Bugüne kadar pek çok hükümetin tırpanlamaya çalıştığı, 12 Eylül darbesinin bile ortadan kaldıramadığı kıdem tazminatını hükümet ortadan kaldırmak istiyor. TÜSİAD, sendikaların genel greve başvurmaması gerektiğini söylemeye başladı. Kıdem tazminatını fona dönüştürerek yok etmeye çalışan AKP bu saldırının çalışanları nasıl öfkelendirdiğini bildiği için şimdi kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.
AKP, bir fon oluşturarak çalışan başına tek tek bu fona prim yatırılmasının ve işçinin patron yerine bu fondan tazminat alacağı bir düzenlemenin peşinde. Kazanılmış bir hak olan sosyal güvence ortadan kaldırılıyor. Sosyal güvencesi elinden alınmış işçi rahatlıkla işten atılabilecek!

Kıdem tazminatı, işçinin hizmet akitlerinin işveren tarafından fesh edilmesi halinde, askerlik nedeniyle, emeklilik durumunda, kadının evlenmesi nedeniyle işten ayrılması durumunda veya işçinin ölümü sebebiyle iş akdinin son bulması hallerinde işçinin işe alındığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında ödenmesi gereken tutar. Yeni uygulamayla kıdem tazminatı bir fona dönüştürülmek isteniyor.

AKP’nin 12 Eylül’ün devamcısı olduğunu söyleyenler esas olarak 12 Eylül’ü aklarken, koşulların 1990’lara döndüğünü söyleyenler ise 40 bin kişinin öldüğü, 17 bin insanın faili meçhul cinayetlere kurban gittiği, 1 milyon Kürt köylüsünün sürgün edildiği kirli savaş koşullarını aklıyor.

Yeniden savaş ortamına girdiğimiz yaygın bir kanı haline gelmişken BDP'li milletvekillerinin meclise girme kararını almalarıyla birlikte, savaş ortamına girilmesinden dolayı Kürt özgürlük hareketine dönük suçlamalar aniden bitti.

Oysa Temmuz ayında PKK gerillalarının Silvan saldırısının ardından basının önemli bir kısmı, solun bir kısmı ve merkez medya, hükümet yanlısı medya ile birlikte Kürt özgürlük hareketini baş suçlu ilan ediyorlardı.

Volkan Akyıldırım

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, yeni yasama yılında meclisin "1922 ruhuyla çalışması"nı temenni etti.
“1922 ruhu” ile kast edilen nedir?

Kürdistan'a "muhtariyet" yani özerklik verilmesi gerektiğine dair Mustafa Kemal imzalı askeri emir 1922 yılında verilmişti.
Dönemin meclis gizli belgelerine giren 'Kürdistan'a özerklik' şöyle açıklanıyordu:

a-) Aşamalı olarak, bütün ülkede ve geniş ölçekte doğrudan doğruya halk tabakalarının ilgili ve etkili olduğu bir biçimde yerel yönetimlerin oluşturulması iç siyasetimizin gereğidir. Kürtlerle, meskun mıntıkalarda ise, hem iç politikamız ve hem de dış siyasetimiz açısından aşamalı bir yerel yönetim kurulmasını savunmaktayız.

Şenol Karakaş

BDP milletvekilleri, en sonunda TBMM'ye döndü ve yemin de ettiler. Bir süredir savaşın sorumlusu olarak Kürt hareketini gören ve 12 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan krizin nedenini de BDP'li milletvekillerinin yemin boykotu olarak algılayanlar şimdi rahatlamıştır. Milletvekilleri meclise dönebilirler, dönmelerinin faydası da olabilir: gergin ortamı bir ölçüde sakinleştirmeye yarayabilir bu dönüş. Meclis kürsüsünü demokratik çözüm yönündeki taleplerle kullanmak, önemlidir.

BDP'li vekiller, neden yemin boykotu yapmıştı? Hatırlayalım. YSK darbesini unuttuk mu? Yemin boykotu, keyfi, anlamsız bir siyasi tutum değildi. Hatip Dicle ve arkadaşlarının sokakta ve sandıkta kazandığı milletvekilliği hakkı, gasp edildi.

KAHİRE-Mısır'ın dört bir yanında sürmekte olan isyan dalgası, devrimin sürekli olarak yayılmasını ve derinleşmesini sağlıyor. Şimdi de ülke çapında daha öncekilere benzer bir slogan çerçe-vesinde gelişen bir öğretmen grevi patlak verdi: "Taleplerimizi karşılamazsanız bu yıl okul yok!"

Öğretim vermekte olan yaklaşık 46 bin okulun 1.5 milyon insana iş im-kanı sağladığı Mısır'da, pek çok farklı şehirden gelen on binlerce öğretmen geçtiğimiz günlerde Kahire'deki hükümet binasının önünde bir gösteri yaptı.

Arapların ve Yahudilerin birlikte yaşayacağı tek bir demokratik devletin oluşmasına dönük olmayan her girişim çözümsüzlükle sonuçlanacaktır.

Mahmud Abbas, Filistin Yönetimi adına BM'ye tam üyelik için başvurdu. İsrail'in yanında bağımsız mini bir Filistin devleti için yapılan başvuru, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kon-seyi tarafından oylanacak. Ne zaman gerçekleşeceği henüz belli olmayan oylamanın sonucu belli: Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri olan ABD, İsrail'in yanında tutum alıp Filistin'in başvurusunu veto edecek.

BM genel kurulundan bir hafta önce ABD, BM, AB ve Rusya'dan oluşan "Ortadoğu Dörtlüsü", İsrail ve Filistinlileri bir ay içinde görüşmelere yeniden başlamaya çağırdı. Dörtlü, 2012 sonuna dek bir anlaşmaya varılmasının "amaçlanmasını" istemişti. Korsan devletin başbakanı Netanyahu da Filistinlilerin hiçbir koşul öne sürmeden görüşme masasına oturmasını istiyor.

Yeni sonuçlanan bir mahkemeye göre petrol devi Shell Nijerya’da bu şirketin yarattığı çevre kirliliğine karşı mücadele eden Ogani halkına karşı polis ve ordu ile işbirliği yapmış.

Shell Nijerya deltasında büyük oranda bir kirlilik yarattığını hiç gizlemedi ama hiçbir zaman da sorumluluk üstlenmedi.

Mahkeme sonuçlarına göre Shell ordu ve polise gösterileri bastırmaları için büyük çaplı para verirken Ogani halkının bazı liderlerinin yargısız infazlarını da mali destek vererek destekledi.

Mahkemeye göre Shell Nijerya polis güçlerine 8 aileden önde gelen aktivistlerin öldürülmesi karşılığında 15.5 milyon dolar ödemiş.

 

NASA’dan gelen verileri değerlendiren çeşitli ülkelerden bilim insanları atmosferin 30 km yukarısında yer alan ozon tabakasında büyük bir delik oluştuğunu açıkladılar.

Bilim insanlarının yayınladığı verilere göre geçtiğimiz bir yıl içinde Kuzey Kutbu’nu çevreleyen Kanada, Alaska, Kuzey Avrupa ve Rusya’da yüzde 3 ila 5 arasında daha fazla ultra viyole ışın bulunmuş. Bunun Kuzey Kutbu’ndaki ozon tabakasında 2 milyon metre karelik bir deliğin açılması olduğu iddia edilmekte.

Ozon tabakası bir yandan güneşten geklen zararlı ışınları emiyor, diğer taraftan da ısıyı yukarıda tutarak dünyanın ısınmasına engel oluyor.
Ozon tabakasındaki yırtık uzun süredir var ama bu denli büyük bir delik daha önce hiç saptanmamıştı.

 

Joseph Choonara

2008'de bankacılık sistemin çökmesini engellemek için geliştirilen eylem planlarında hükümetler merkezi bir rol oynadı. Ancak hükümetlerin bu sorunu çözme konusundaki başarısızlıkları ve sorunu çözmeye çalışırken aldıkları borçlar, yöneticilerin arasında daha sert tartışmaların ortaya çıkmasına yol açıyor.

Bazıları Yunanistan için Temmuz ayında hazırlanan ikinci kurtarma paketinin onaylanmasını savunuyor. Almanya başbakanı Angela Merkel, bu hafta Perşembe günü 400 milyar avroluk paketin geçmesi için muha-lefetteki Sosyal Demokratlar'ın ve Yeşiller'in desteğine güveniyor. Diğer avro bölgesi parlamentolarını da benzer zorlukta oylamalar bekliyor.

Ahmet Kılcı

Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik’in asker-sivil ilişkilerinin normalleşmesi için 15 maddelik bir plandan bahsetmesinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. AKP’nin arkasında durmamak için kırk takla attığı plan üzerine kimse konuşmaz oldu.

Askeri vesayete son vermenin; bu meseleyi AKP’nin insafına bırakarak değil, darbe karşıtlarının istikrarlı mücadelesiyle mümkün olduğunu biliyoruz. Daha ‘Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılması’ lafının geçmesinden birkaç saat sonra yalanlama gelmesi, Hüseyin Çelik’in ‘yanlış anlaşıldığını’ iddia etmesi, önümüzdeki süreçte AKP’nin bu adımları hızla atmakta gönüllü olmadığını gösteriyor.

Balyoz darbe girişimine katılan ve bir çok darbe planında imzası bulunan 57 general tutuklu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde olması gereken general sayısı 301, ancak görev süreleri uzatılanlarla bu sayı 363'e çıkarılmış durumda. Yani orduyu yöneten, yakın zamana dek devleti de yöneten generallerin altıda birinden fazlası suçlu.

Tutuklamalar neredeyse gündelik bir hale geldi. Ergenekon davasını sulandırmak ve bitirmek isteyen güçlerin dezenformasyonu kadar geçen dört yıllık sürede bu durumu sıradanlaştırıyor. Fakat ortada üç gerçek var:

Atmosferdeki karbondioksit miktarının artışına bağlı olarak ısınan dünyada bu artışın durmasını isteyen örgütlerin oluşturduğu uluslararası koalisyon 24 Eylül günü dünyanın birçok yerinde gösteriler düzenledi.

Türkiye’de de KEG’in çağrısı ile İstanbul’da Kadıköy’de yapılan mitinge DSİP, Yeşiller, Greenpeace, Açık Radyo ve bir dizi kurum katıldı.
KEG, İzmir’de de Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bir eylem düzenledi.

 

Yeni anayasa için meclis çalışmaları başladı, AKP-CHP-MHP tarafından Uzlaşma Komisyonu kuruldu. BDP de anayasa görüşmelerine dahil olacak. Ama meclisteki partiler nerede nasıl uzlaşacak?

Ulusalcı CHP ve faşist MHP'nin yeni anayasaya dair görüşleri biliniyor. Bu iki parti referandumda 12 Eylül anayasasının değiştirilmesine 'hayır' demişti. Darbe anayasasını ısrarla savunan iki parti halkın yüzde 58'inin darbe anayasasını çöpe göndermesi karşısında hezimete uğramış ve yeni anayasa savuncusu kesilmişti. CHP ve MHP, mevcut anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesine karşı çıkıyor. Ulusalcıların ve faşistlerin değiştirilmemesini istediği ilk üç madde sadece 1982 Anyasası'nın değil askerler tarafından yazılan bütün anayasaların özünü oluşturuyor:

Kürt sorununa çözüm tartışmaları ve devletin savaş politikaları sürerken, BDP üyelerine yönelik saldırılar da sürüyor.

Sadece Eylül ayında 771 BDP üyesi veya seçmeni gözaltına alınırken, 286 kişi de tutuklandı.

Eylül ayında, BDP'liler başta olmak üzere Kürt siyasetçilere yönelik gözaltı ve tutuklama kampanyası hızla arttı.

Geçtiğimiz ay içerisinde 5 belediye başkanı, 19 çocuk, 2 Alman yurttaşı, 75 yaşında bir yurttaş ve 3 gazetecinin bulunduğu toplam 771 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 4 belediye başkanı, 11 çocuk, 75 yaşındaki yurttaş olmak üzere 286 kişi tutuklandı.

Kürt özgürlük hareketine karşı girişilen bu yıldırma ve siyasi çalışmayı engelleme çabasına rağmen Kürt özgürlük hareketi barış için çalışmayı sürdürüyor.

 

Hrant Dink için 'öldür' emri verenler yargılanacak mı? Cinayet davasının 20. duruşmasında savcı mütaalasında Dink'in Ergenekon çetesi tarafından öldürüldüğünü söylüyor, ancak bunu delillendiremiyordu. Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin, savcıyı iddialarını delillendirmeye, bir an önce yeni bir soruşturma başlatmaya çağırdı.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) cinayet üzerine raporunu tamamlamak üzere olduğu bildiriliyor. Adalet ve içişleri bakanlıklarına bağlı müfettişler 50 bin sayfayı bulan dava dosyalarını ve delilleri inceliyor.

DDK, önemli evrakların kaybolduğunu, bazılarınınsa tahrif edildiğini tespit etti. Kimi evraklar mahkemeden saklanmış, kimlileri-nin tarihleri değiştirilmiş, bazı evrakların yerine yenileri düzenlenip dava dosyasına konulmuş.

Dava başladığı günden bu yana Dink ailesi delillerin karartıldığını söylüyor. Adalet ise bir türlü gelemiyor. DDK raporunun yıl sonunda Cumhurbaşkanı Gül'e sunulacağı söyleniyor.

Tetikçilerle sınırlı tutulan davanın 21. duruşması 14 Kasım'da görülecek. "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz" diyenler mahkemeye delilleri toplaması, DDK'ya sorumluları açığa çıkarması ve gerçek katillerin yargılandığı soruşturmanın başlaması için baskı yapmalı.

 

Faşist partinin lideri miting meydanına yağlı urgan atar, demokrat olduğunu söyleyen Başbakan ise “Öcalan’ı asardık” der. İdam cezası tarihe karışsa da hala bir şantaj aracı, bir gözdağı olarak kullanılmaya devam ediyor. Bu kez de Zaman gazetesi yazarı Ekrem Dumanlı ipi eline aldı.

Dumanlı, “idam geri gelsin” demediğini söylüyor, ancak PKK saldırılarıyla birlikte yeniden tartışılması gerektiğini savunuyor. Açıkça idamı savunamayan Zaman yazarı toplumda talep yaratmak için tartışma açıyor!

Devletin planlanmış cinayeti idam cezası insanlığın utancıdır. İdam cezasını geri getirmek yönünde atılan her adım insanlık suçudur. Zaman yazarı Dumanlı, insanlık suçu işliyor.

 

Dünya silahlanmaya yılda 1.63 trilyon dolar harcıyor. Bunun yüzde 42.8’ini oluşturan 698 milyar dolarını ABD harcıyor. ABD’nin silahlanma harcaması ulusal gelirinin yüzde 4.8’ini buluyor.

ABD’yi izleyen sırasıyla Çin, İngiltere, Fransa, Rusya ve Japonya ise toplam 351.1 milyar dolar harcıyorlar.

ABD kendisini izleyen 9 ülkenin toplamından çok harcıyor.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çok yaygın olan “şüpheli asker ölümleri” son zamanlarda artıyor. Son olarak Hakkari’nin Çukurca ilçesinde askerlik yapan Adem Tarhan adlı erin intihar ettiği söylendi.

İnsan Hakları Derneği, İHD’nin 2010 yılı raporuna göre en az 34 asker şüpheli bir biçimde ölmüştür.

Milli Savunma Bakanlığı verilerine göre ise son beş yılda 408 asker intihar ederek öldü.

Ancak asker ailelerinin çoğu çocuklarının intihar etmeleri için bir neden olmadığını, büyük olasılıkla bir cinayete kurban gittiklerini söylüyorlar.

Eski Genel Kurmay Başkanı Işık Koşaner Ağustos ayında basına yansıyan kasetinde “kendi erimizi alnından vurduk” diyordu. Koşaner’in bu ifadesi şüpheli ölümleri daha da şüpheli hale sokuyor

 

‘Sınıf’, üretim araçlarıyla olan ilişkiniz ile ilgilidir. Eğer fabrika, dükkan, büro ya da diğer işyerlerine sahip az sayıda zengin insandan biriyseniz, iktidardaki sınıftansınız-dır. Eğer çalışma becerinizi bu iş yerlerinde satmak zorundaysanız, işçi sınıfındansınızdır.

Sağcılar, Ağustos ayındaki ayaklanmaları açıklamak için çoktan miadını doldurmuş bir klişeye başvurdular: “sınıf-altı”… Daily Telegraph gazetesinden bir başlık “Londra ayaklanmaları: ‘sınıf-altı’ saldırıyor” iken, Financial Times da ayaklanmaları “sınıf-altı”nın intifadası olarak tanımladı. Ancak bu fikir, terimin en ateşli savunucuları için bile savunulacak gibi değil… ‘Sun’ gazetesi bile ayaklananların işçiler olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Gazetenin ilk sayfasında bir manşet, ayaklanmaya katılanları  “cankurtaran, postacı, kuaför, öğretmen, milyoner’in kızı, aşçı ve 11 yaşında bir öğrenci” olarak tasvir etti.

Erkin Erdoğan

Borç krizi ve ekonomik çalkantı Avrupa'da giderek derinleşirken, bir dizi ekonomik faktör, Türkiye'nin bu olumsuz tablodan pek etkilenmediğini, hatta tersine bir gelişme içinde olduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz hafta yayınlanan verilere göre, Türkiye'nin imalat sektöründeki kapasite kullanım oranı, Eylül ayında, bir önceki yılın aynı seviyesine göre yüzde 2,7 oranında arttı. Artışın büyük bölümü yatırım malları ve dayanıklı tüketim malları alanındaki gelişmelerden kaynaklanıyor.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası