Ahmet Kılcı

Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik’in asker-sivil ilişkilerinin normalleşmesi için 15 maddelik bir plandan bahsetmesinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. AKP’nin arkasında durmamak için kırk takla attığı plan üzerine kimse konuşmaz oldu.

Askeri vesayete son vermenin; bu meseleyi AKP’nin insafına bırakarak değil, darbe karşıtlarının istikrarlı mücadelesiyle mümkün olduğunu biliyoruz. Daha ‘Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılması’ lafının geçmesinden birkaç saat sonra yalanlama gelmesi, Hüseyin Çelik’in ‘yanlış anlaşıldığını’ iddia etmesi, önümüzdeki süreçte AKP’nin bu adımları hızla atmakta gönüllü olmadığını gösteriyor.

Askeri Harcamalar

Işık Koşaner'in ses kayıtlarında, Sayıştay'ın TSK'yı denetleyeceği ve OYAK'ın kamu kurumu kabul edilmesi durumunda emekli ikramiyelerinin düşeceği dile getiriliyordu. Yürürlüğe giren yeni Sayıştay Yasası'yla, TSK’nin mali denetimleri yapılacak. Buraya kadar her şey makul gözükürken; bu denetimler hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere ilk ‘red’ cevapları gelmeye başladı. Üst düzey Sayıştay yetkilileri, ‘dünyanın her yerinde milli güvenliği ilgilendiren bilgilerin gizli tutulduğunu’ söylemekte gecikmedi. Yani, vergilerimizle yapılan harcamalar konusunda bilgi sahibi olmamız, Sayıştay yetkililerinin keyfine bağlı.

Zorunlu Askerlik

AİHM’nin ‘vicdani red hakkı’ konusunda yasal düzenleme yapılması için hükümete 2 ay süre vermesi zorunlu askerlik tartışmalarını yeniden gündeme soktu. Hükümet ise, bu tartışmalara ilişkin en ufak bir açıklama yapmayıp, AİHM kararını görmezden geldi. Kamuoyunun gazını almak için belirli aralıklarla yapılan ‘bedelli askerlik’ açıklamalarının, hükümetin diğer bir üyesi tarafından yalanlanması ise vaka-i adiye haline geldi. Ne askerlik süresinin kısaltılması, ne de ‘bedelli askerlik’ özgürlük taleplerimizi karşılamaktadır. Zorunlu askerlik kaldırılmalı, askerlik gönüllü olamalıdır. Hapiste tutulan ‘vicdani red’ciler derhal serbest bırakılmalıdır!

35’inci maddenin kaldırılması

TSK’ya ‘cumhuriyeti koruma ve kollama’ görevi veren, neredeyse bütün darbelerin uydurma dayanağı olan, ‘İç Hizmet Kanunu’nun 35. Maddesi hala yürürlükte. Bu maddenin kaldırılması için birçok kez irade beyanında bulunan hükümet, hala somut bir adım atmış değil. Çelik’in bahsettiği diğer 14 madde gibi, bu madde de ‘Yeni Anayasa’ sürecine bırakılmış gözüküyor.

Oysa bunun gibi birçok reformu, anayasa değişikiliğine ihtiyaç duymadan yapabilecek çoğunluğa sahip bir hükümet var. Görünen o ki; hükümet askerleri ilgilendiren her konuda generallerle sıkı bir pazarlığa giriyor ve askeri vesayeti tamamen ortadan kaldıracak adımları bir an önce atmaktan çekiniyor. O halde iş başa düşüyor! Darbelere karşı sokakta bir araya gelmeyi başaran güçler; şimdi de, askeri vesayete son tekmeyi vurmak için bir araya gelmeli. O zamanki taleplerimizin arkasında durmalı, var olduğumuz alanlarda bu talepleri canlı tutmaya çalışmalı ve ‘gerçek’ demokratikleşmenin, kitlelerin eseri olacağını anlatmaktan bıkmamalıyız.

 


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası