Manşetler dehşet verici haberlerle dolu: domuz gribi salgını tüm dünyaya yayılıyor.
Tabii ki endişelenmek için birçok neden var. Normal A-tipi mevsimsel grip her yıl dünyada yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne yol açıyor. Virüsün öldürücülüğünde en ufak bir artış, özellikle bulaşıcılığı da artarsa dünyada çok daha büyük sorunlara neden olabilir.
Tarihteki en korkunç virüs salgını 1918-19 yıllarında gerçekleşmişti. Sadece bir kış boyunca insanlığın yüzde 2'sinden fazlası, yani 40-50 milyon arasında insan ölmüştü.
Domuz gribinin insandan insana geçebileceği öngörülen bir şeydi. Grip virüsü sürekli değişikliğe uğrar ve mutasyon geçirerek yeni özellikler kazanır. Daha önce de insandan insana geçebilen ve öldürücü bir salgına neden olan pek çok virüs vakasıyla karşı karşıya gelinmişti.
Hem 1957 hem de 1968'deki grip salgınlarının kuş ve insan griplerinin domuzlarda karışmasıyla ortaya çıktığı düşünülüyor.
Yoksulluk bir grip salgınında, hastalığın yayılma şeklini ve kimleri vurduğunu belirleyen en önemli faktörlerden birisi. 1918-19 yıllarındaki grip salgınında ölen insanların 20 milyondan fazlası Hindistan'ın en yoksul bölgelerinde yaşıyordu.
Üçüncü Dünya ülkelerinde AIDS'in yaygınlığı ve yılda 2 milyon çocuğun sıtmadan ölüyor oluşu da bizlere, kapitalizmin yoksul insanların tedavisi olan hastalıklar nedeniyle bile ölmelerine göz yumduğunu gösteriyor.
Batılı liderler tarafından desteklenen Dünya Sağlık Örgütü, eğer sağlık bürokrasisi tehlikeye hızlı cevap verirse salgınların önlenebileceğini öne sürüyor. Teşhisin derhal konulup yerel nüfusun yeterli antiviral ilaç almasıyla hastalığın tedavi edilmesi öngörülüyor.

Tedavi
Çoğu grip çeşidi salgın boyutuna ulaşmadığı için ilaç araştırma şirketleri bir araya gelerek her grip türü için birer aşı geliştirmeyi kârlı bulmuyor. Bu yüzden de hükümetler Tamiflu gibi genel antiviral ilaçlarla yetiniyor. Ancak çoğu zaman orta düzeyli bir grip salgını için hazırlanan aşılar en zengin ülkelerde bile yetersiz kalıyor. İngiliz hükümeti nüfusun ancak yarısına yetecek kadar antiviral ilaç bulundurduğunu söylüyor.
Neoliberalizmin sağlık alanındaki kamu yatırımlarına defalarca saldırması sorunla baş etmeyi daha da zorlaştırdı.
Domuz gribi gibi yeni hastalıkların önemli sebeplerinden biri, gerekli şekilde teftiş edilmeyen ve biyolojik koruması olmayan hayvansal üretimin gittikçe yaygınlaşmasıdır.
Gıda üretimi bir avuç dev küresel şirket tarafından kontrol ediliyor. Bu da kârı arttırabilmek için çok fazla çiftlik hayvanının sıkış tıkış bir araya toplanmasına neden oluyor.
İngiltere'deki beyaz et üretiminin üçte ikisi 100 binden fazla kuşun bir arada durduğu merkezlerde yapılıyor. ABD'de bugün 60 milyon domuz 65 bin merkezde toplanmış durumda. 1965'te 53 milyon domuz 1 milyondan fazla çiftlikte barındırılıyordu.
Bu kadar kalabalık içinde hayvanlar hastalıklara daha kolay yakalanıyor. Bu da hastalığın daha çabuk yayılıp daha öldürücü türlere evrilmesini kolaylaştırıyor.
Büyümelerini hızlandırmak ve hastalıklardan korumak amacıyla şirketler hayvanların bünyesini, insanlar için üretilenler de dahil pek çok antibiyotikle dolduruyor.
Et endüstrisine yönelik düzenlenmelerde ve üretimin denetlenmesinde kısıntıya gidilmesi de ayrıca büyük tehlikeler barındırıyor.
Daha geçen hafta İngiltere'nin ekonomiden sorumlu bakanı Alistair Darling hayvan hastalıklarının teftişi ve kontrol altına alınmasına yönelik masrafları şirketlerle paylaşarak bütçede 44 milyon poundluk bir kesintiye gidileceğini açıkladı.
Gıda üretiminin, sağlığın ve ilaç sektörünün şirketlerce kontrol ediliyor olması grip salgını tehlikesini arttırıyor. Ve tabii bu şirketlerin dünyayı yönetmelerine izin veren hükümetler de bu olayın sorumluları arasında.
ABD'li yazar Mike Davies'in dediği gibi: "Meksika'nın hayvan hastalıklarıyla başa çıkmak için gerekli kapasiteye ve siyasi iradeye sahip olmaması anlaşılabilir bir durum. Ancak sınırın kuzeyinde de durum pek iç açıcı değil. Teftiş son derece uydurma bir şekilde yapılıyor. Hayvansal gıda üreten şirketler ise, işçilere ve hayvanlara nasıl özensiz davranıyorlarsa sağlık düzenlemeleri konusunda da aynı özensizlikle hareket ediyorlar."
Muhip Tezcan, Socialist Worker’dan çevirdi

Dijital sayı 27 - 11 Mayıs 2021 (pdf)

Dijital sayı 26 - 27 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 25 - 6 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 24 - 23 Mart 2021 (pdf)

Dijital sayı 23 - 16 Mart 2021 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası