Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başkanı oluşundan bu yana kamuoyunu partinin AKP karşısındaki muhalefeti birleştirecek ve temsil edecek bir değişim sürecine girdiğine ve şans verilirse soldan seslenen bir ana muhalefet partisi olabileceğine ikna etmeye çalışan politik söylem, CHP milletvekili Birgül Ayman Güler’in ırkçı ifadeleriyle birlikte tuzla buz oldu. Güler CHP içerisinde nev-i şahsına münhasır bir karakter ya da bir ‘sapma’ değil. Aslında CHP’nin hiçbir zaman statükoculuktan, resmi ideolojiden, milliyetçilikten, müslüman olmayan azınlığa karşı düşmanlıktan kopmadığının güzel bir örneği.

Dolayısıyla Güler’e ‘istifa et’ diyerek partiyi ‘temizlemeye çalışmak’ beyhude bir çaba. Bu çabanın temelinde bugünkü süreci CHP içindeki farklı kanatların çatışması olarak okumak yatıyor. Ana muhalefet partisinin tabanında özgürlüklerden ve demokrasiden yana bir kanatla statükocu geleneksel kanat arasında bir çatışmanın olduğu tam bir yanılsama. Baykal’ın gidişiyle birlikte partide değişimin startının verildiğini düşünenler Kılıçdaroğlu’nun parti içindeki politik bir ayrışmanın veya tartışmanın sonucunda gelmemiş olduğunu unutuyorlar.

Kılıçdaroğlu’nun özgürlükten anladığı

2007’deki Cumhuriyet mitinglerinde ordu göreve pankartının arkasında sokağa dökülen CHP’nin bugünkü başkanının özgürlükten anladığı darbeci generallerin yargılanmasına itiraz etmek ve serbest kalmalarını sağlamak, demokrasiden anladığı ise Kürt sorununda savaşı derinleştiren sınırötesi operasyonlara destek verip ‘milli bütünleşmeyi’ korumak. Değişen tek şey Ergenekon’un avukatı olduğunu söyleyen Baykal’ın yerinde Ergenekon’a üye olmak isteyen Kılıçdaroğlu’nun oturuyor olması. CHP’nin Kürt sorununda barış sürecine dair geldiği en radikal nokta hükümete ‘kredi’ vermek olan Kılıçdaroğlu’nun partisinden ayar yedikten sonra

İmralı görüşmelerini kerhen destekler pozisyona gelmiş olmasının temelinde CHP tabanının partisini, halkların kardeşliği yerine Türk ulusunun, eşitlik yerine ‘çağdaşlığın’, demokrasi yerine darbeciliğin, özgürlükler yerine devletin kurucu ideolojisinin temeli olan kemalizmin ilkeleri etrafında şekillenen ayrıcalıklı kesimin haklarının kalesi olarak görmesi yatıyor.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası