28 Aralık gecesi Uludere’de (Roboski) Kuzey Irak’a geçen çoğu çocuk 34 köylü TSK’ya ait savaş uçaklarının bombardımanıyla katledildi. Gazetemiz baskıya girdiği anda katliamın üzerinden 139 gün geçmişti. Uludere’nin sorumluları hala açığa çıkarılıp yargılanmadı.

Katliamın ardından ortaya dökülen gerçekler köylülerin Genelkurmay’dakiler tarafından bile bile öldürüldüğünü gösteriyor.

4 aydır kamu emekçilerinin maaşlarına zam yapmayan hükümet, toplu sözleşme için teklifini açıkladı. 2 milyon 600 bin memura bu yıl için 3+3 (yani yılın ilk ve ikinci aylarında yüzde 3’lük artış) gelecek yıl içinse 2+3 zam önerdi. Ekonomi geçen yıl 8.5 büyüdü, ancak bu büyüme kamu emekçilerinin maaşlarına yansıtılmıyor.

Her şey zamlanırken ücretler artırılmıyor. Kamu emekçileri öfkeli. İnsanca yaşayacak bir ücret istiyor. Hükümetin teklifi öylesine kabul edilmez ki tüm sendikalar buna itiraz ediyor.

  • Yasal çalışma süresi 45 saat olmasına rağmen Türkiye’de ortalama çalışma süresi 60 saate ulaşmakta.
  • Haftada 60 saati aşan uzun çalışma saatleri, işsizliğin ve iş kazalarının başlıca nedeni.
  • Uzun çalışma süreleri ne karşı işçi sendikları mücadele etmeli, çalışma sürelerini 40 saate indirmelidir.

Yasalara göre Türkiye’de resmi çalışma haftası 45 saat. Cumartesi ve Pazar günleri ise çalışılmayan günler.

45 saatin üzerindeki çalışmalarda ise fazla mesai ücreti verilmeli. Hiç bir biçimde günde 11 saatin üzerinde çalışılmamalı.

Liberal basında devrimlerin 20’inci yüzyıla ait olduğu, artık içinde yaşadığımız çağda devrimlerin mümkün olmadığı yaygın bir düşünce.

Bu düşünceyi ileri sürenler bir yandan gelişen teknolojiyi, diğer yandan da işçi sınıfının artık eskisi gibi olmadığını kanıt olarak gösteriyorlar. Bu nedenle sosyalizmin tanımı da değişmeli diyorlar.

Kimileri işçi sınıfının artık mülk sahibi olduğunu, gelişmiş kapitalist ülkelerde refah içinde olduğunu da vurguluyorlar.

2008 krizi devam ediyor. Bir dizi Avrupa ülkesi iflas noktasına geldi, bir kısmı ise ekonomik durgunluk içinde. Egemenler içinde oldukları krizden nasıl çıkacaklarını bilmiyorlar.

Fransa’da başkanlık seçimlerinde Hollande kazanana kadar Avrupa Birliği’nde Alman-Fransız çizgisi hakimdi ve bu çizgi bütçe açığının kapatılması için kemer sıkma programlarının uygulanması. Fransız seçimlerinden sonra Merkel tek başına AB’de bu çizgiyi hakim kılmaya çalışıyor.

- Mecliste ilk kez darbelerle ilgili bir soruşturma komisyonu kuruldu. Bu komisyonun çoğunluğunu oluşturan AKP milletvekillerinin oylarıyla 27 Nisan E-muhtırası soruşturma dışında bırakıldı. Halkın çoğunluğunu düşman ilan eden Genelkurmay muhtırasını yayınlatan güçler, başta Yaşar Büyükanıt olmak üzere, hesap vermekten kurtarıldı.

- Erdoğan çıktı ve 28 Şubat soruşturmasını eleştirdi: “1 dalga, 2 dalga, 3 dalga, 4 dalga filan... Bunlar toplumun huzurunu da doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız… Bu dalgalarda bu ülke boğulur.”

Cihan Kırmızıgül’e yapılan adaletsizliği protesto eden Antikapitalist Öğrenciler, 11 Mayıs günü İstan-bul ve Ankara’da protesto eylemleri düzenledi. Ey-lem sırasında yapılan açıklamada şunlar söylendi:

"Poşu taktığı için Cihan Kırmızıgül'ün hayatından 25 ay çalanlar, onu tekrar hapsetmek istiyor. Hrant Dink davasında 'örgüt bulamadık' gerekçesiyle, gerçek katillerden hesap sormak yerine birkaç tetikçiyle yetinmemizi bekleyenler nasıl olduysa poşu takmanın 'örgütünü' bulmuş.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Genel Kurulu 12-13 Mayıs’ta Ankara’da toplandı. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı Genel Kurul’da bir dizi tartışma yaşandı.

21 bölgeden gelen delegelerin verdiği raporlar HDK’nın yerellerde sürdürdüğü faaliyetin yeni yeni rayına oturmaya başladığını gösteriyor. Raporlar aynı zamanda HDK faaliyetinin önündeki zorlukları da ortaya seriyordu.

Özellikle Karadeniz, Ege ve İç Anadolu’dan gelen delegeler Kürt sorununda çözüm talep ederken karşılaşılan siyasal engellemeleri açık açık anlattılar.

Taktığı poşu yüzünden gözaltına alınan ve PKK üyesi olmakla suçlanan Cihan Kırmızgül’e toplam 33 yıl 9 ay hapis cezası verilmesi adaletsizliğin ulaştığı zirve noktasını gösterdi. Kırmızgül’e verilen ceza, yapılan indirimlerle 11 yıl 3 aya düşürülürken yüzlerce öğrenci sokaklara dökülerek bu kararı protesto etti.

Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül, 20 Şubat 2010’da İstanbul Kağıthane’de bir otobüs durağında beklerken gözaltına alınıp tutuklandı.

İşyerlerinde patronların ve patron temsilcilerinin psikolojil tacizlerine karşı çıkan senikasız işçiler bu tutuma karşı bir kampanya başlattılar.

Mobbing denen bu tutum kamu ve özel sektörde giderek yaygınlaşıyor. İşçiler küçümseniyor, aşağılanıyor, kötü muameleye uğruyor ve dışlanıyor.

TBMM’nin bu konuda çalışma yapan bir komisyonuna göre işçilerin yüzde 81’i mobbinge uğruyor.

Yapılan son bir kamuoyu araştırmasına göre halkın büyük çoğunluğunun darbelere karşı olduğu, darbecilerin yargılanmasını onayladığını, sürmekte olan davaların intikam için yapılmadığını, yasal olduklarını düşündüğünü gösteriyor. Aynı kamuoyu araştırması bir darbenin olması halinde halkın büyükçoğıunluğunun buna direneceğini de gösteriyor.

Her 5 kişiden 4’ü darbelere karşı. Yüzde 67.7 ise darbecilerin yargılanmasını istiyor. Halkın çoğunluğu 28 Şubatçıların, 12 Eylül generallerinin yargılanmasını onaylıyor.

Samsun savcılığının 12 Eylül ‘de yapılan işkenceye zaman aşımı var demesinin üzerine Çarşamba Ağır Ceza mahkemesi AİHM’e atıfta bulunarak hayır dedi.

Bu karara göre 12 Eylül’de yapılan işkenceler için açılmak istenen davalarda savcılar “zaman aşımı” engelini kullanamayacaklar.

  • Eşcinselleri yargılayan, aşağılayan, hayatlarını çekilmez hala getiren, katleden, zorunlu heteroseksüelliği dayatan ikiyüzlü ahlaka karşıyız.
  • Hiç kimse cinsel yönelimden dolayı baskıya ve ayrımcılığa maruz kalmamalıdır.
  • Eşcinsellerin Kurtuluşu Heteroseksüelleri de Özgürleştirecektir!
  • Özgürlük mücadelesi veren LGBT bireylerin ve örgütlerin yanındayız!
  • Heteroseksist sistemin LGBT'lere yönelik ilan edilmemiş savaşına karşı yürüyoruz...

Tarih: 20 Mayıs 2012, Pazar

Buluşma Yeri: Kurtuluş, Kıbrıs Caddesi Kavşağı

Saat: 13:00, Basın Açıklaması: Sakarya Meydanı

KESK Yürütme Kurulu Üyeliği, ÖDP Parti Melisi Üyesi ve Küresel BAK Yürütme üyeliği yapmış olan Sevgi Göyçe yakalandığı hastalığa karşı 3 yıldır sürdürdüğü mücadele sonucunda yaşamını kaybetti.

KESK Kadın Sekreterliği de yapan Göyçe 12 Eylül darbesi öncesi ve sonrasında 2 kez tutuklanarak işkence gördü ve hapiste yattı.

12 Eylül’ün işkenceci polis şefi, 17 bin faili meçhul cinayetin işlendiği 90’ların emniyet müdürü ve içişleri bakanı Mehmet Ağar, “suç işlemek için silahlı çete kurmaktan” Aydın Yenipazar cezaevinde yatıyor. Evlatları Ağar ve çetesi tarafından kaybedilen Cumartesi Anneleri 1995 yılında ilk oturma eylemini yaptıkları 27 Mayıs’ın yıldönümünde Yenipazar’daki cezaevinin önüne giderek “Kayıplarımız nerede?” diye soracak.

Ağar, devlet adına işlenen cinayetleri savunmuş, TV ekranlarında “1000 operasyon yaptık” demişti. Bir zamanlar Ağar’ın emrinde kan döken eski özel harekatçı polis Ayhan Çarkın, faili meçhul cinayetlerin ve kaybetmelerin arkasında Ağar’ın olduğunu açıklamıştı.

Biz de Cumartesi Anneleri’yle birlikte 27 Mayıs günü saat 12.00'de Mehmet Ağar'ın yattığı cezaevinin önündeyiz. Katillerin başına iki yıl ceza yetmez! Ağar, kaybettiği, katlettiği insanların hesabını vermeli!

Tarihi davanın 4. duruşması Ankara’da gerçekleşti. İlk davada mahkeme önünde 1000 darbe karşıtı varken, geçen hafta sadece 100 kişi vardı.

Yüzlerce insanı katleden, on binlerce insanı zindanlarda çürüten, yüz binlerce insanı işkenceden geçiren solu ve işçi sınıfını mahveden 12 Eylül darbecilerinin yargılamasının sessizce geçiştirilmesine izin vermemeliyiz.

En kanlı darbenin mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ordunun hastanesi GATA’da saklanmaya devam ediyor. Onlar suçlular. İlker Başbuğ’lar, Çevik Bir’ler gibi tutuklanmamalılar.

29 Haziran’da Ankara Adliyesi’nin önünde toplanalım. Eğer Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya korunmaya devam ederse duruşma öncesi İstanbul ve Ankara GATA’ları önünde darbecilerin tutuklanmasını isteyelim!

 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası