Roni Margulies
Onur Öymen'in tek farkı, Cumhuriyet'i kurup 85 yıldır devleti yönetenlerin geri kalanına kıyasla, biraz daha dürüst, biraz daha aptal olması.
Onur Başaran Öymen, gerçekten de devletin başarılı bir yöneticisi. Tanıyanlar, herhalde böyle olacağını baştan tahmin etmiştir. Her açıdan 'tipik' bir Cumhuriyet yöneticisi çünkü.

İstanbullu. (İstanbul dediysek, Gazi Mahallesi veya Yeni Bosna filan değil elbet, Başaran Bey Kadıköy doğumlu). Annesi babası öğretmen (Mahmud Münir Bey felsefe, Nebahad Hanım coğrafya öğretmeni). Galatasaray Lisesi'nde ve Ankara Siyasal'da okumuş. Dışişleri Bakanlığı'na girmiş. Emin adımlarla yükselerek Kopenhag ve Bonn'da Büyükelçilik, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı ve nihayet NATO Daimi Temsilciliği yapmış.

Emekli olduğu yıl CHP'den İstanbul milletvekili seçilmiş, ertesi yıl CHP Genel Başkanlığı görevine gelmiş.

Onur Başaran Öymen gibi adamlar olmasa, Türkiye Cumhuriyeti devleti ilelebet payidar olamazdı. Atatürk, Cumhuriyet'i gençliğe filan değil, bu adamlara bıraktı.

'Derin devlet' denildiğinde devletin gizli saklı örgütleri kastedilir ya, asıl derin devlet bu adamlardır. Her koşulda ve sadece devletin bekasını düşünen, tüm hayatlarını buna adamış adamlar. Devleti, sadece devletin çıkarları doğrultusunda yöneten ve sadece kendileri gibi olanların yönetebileceğine inanan adamlar. Bu adamlar için, "vatandaş", "millet", "halk" gibi kavramlar devletin bekası için kullanılacak olan kalabalıkları ifade eder sadece. Ve bu kalabalığın da sadece bir kesimine güvenir bu adamlar; sadece bir kesimini kullanılır devletin bekası için; sadece bir kesimine güvenirler: Türk, Müslüman ve Sünni olan kesim. Bu kesimin de hiçbir hakkı hukuku filan yoktur, ama en azından devletin bekası için kullanılma onuruna sahiptirler. Geri kalanı ise gereksizdir, ayak bağıdır, tehlikelidir. Mümkün olsa yok edilmeleri tercih-i şayandır, epeyce bir kısmı yok edilmiştir zaten, ama hepsini yok etmek mümkün olamamıştır.

Baskın Oran, Öymen gibi adamlara LAHASÜMÜT adını takmıştı: Laik, Hanefi, Sünni, Müslüman, Türk.

Abartmayalım, zaman zaman Lahasümüt olmayanlar da devlet yöneticisi olabiliyor. Ama Lahasümütlüğü özümsemek, benimsemek ve Lahasümüt gibi davranmak koşuluyla. Kemal Kılıçdaroğlu gibi.

Kılıçdaroğlu devlet yöneticisi değil, sadece parti yöneticisi. Ama çakma Lahasümüt olarak geleceği çok parlaktı. Şu son olayda çok kısaca da olsa çatlak ses çıkardı ya, Lahasümütlüğü tam olarak benimsememiş olduğu ortaya çıktı, artık hiçbir geleceği yok. Ne devlet ne de parti yöneticisi olarak.

İddia ediyorum, kendinizi benimle bahse girmiş sayabilirsiniz, Kılıçdaroğlu'nun CHP yöneticisi olarak günleri sayılıdır. Doğrusu da bu zaten: Dersimli bir Alevi olarak Lahasümüt taklidi yapmanın cezası gerçek Lahasümütlerin gözünde çok ağırdır.

Farkettiniz ama, değil mi? Dersim katliamı hakkında kapak kaldırıldığında ortaya dökülenlere hiç kimse şaşırmadı. Kimse "Yok yahu! Vay be!" filan demedi. Herkes biliyor çünkü. Ermeni katliamını da herkes biliyor, diğer katliamları da. Toplumsal bellek unutmaz. Ses çıkarmayabilir, korkabilir, itiraz etmeye gücü yetmeyebilir. Ama unutmaz.

Son 10 yıldır yaşadığımız sürecin sonucunda, Genelkurmay ve Ergenekon ve CHP ve Lahasümüt devletinin tüm organları ne kadar uğraşırsa uğraşsın, artık zaten unutturmak mümkün değil.

Lahasümütlerin iktidarı tehlikede. Onun için darbe ve katliam planları yapıyorlar. "Kafes operasyonu" gibi.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası