Muhalif edebiyatta en sık karşılaşılan kavram antiemperyalizm. Bu iyi bir şey gibi görünebilir ama çoğu kez olduğu gibi burada da görünüş aldatıcı.

Türkiye’de, antiemperyalizm, “6. Filoyu unutmayın!” sloganına indirgenmiş vaziyette. Devletlerarası küresel hiyerarşik bir sistem olarak emperyalizm yerine, yıkılmaz kaplan ABD’nin tüm dünyayı saran ahtapot kolları teorisi, yani bir baş düşman politikası tüm emperyalizm analizlerinin nirengi noktası haline geldi.

Bu analiz, sadece emperyalizmi ABD’ye indirgeme sorununa ve hatasına sahip değil. Aynı zamanda kapitalizmi de hemen hemen ABD’den ibaret bir hale getiriyor.

Emperyalizm sermaye ilişkisinin özünde gizli. Sermaye köpekbalığı gibidir, ilerlemezse ölür, genişlemezse ölür. Sermaye, sermayeler arası rekabet demektir ve bu rekabetten çıkmasının yolu, yeniden üretimini garanti altına alacak yayılmacılıktır.

Sermaye, iki düşmanından çok korkar: Birisi, diğer sermayeler, diğeri ise sermayenin mülksüzleştirdiği emekçi yığınlar. Her iki düşmana karşı, sermaye çok güçlü bir araca sahip oldu. Bu aracın adı devlet. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Almanya, Fransa ve İngiltere arasında deniz savaş araçlarına yatırım ve aynı dönemde her meclisin bütçeden askeri harcamalara yönelik kesintilere gitmek için yarışa girmesi, sermayenin küresel rekabetten sağ salim çıkmak için askerileştiğinin göstergesi olduğu gibi, bu askeri aygıtın devlette kristalize olduğunu da kanıtladı.

Bu yüzden, iç işlerinde ne kadar demokratik görünürse görünsün, her devlet, hemen hemen dolaysız temsilcisi olduğu sermayenin kaygılarını giderme, kısacası; yayılma ve güvenliğini sağlama alma aygıtıdır.

Emperyalizm, sadece devletlerin küresel hiyerarşik ilişkisi değil, küresel sermayenin çelişkilerinden, patlamalarından, krizleri, savaşları ve yarattığı acıların tepkilerinden kaçınması için gerekli olan askeri hegemonyanın adıdır.

Bu hegemonyaya karşı çıkmak için, emperyalist âlemi bu âlemin tek bir figüründen, ABD’den ibaret görmek, hem kendi devletinin, kendi egemen sınıfının yayılmacılığıyla uzlaşmak hem de emperyalist ağın diğer büyük oyuncularını onaylamak demektir. Büyük bir oyuncu olmasa da Esad’ın antiemperyalist sanılmasının nedenlerinden birisi de budur.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası