Yarsav, Baro, Danıştay kol kola

Yeni Yarsav Başkanı'nın ilk işi hükümeti devirme çağrılarına başlamak oldu.

Ergenekon sanıklarıyla aktif dayanışma içinde olan İstanbul Barosu'nun itirazını kabul eden Danıştay, hükümetin meslek liseleri ve imam hatip öğrencilerinin katsayı ile uğradığı ayrımcılığı gidermek yönündeki kararını iptal etti.

Yargı mensupları, bizlerin ödediği vergilerle maaşları ödenen memurlar, çoktan kendi iktidarlarını ilan etmişti.

Engels'in; Darwin'in Türlerin Kökeni'ni yayınladıktan 25 yıl, İnsanın Türeyişi'ni yayınladıktan 13 yıl sonra kaleme aldığı Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı bu kitap marksizmin en temel eserlerinden biridir.

Lewis H. Morgan'ın 1877 yılında yazdığı "Eski Toplum" (Ancient Society) adlı çalışmasını ve Marks'ın bu çalışma üzerine yazdığı eleştirel notları okuyan Engels, Morgan'ın bu çalışmasının Marks ve kendisi tarafından geliştirilen materyalist tarih anlayışını ve ilkel toplum üzerine onlar tarafından ortaya koyulan görüşleri doğruladığına kanaat getiriyor.

Burak Demir
Freidrich Engels, 28 Kasım 1820'de Almanya'da, varlıklı bir ailenin en büyük oğlu olarak doğdu. Ailevi sebeplerle lise eğitimini yarım bıraktı. Fakat felsefe ve politika üzerine okumaya devam etti. Alman ideolojisini ve özellikle de, evreni sürekli gelişmekte ve değişmekte olan bir süreç olarak gören Hegel'in fikirlerini benimsedi.

1842 yılında babası, radikal fikirlerinden de kurtulacağını düşünerek Engels'i Manchester'daki aile şirketlerinde yönetici olarak çalışmaya gönderdi. İngiltere'deki tekstil şirketinde çalışmaya başlayan Engels devrimcileşmekte olan işçi sınıfını ve çartistleri tanıdı.

"Körfez'in yükselen güneşi" Dubai'de işler yolunda değil. Dubai'de hükümetin sahibi olduğu yatırım şirketi Dubai World 59 milyar dolarlık borcunu 6 ay ertelemek isteyince, piyasaları bir paniktir aldı.  Avrupa piyasaları ilk günün paniğini üzerinden atmaya çalışırken, Bayram Türkiye'yi, Şükran Günü de ABD piyasalarını bu şoktan korudu.

Dubai World'ün yan kuruluşu olan ve Dubai'deki palmiye adası Palm Jumeriah'ı da inşa eden emlak geliştirme şirketi Nakheel de aynı şekilde borçlarının ertelenmesini talep etti.

İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE), küresel krizin en kötü döneminde, Royal Bank of Scotland ve HBOS'e yaklaşık 62 milyar sterlin para aktardığı anlaşıldı.
Pek çok bankanın kurtarıldığı o dönemde bu “yardımların” neden gizli tutulduğunu Merkez Bankası, "bankacılık sistemine duyulan güveni sarmaktan korktuk" diyerek açıkladı.

Aktarılan bu paranın Mayıs ayındaki yıllık raporda belirtilmemesinin sebebi olarak ise açıklaması yapıldı. Merkez Bankası şu anda iki bankanın durumunun da iyi olmasından ötürü artık durumu açıklamakta bir sakınca görmediklerini belirtti.

İrem Nur Aksu
Katsayı farkını ortadan kaldırmaya yönelik uygulamaya Danıştay'ın hayır kararı vermesi, yüz binlerce Meslek Lisesi ve İmam Hatip Lisesi öğrencisini mağdur ediyor ve eğitim hakkını elinden alıyor.

Peki neden bu katsayı farkı var, bu farkın ortadan kalkması ne anlama geliyor, Danıştay'ın aldığı karar neden öğrenciler arasında eşitsizliğe yol açıyor?

Ozan Tekin
Ergenekon tutuklusu emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın ofisinde bulunan bir CD  ile açığa çıkan Kafes Operasyonu Eylem Planı, AKP'nin üzerindeki iç ve dış baskıyı artırmak için Türkiye'de yaşayan gayrımüslimlere baskı uygulanması ve bir dizi başka operasyonu gerçekleştirmeyi hedefliyordu.

"Hazırlık", "Korku oluşturma", "Kamuoyu oluşturma" ve "Eylem" olmak üzere dört safhadan oluştuğu görülen belgeye göre, gayrimüslimlerin oturduğu yerlerin ayrıntılı şekilde tespit edilmesi, buralarda azınlıkları korkutmaya yönelik faaliyetlerde bulunulması ve konu hakkında köşe yazıları yazdırılarak, AKP'nin konuyla ilgili vurdumduymazlığının ele alınması planlanıyor. Hrant Dink ve Rahip Santoro cinayetleri ile Malatya katliamından "operasyon" olarak olarak söz edilen planın eylem bölümü ise daha korkunç: Azınlık haklarını hararetle savunma konusunda ön plana çıkmış kişi/kişilere suikast düzenlenecek, gayrımüslimlere ait mezarlıklara yönelik olarak sansasyonel eylemler icra edilecek, Agos gazetesi civarı gibi belirlenen yerlere ses bombaları konacak, gayrımüslim nüfusun yoğun bulunduğu bölgelerde sık aralıklarla araç, ev ve işyeri kundaklanacak ve bütün bunlar, özel plan hücre lideriyle kurulacak koordineyi müteakip, belirlenecek irticai örgütler adına üstlenilecekti.

"Bilgisayar terimleriyle konuşursak, eğer İran İslam devriminin lideri Ayetullah Humeyni, Kaide lideri Usame Bin Ladin ve ABD'nin Fort Hood 13 kişiyi öldüren binbaşı Nidal Hasan İslamcılık 1.0 versiyonunu temsil ediyorsa, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır kökenli akademisyen Tarık Ramadan ve ABD Kongresi'nin ilk Müslüman üyesi Keith Ellison İslamcılık 2.0 versiyonunu temsil ediyor."

Bu paragraf Aydınlık dergisi, Cumhuriyet veya Birgün gazetelerinden ya da TKP açıklamasından alıntılanmadı. Tespitin sahibi The Jerusalem Post'ta yazan Daniel Pipes. Siyonist yazara göre Tayyip Erdoğan'la özdeşleştirilen İslamcılığın "2.0" verisyonu ilkinden daha tehlikeli:

"İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ülke sokaklarının büyük öfkesine maruz kalırken ve Bin Ladin bir mağarada korkudan sinmişken, Erdoğan halk desteğinin tadını çıkarıyor, Türkiye Cumhuriyeti'ni yeniden şekillendiriyor ve dünyadaki İslamcılara ayartıcı bir model sunuyor."

Roni Margulies
Onur Öymen'in tek farkı, Cumhuriyet'i kurup 85 yıldır devleti yönetenlerin geri kalanına kıyasla, biraz daha dürüst, biraz daha aptal olması.
Onur Başaran Öymen, gerçekten de devletin başarılı bir yöneticisi. Tanıyanlar, herhalde böyle olacağını baştan tahmin etmiştir. Her açıdan 'tipik' bir Cumhuriyet yöneticisi çünkü.

İstanbullu. (İstanbul dediysek, Gazi Mahallesi veya Yeni Bosna filan değil elbet, Başaran Bey Kadıköy doğumlu). Annesi babası öğretmen (Mahmud Münir Bey felsefe, Nebahad Hanım coğrafya öğretmeni). Galatasaray Lisesi'nde ve Ankara Siyasal'da okumuş. Dışişleri Bakanlığı'na girmiş. Emin adımlarla yükselerek Kopenhag ve Bonn'da Büyükelçilik, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı ve nihayet NATO Daimi Temsilciliği yapmış.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türkiye Kamu-Sen'in (Kamu-Sen) birlikte örgütlediği bir günlük uyarı grevine yüz binlerce kamu çalışanı katıldı. Yoksulluğa karşı ve "Toplu sözleşme ve grev hakkı" için yapılan uyarı grevi, başbakan ve hükümet tarafından sert bir tepkiyle karşılaştı. Tayyip Erdoğan'ın sert tepkisi, grevin etkisini göstermesi açısından önemli.

KESK Genel Başkanı Sami Evren'in açıklamasına göre greve katılım yüzde 90 oranında gerçekleşti. Bu gerçekten de çok önemli bir oran. Bazı büyük vergi dairelerinde, okullarda, hastanalerde ve tren yollarında greve katılım yüzde 100 oldu. AKP hükümeti yedi yıllık iktidarı boyunca ilk kez işçi sınıfının aşağıdan basıncıyla yüz yüze geldi. Yüzyüze gelir gelmez de eteğindeki taşı döktü, hatta "Yasa dışı işler yapanlara tazminatlarını verip gerekeni yaparız" açıklamasıyla  kamu çalışanlarını güldürdü.

Muhip Tezcan
Kıbrıs sorunu, Türkiye'nin özellikle Avrupa Birliği sürecinde sık sık karşısına çıkan önemli sorunlarından birisi. Yaygın kanı, şovenizme saplanmış kemalist devletten miras kalan bu sorunun artık Türk egemen sınıfı tarafından da çözülmek istendiği yönünde. Annan planının tartışıldığı 2003 yılından beri sık sık sekteye uğrasa da çözüm yönünde bir irade olduğu açık.

Bu irade gerek Türkiye başbakanı tarafından, gerekse Kıbrıs'taki Türk tarafının başkanı Mehmet Ali Talat tarafından pek çok kez dile getirildi. Bu yönde adımlar da atıldı: sınırlar açıldı, bölünmüşlüğün simgesi haline gelen Lokmacı barikatı kaldırıldı, her iki taraftan binlerce insan akın akın diğer tarafı ziyaret etti. Artık güneyden kuzeye, kuzeyden de güneye geçerken Kıbrıslılar sorun yaşamıyor. Talat ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı Hristofyas çözüm konusunda görüşmelerine devam ediyor ve 2010 yılında bir uzlaşmaya varılabileceği söyleniyor. Rum tarafında da özellikle 2008'de Hristofyas'ın seçilmesiyle çözüm havasının hakim olduğu açık. Özetle Rum tarafında da Türk tarafında da egemen sınıf bazında çözüm istendiğini söyleyebiliriz.

Meltem Oral
Hazal Öztetikler
Bundan 47 yıl önce 25 Kasım'da, Dominik Cumhuriyeti'nde Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesi veren üç kız kardeş diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüze uğrar ve vahşice öldürülür. 1981 yılında Dominik Cumhuriyeti'nde toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında bu gün "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilir. 1985 yılında Birleşmiş Milletler de bu günü kabul eder.

Volkan Akyıldırım
Yeni bir kitlesel sol parti hangi toplumsal tabana dayanmalı, hangi politikaları izlemeli?

SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün'a göre işçi sınıfı yeni sol politikalarda merkezi bir rol oynayamaz:

"İşçi sınıfı demokratiktir, çünkü her zaman bir takım haklar talep eder. Fakat işçi sınıfı ilerici değildir. Çünkü işçi sınıfı üretim güçlerini geliştirme peşinde koşmaz. Aksine bu bakımdan muhafazakârdır. Mesela hiçbir sendikanın üretim gereçlerini geliştirme diye bir talebi yoktur. Bilgisayarın üretim sürecine girmesini istemez. Bu direnç de ilericilik demek değildir tabii. Bu direnç, tutuculuktur."1

Şenol Karakaş
Ekim devriminin üzerinden 92 yıl geçti. Rusya'da gerçekleşen 1917 devrimi sadece sayısız deneyimi ve işçi sınıfının devrimci gücünü kanıtlayan en önemli ayaklanma olması nedeniyle değil, devrimin ardından yaşananların hem dünya hem de solun tarihini derinden etkilemesi nedeniyle de çok önemli.

Bugün Türk soluna buram buram sinmiş olan milliyetçiliğin kökenleri Ekim devriminin ardından yaşanan mücadele döneminde yatıyor. Sosyalizmin milli bir toplumsal örgütlenme biçimi alabileceğini düşünenler, tek bir ülkede sosyalizmin kurulabileceğini düşünenler, tarihsel olarak, bir hizbin, Ekim devriminin işçi demokrasisi üzerinde yükselen tüm enternasyonalist kazanımlarını gasp eden bir karşı devrimci gücün değerlerini savunuyor.

Milli bir sosyalizm olabileceğini düşünmelerinin nedeni, kendi egemenliğini, zorbalığını, şiddetini kullanarak kapitalist üretimi yeniden örgütleyen stalinist bürokrasinin "milliyetçi sosyalizm" teorisini savunmaları.

Meltem Oral
Lenin 1914 yılının Ağustos ayını savaşın başlangıç tarihi olarak değil, Alman sosyal demokrasisinin işçi sınıfına ihanetinin tarihi olarak tanımlar. Alman Sosyal Demokrat Partisi(SPD)'nin de desteklediği yurtsever propagandanın yarattığı hava, azınlık olan savaş karşıtı sosyalistleri bastıran bir güçtü. Savaşa karşı devrimci bir tutumun varlığının kamuoyuna duyurulabilmesi bile ancak aralık ayında, o dönem parlanmentoda olan sosyalist milletvekili Karl Liebknecht'in savaş kredileri aleyhine oy kullanmasıyla gerçekleşti.  Liebknecht'in militarizm karşıtı tutumu yeni bir haber değildi. 1904'te SPD kongresinde, gençlik arasında anti-militarizm propagandası yapılması konusunda bir karar çıkması gerektiğini anlatmıştı. Partinin bu konuda tavır almasının gerekliliğini anlatmaya ilerleyen yıllarda da devam etti.

Ekin Gayretli
Sİ Ankara - Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu'nun 23 Kasım Pazartesi günü Ankara'da, Dursun Çiçek'in tekrar serbest bırakılmasına tepki olarak, "Cuntacılar yargılansın" pankartıyla gerçekleştirdiği, Yüksel Caddesi'nden başlayıp Sakarya Meydanı'nda son bulan yürüyüşte yüzlerce insan, "Ergenekon dağıtılacak", "Darbelere karşı omuz omuza", "cuntacılar yargılansın" ve "Dursun Çiçek, İlker Başbuğ darbecidir" gibi sloganlar eşliğinde yürüdü.

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girşimi 18 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen törenle ayın ırkçılarına “ödül” verdi.

Irkçı açıklamalarıyla öne çıkan Onur Öymen, Devlet Bahçeli ve Yusuf Ziya Özcan’ın Nazi SS Takdir Beratı ile ödüllendirildi.

İki tören birden
Galatasaray Meydanı’nda öğle saatlerinde buluşan ırçılık karşıtları arasında DSİP, DTP, Genç Siviller ve DÖH temsilcileri de vardı. Topluluk Öymen, Bahçeli ve Özcan’ı teşhir eden dövizler taşıdılar.

Ödül töreninin sonunda “Dur de dur de ırkçılığa dur de”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

'Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi' bileşenleri arasında bulunduğu 70 Milyon Adım Koalisyonu ve Barış Meclisi Gençlik Koordinasyonu ile birlikte Ankara'da bir dizi eylem gerçekleştirdi. 18 Kasım 2009 tarihinde saat 10:00'da bir basın açıklaması yapan DurDe! ve diğer bileşenler TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında, Dersim olaylarına ilişkin sözleri nedeniyle CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen hakkında suç duyurusunda bulundu.

Can Irmak Özinanır

İşcicilik ya da sıkça kullanılan tabir ile uvriyerizm sosyalizm saflarındaki ekonomist sapmayı ifade etmek için kullanılır. Uvriyerizm sözcüğü Fransızca “ouvrie” yani “işçi” sözcüğünden gelmektedir. İşçi sınıfının kurtuluşunun kendi eseri olacağını ve işçi sınıfını, teorisinin merkezine yetiştiren klasik marksist anlayış ile işçicilik birbiriyle karıştırılmamalıdır. İşçicilik, marksizmin tersine ekonomi ile politika arasındaki bağı görmezden gelerek ekonomik eğilimi öne çıkartır ve işçi sınıfı içinde kök salmış olan daha geri eğilimlere tabi olur. Bu bakımdan işçicilik, işçi kuyrukçuluğu olarak da tanımlanabilir.

Doğan Tarkan

Bu sıralarda birçok uğursuz olay oluyor ama bu uğursuz olaylar garip bir biçimde bir yığın gerçeğin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Misal, Onur Öymen. Herkes Onur Öymen’e teşekkür etti. Adam ağzını bir açtı, 40 yıldır tabu olan olaylar konuşulmaya başlandı. Dersimliler, tüm Aleviler ayaklandı. Dönemin faşizm olup olmadığı tartışılmaya başlandı. Dönemin tartışılması tabii gündeme hemen Mustafa Kemal’i getirdi.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası