AKP hükümeti, nükleer santral yapmakta ısrarlı. 26 Nisan 1986’da gerçekleşen Çernobil nükleer felaketi ise hükümetin ölümcül bir kararın peşinde olduğunu gösteriyor.

Şimdiye kadar yaşanan en büyük nükleer felaket olan Çernobil Nükleer Santrali’ndeki reaktör kazasından sonra, stalinist rejimin emriyle 800,000 ‘tahliye görevlisi’ felaketin yaşandığı alanda engelleme ve temizlik çalışmaları yapmıştı. Bugün, onların %90’ın üzerindeki kısmı engelli. Reaktördeki patlamadan 20 yıl sonra, 17,000 Ukraynalı aile, babaları ‘tahliye görevlisi’ olarak çalıştığı ve hayatını kaybettiği için devlet yardımı alıyorlar. 1990 ile 2000 yılları arasında Belarus’da kanser oranı %40 arttı. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, sadece Gomel bölgesinde yaşayan 50,000’in üzerinde çocuk tiroit kanserine yakalandı.

Bu ölümcül niteliğe sahip enerjiyi iklim değişikliğini durdurmak için tercih ettiğinizi kimseye inandırmazsınız. Nükleer kazalardan kaynaklı; insani, ekolojik ve ekonomik olumsuz etkileri yüzlerce yıl sürecek yeni bir felaketin dünyanın hiçbir yerinde yaşanmasını istemiyoruz. Nükleer enerjinin tarihinde yaşanan irili ufaklı yüzlerce kaza, kaza olması durumunda telafisi mümkün olmayan sonuçlar, aklımız ve vicdanımız nükleer santrallere hayır dememizi gerektiriyor ve Akkuyu'da, Sinop'ta, İğneada'da, Türkiye'nin, ya da dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral kurulmasına izin vermeyeceğiz diyoruz.

Çernobil’in yıldönümünde, , Küresel Eylem Grubu olarak “Nükleer mi? HAYIR TEŞEKKÜRLER…” Demek için 27 Nisan’da sokakta olalım!


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası