Kamu çalışanlarının uyarı grevi çok etkili odu. Grev, toplumda ve siyasal alanda politik bir yarılmanın tüm hızıyla sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Kürt açılımı adını alan süreç bir yandan, “Kafes Operasyonu” adıyla bilinen yeni darbe ve provokasyon girişimlerinin açığa çıkması öbür yandan, Danıştay’ın meslek liseleri ile ilgili katsayı kararı diğer yandan milyonlarca insanın kafasını meşgul eden temel politik meseleler olarak öne çıkıyor.

Bir günlük uyarı grevi, yüz binlerce kamu çalışanının katılımıyla gerçekleşirken, katılımın kitleselliğinde düşük maaş zamları, hak kayıpları gibi nedenlerin yanı sıra yüz binlerce insanın politik tartışmalara katılmak istemesi de önemli bir etken oldu.

Friedrich Engels*

Bu, son 50 yıl boyunca, İngiliz işçi hareketinin sloganı oldu. Bu sloganın, örgütler arası güçbirliğini yasaklayan, sendikaların gelişmelerini önleyen yüzkarası yasanın kaldırılması sırasında, büyük hizmetleri oldu. İngiliz işçileri, Avrupa emekçi sınıflarının başını çektiği zaman, şanlı çartist hareketi döneminde daha da büyük hizmetler gördü. Ama tarih hızla ilerliyor. Ve 50 yıl, hatta 30 yıl önce istenen ve yararlı olan şeyler, şimdi değişti ve yararlanılamaz hale geldiler. Eski ve saygıdeğer savaş narası da bunlardan biri değil mi?

Adil bir işgünü karşılığında adil bir ücret mi? Peki adil bir ücret nedir, adil bir işgünü nedir? Toplumun gelişmesine hükmeden yasalara, bunlar nasıl koşullanır? Bu soruya bir yanıt alabilmemiz için, ne ahlak ya da adalet bilimine, ne de herhangi bir “insanlık”, adalet ve hatta iyilikseverlik duygusuna başvuracak değiliz. Yasal yönden ahlaki ve hatta adil olan şey, toplumsal açıdan neyin adil olduğunu ya da neyin adil olmadığını, ancak üretimin maddi olgularının yargısına dayanan bir bilim, ancak ekonomi politik ortaya koyabilir.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası