliğinde sular durulmuyor. Güvencesiz, angarya hizmet sunmaya zorlanan hekimler, şimdi de Aile Sağlığı Merkezleri için istenen fahiş kira bedellerini ödemeye zorlanıyorlar.Sağlık Bakanlığı aile hekimlerinin Aile Sağlığı Merkezi (ASM) binaları için ödedikleri kirayı iki katına çıkarken, %6 oranında maaş artışı yaptı. Bazı bölgelerde 25 metrekarelik bir oda için 3 bin lira kira talebinde bulundu.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası