Hrant Dink’in hedef haline getiren 301. Maddeden verilen cezayı onayan 18 Yargıtay hakiminden biri olan Mehmet Nihat Ömeroğlu, TBMM tarafından omdusman seçildi. Ombudsman yani baş denetçinin görevi, devletle vatandaş arasındaki sorunları yargıya taşımadan çözmek olarak tanımlanmıştı.

Başdenetçi seçilmesi protestolarla karşılanan Ömeroğlu, "23 kişiden biriyim. Dosyadaki ismin Hrant olduğunun farkına bile varmadım. Zaten Fırat yazıyordu" diyerek kendini savundu. Bu açıklamanın ardından dosyada Hrant Dink adının geçtiği ortaya çıktı. Adı geçmese bile tüm Türkiye “Türklüğü aşağılamak” suçundan yargılanan AGOS Genel Yayın Yönetmeni Dink’i tanıyordu.

Gerçek demokrasi!
• AKP, CHP ve MHP’nin anlaşması sonucu başlayan süreç ilerliyor. Başbakan dokunulmazlıkların kaldırılmasında ısrarlı olsa da bazı AKP milletvekilleri “hayır” oyu kullanacaklarını açıkladı. Erdoğan şimdi onları ikna etmeye çalışıyor. Yardımcısı Bülent Arınç ise AKP’nin bir grup kararı almayacağını, her vekilin kendi görüşü doğrultusunda oy kullanacağını açıklamak zorunda kaldı. Kürt illerinde halkın tepkisi AKP’yi sarsıyor.

Katar’ın başkenti Doha’da BM’nin dünya iklim konferansı devam ediyor. Görüşmelerden büyük bir ihtimalle sonuç alınamayacak. Başını Hindistan’ın çektiği bir grup ülke Kyoto Protokolü’nün uzatılmasını talep ederken, böyle bir sonucun çıkması olasılığı da az görünüyor.

Dünya Bankası 2060’a kadar atmosferdeki ısınmanın 4 dereceyi bulacağını açıklamıştı, Norveçli ve İngiliz bilim insanları da yüzyılın sonuna kadar artışın 5 dereceyi bulacağını ifade ediyor.

25 Ocak devrimiyle Hüsnü Mübarek’in devrildiği Mısır’da tekrar patlak veren devrimci hareket, halkın politik bir devrimden fazlasını istediğini açıkça gösteriyor. Devrimin ardından iktidara gelen Müslüman Kardeşler, halkın taleplerini karşılamayıp, aksine Mübarek rejimiyle uzlaşan ve onun politikalarını devam ettiren bir hat izledi. Mısır’ın yeni başkanı Mursi, meydanlara inen devrimcilerin ve grevci işçilerin üzerine polisi ve haydutları saldırttı. İlk ziyaretini bölgede karşıdevrimin kalbi olan Suudi Arabistan’a yaptı, Gazze tünellerini yıktırdı, Camp David anlaşmasına bağlı olduğunu açıkladı. IMF’den borçlanmaya devam etti ve kemer sıkma önlemleri dayattı. Tüm bunları yaparken de devrimin temsilcisiymiş gibi davrandı.

Muhalif edebiyatta en sık karşılaşılan kavram antiemperyalizm. Bu iyi bir şey gibi görünebilir ama çoğu kez olduğu gibi burada da görünüş aldatıcı.

Türkiye’de, antiemperyalizm, “6. Filoyu unutmayın!” sloganına indirgenmiş vaziyette. Devletlerarası küresel hiyerarşik bir sistem olarak emperyalizm yerine, yıkılmaz kaplan ABD’nin tüm dünyayı saran ahtapot kolları teorisi, yani bir baş düşman politikası tüm emperyalizm analizlerinin nirengi noktası haline geldi.

Bu analiz, sadece emperyalizmi ABD’ye indirgeme sorununa ve hatasına sahip değil. Aynı zamanda kapitalizmi de hemen hemen ABD’den ibaret bir hale getiriyor.

Suriye devrimini destekleyen ve Esad’ın katliamlarına dikkat çekmek isteyen aktivistlerin yaklaşık iki ay önce bir araya gelmesiyle oluşan Suriye Halkının Yanındayız Platformu geçen Cumartesi ilk yürüyüşünü gerçekleştirdi. Suriye Konsolosluğu’nun önüne yürüyen aktivistlerin vurguladığı konulardan birisi de Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan göçmenlerin sorunlarıydı. Mülteci statüleri yasal olarak kabul edilmeyen on binlerce sığınmacının yaşamlarını idame ettirmekte karşılaştıkları zorlukların yanı sıra maruz kaldıkları ırkçı muamelelere karşı da “Suriyeli sığınmacılar kardeşimizdir” sloganı atıldı.

BDP’li milletvekillerinden elinizi çekin! Dokunulmazlıkları- na dokunmayın. Ne kadar barış ihtimali kaldıysa, o kadarı heba olur.

Barışa dair küçücük umutları heba etmeyin!

Kendinizi kandırmayın. BDP’li vekiller de halktan aldıkları oylarla meclise girdi. Sizin seçim kampanyalarınızdan çok daha zorlu, devlet şiddetiyle karşı karşıya, sokak sokak yapılan bir kampanyanın sonucunda oy aldılar ve vekil oldular. Bazı vekillerin vekilliklerini gasp ettiniz. Zaten bir hata yaptınız, meclisteki vekillere dokunmayın.

Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’i İstanbul’da ağırladı. Rusya’nın Esad rejimine sattığı savaş uçaklarının bombalarıyla 3 bin Suriyeli çocuk ölmüşken Putin’e “dostum” diyen Erdoğan “11 yeni anlaşma yaptık” dedi ve ekledi: “Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler güçlenerek çok boyutlu bir ortaklık niteliğini kazanacak.”

Suriye konusunda Rusya ve Türkiye arasındaki gerilimde taraf olan Esad taraftarı ulusalcılar Putin’i “ABD’ye direnen antiemperyalist lider” olarak niteliyor. Putin ise İstanbul’da yaptığı açıklamalarda "Suriye'yle ilgili pozisyonlarımız birbirine benziyor" dedi ve şöyle devam etti: “Biz Suriye rejimini korumuyoruz, bu rejimin avukatı değiliz. Bu zor sorunun çözümü için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”

1984: Rusya’nın Çernobil kentindeki nükleer santralde meydana gelen kaza sonucu dünya radyoaktif felaketle tanıştı.

2011: Fukuşima nükleer santralinin yarattığı felaketin ardından BBC bir araştırma yaptı. Türkiye halkının yüzde 73’ünün Akkuyu’da, Sinop’ta, dünyada nükleer santrallere karşı olduğu ortaya çıktı.

2012: Putin, İstanbul’da "Nükleer santral projesini finanse edeceğiz" dedi. Yanıbaşındaki Erdoğan da bu sözlere onay vererek şunları söyledi: “Toplam yatırım büyüklüğü 20 milyar dolar olan Akkuyu santrali, ülkemizde bir seferde yapılan en büyük proje olacak.”

Türkiye’nin talebi üzerine NATO’nun Patriot füzelerinin Suriye sınırına yerleştirilmesine en büyük tepki Rusya’dan gelmişti. İstanbul’da gazeteciler Putin’e patriotları sordu. Suriye’nin nükleer silahı olmadığını söyleyen Putin, Esad rejimin yabancı bir ülkeye saldıracak durumda olmadığını da söyledi ve ekledi: “Patriot sistemi dünyanın en iyi sistemi değil.”

Patriot’lara karşı çıkan Rusya’nın Türkiye’ye Antey 2500 füze sistemlerini satmak için yoğun bir kulis yaptığı ortaya çıkmıştı. Rusya dünyanın 2. en büyük silah satıcısı. “Patriot en iyi sistem değil” diyen Putin’in derdi Suriye’yi NATO saldırısına karşı korumak değil silah satmak.

Putin’in Türkiye’ye gelişini protesto eden Çerkesler sokaktaydı.

3 Aralık’ta Taksim’den Rusya Konsolosluğu’na yürüyen Çerkesler, Rusya devlet başkanına “Katillerini de al öyle git” dedi. Putin’in İstanbul’a geldiği saatlerde Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisi önünde protesto açıklaması yapan 3 Çerkes aktivist polis tarafından gözaltına alındı.

Çerkesler, Soçi'nin 1864 yılı öncesi Çerkesyası'nın başkenti ve soykırım toprağı olması nedeniyle, 2014 yılında Soçi'de yapılacak olan Kış Olimpiyatlarına karşı çıkıyor. Rusya, Çerkes soykırımını ve zorla göçü inkar etmeye devam ediyor.

Erdoğan ile Putin arasında dün gerçekleşen görüşme üzerine, Rus hükümetinin resmi gazetesinde çıkan haberde, ikilinin Suriye konusunda anlaştıkları ancak bunu şimdilik gizli tuttukları iddia edildi.

Hükümetin resmi gazetesi Rossiyskaya Gazeta'ya göre, Erdoğan ve Putin arasında Suriye'ye ilişkin yeni düşünceler ortaya çıktı ve her ikisi henüz bunu sır olarak tutmayı tercih ediyor.

Diğer bir çok gazetede de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemine vurgu yapılırken, Suriye konusundaki görüş ayrılığının bu durumun gelişmesini engelleyemeyeceği belirtildi.

Elektrik ve doğal gaza yüzde 48 zam yapan hükümet işçiye yüzde 3 diyor
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 4 Aralık’ta toplanıyor. Hükümetin 2013 yılı için yapmayı düşündüğü zam oranı yılın ilk ve ikinci aylarında yüzde 3. 2011’de elektrik ve doğalgaz fiyatları yüzde 47.88 artmışken, hükümetin istediği bu oran asgari ücretle yaşayan 10 milyondan fazla işçinin gelecek yıl da yoksulluğa itilmesi anlamına geliyor.

Tolga Tüzün
1976 yılında ilkokula başladım. Önlük giymeye can atıp atmadığımı hatırlamıyorum çünkü sadece beş yaşındaydım, önlüğün ne olduğuna, neyi simgelediğine kafam basmıyordu. Sanırım şimdiki ana muhalefet partisinin lideriyle ortak paydada buluştuğum ender anlardan birisiydi; tabii ben beş yaşındayken önlüğün, devletin toplumsal hayatı kendi tektipçi, tekdilci, tekdinci imgesi temelinde örgütlerken kullandığı alçakça bir aygıt olduğuna uyanamamıştım. CHP liderinin bu yaşında buna uyanamamış olmasının altında yatan sebep ne olabilirdi? Şöyle buyurmuşlar: “Şimdi bakın tek tip getirilmesinin nedeni bütün çocukların kendilerini eşit hissetmesidir. Kim fakir, kim zengin belli olmaz”

Bundan tam 1 yıl önce, 28 Aralık 2011’de, Roboskî’de korkunç bir katliam yaşandı. TSK savaş uçakları ‘sınır ötesi operasyon’la, çoğunluğu çocuk olan 34 sivil yurttaşı bombalayarak katletti. 34 yitik can arkalarında iki koca köyün onlarca ailesini acı içinde bırakırken Başbakan, İçişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı olayın üstünü örtmeye çabalayarak 34 insana ve ailelerine hakaret etti.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası