“Öcalan’la görüşebiliriz” diyen Başbakan’ın yeni bir Oslo sürecine işaret etmesi, yani devlet-hükümet ile Öcalan-PKK ile Kürt sorununun çözümünü yeniden müzakerelere başlama çağrısı barış isteyen milyonlarda umut ve beklenti yarattı. Buna karşılık Başbakan AKP’nin kongresinde barış ve çözüm çağrısı yapmadığı gibi Alpaslanlı, Mustafa Kemalli milliyetçi nutuklar atarak Kürtlere önerisi AKP’yi desteklemeleri.

Böyle barış olmaz

AKP kongresinden bir gün sonra, 1 Ekim’de meclis açılır açılmaz Erdoğan imzasıyla hükümet, orduya Irak Kürt Federe Bölgesi’ne operasyon yapma yetkisi veren 1 yıl uzatılması için tezkere verdi. Erdoğan, anadilde eğitim başta olmak Kürt sorunundaki yeni politikaların önümüzdeki günlerde ele alınacağını söyleyerek bir ölümleri durdurma fırsatını daha heba etti.

Aynı gün İstanbul’da görülen KCK davasında, müvekilinin anadili Kürtçe’de savunma hakkının gasp edilmesine tepki gösteren Avukat Ercan Kanar mahkeme salonunda polisler tarafından darp edildi ve zorla dışarıya çıkarıldı. Erdoğan’ın AKP kongresindeki konuşma metninde yer alan ancak okumadığı bölümlerden biri de Kürtçe savunma hakkı konusunda düzenlemeydi.

2009’da Demokratik Açılım’ı başlattığı anda kapatan AKP, Kürtleri ve Batı’da barış bekleyen kitleleri oyalamayı sürdürüyor.

Şovenist ittifak

Solcu olduğu iddia edilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise çözüm için devletin başlıca muhatabı olan Abdullah Öcalan’la hükümetin yeniden görüşmesine “içime sindiremedim” sözleriyle tepki gösterirken yeni bir Oslo sürecinin iç savaşa neden olacağı ve hükümeti devireceğini savundu.

Kürt sorununun demokratik çözümüne ve barışa karşı olduğunu söyleyen faşist MHP ise CHP ile aynı söylemleri kullanarak AKP’yi suçladı.

AKP’nin oyalama taktiği, CHP ve MHP’nin savaş yanlısı çıkışlarıyla birleşiyor. Meclisin çoğunluğunu oluşturan 3 sermaye partisi, ablukaya almaya çalıştıkları BDP’nin 9 milletvekilinin dokunulmazlıklarını kaldırmakta anlaşırken, Kürdistan’da süren savaştan her gün yeni ölüm haberleri gelmeye devam ediyor. AKP-CHP-MHP’nin ortak noktası Türk ulusunun üstünlüğünde anlaşmaları. İşte bu şovenist zihniyet barışı engelliyor.

DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan, Ankara’da partisi ve BDP’nin düzenlediği konferansta "Bu iş egemen sınıf partilerine bırakılırsa yine savaş politikaları devreye girer" demişti.

Barış, önündeki zorlu yolu açacak emekçilerin desteği bekliyor.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası