Roni Margulies
Türk solunu taktir etmemek elde değil. En azından, müthiş tutarlı olduğunu teslim etmek gerek.

Hemen her konuda Türk solunun benimsediği yaklaşım dünyanın başka herhangi bir yerinde herhangi bir solcunun “sol” olarak tanıyamayacağı, düşünemeyeceği bir yaklaşım, hep yanlış bir yaklaşım, ama hep tutarlı.

O kadar ki, Türkiye toplumunun hemen hemen bütünü “sol” deyince aynı şeyi anlıyor ve o “şey” ile zerre kadar ilgilenmiyor.

Ve o kadar ki, biz çok zaman “Allah Allah, sizin gibi solcular da varmış demek” tepkisini duyuyoruz.

Son 10-15 yılda, CHP’den ÖDP’ye kadar, solun geniş bir kesiminin memleket gündeminin başlıca sorunları hakkındaki tutarlı tutumlarına bakınca, kimsenin niye ilgilenmediğini anlamak çok kolay.

Sol, özgürlüklerden yanadır, tüm baskılara ve eşitsizliğe karşıdır, özgürlükleri kısıtlayan ve baskı uygulayan devlete karşıdır, özellikle kendi millî devletine karşıdır, millî sınırlarla ilgilenmez, millî çıkarlarla değil sınırların her tarafındaki emekçi kitlelerin çıkarlarıyla ilgilenir.Ve savaşa karşıdır.

Bu temelden yola çıkarak, Türkiye’de yaşayan herkesi son dönemde meşgul eden tüm konularda bir sosyalistin takınacağı tutum, tutacağı saf çok açıktır. Karl Marx’ın Kapital’ini defalarca okumayı gerektirmez. Lenin’in Devlet ve Devrim kitabını ezberlemiş olmayı gerekli kılmaz. Bunları okumak faydalıdır, tavsiye ederim, ama Ergenekon, başörtüsü, Kürt sorunu, Arap devrimleri ve Suriyeli göçmenler gibi konular o kadar net ki, doğru tutumu bulmak için çok da bilgili bir sosyalist olmak gerekmiyor.

Ergenekon, Kemalist devleti tüm unsurlarıyla olduğu gibi savunmayı amaçlayan bir örgütlenmedir. Propagandadan cinayete kadar her yöntemi kullanmıştır. Bu örgütlenmeye bulaşan herkes cezaevinde olmalıdır. Cezaevine atan ister AKP olsun, ister başkası, fark etmez.

Başörtülü bir kadın ister üniversiteye girer, ister Çankaya Köşkü’ne. Devlet hiç kimsenin ne giydiğine karışamaz.

Kürt sorunu, Kürtlerin en doğal haklarının tanınmamış ve tanınmıyor olması sorunudur. Bu haklar tanınmalı ve barış olmalıdır. Barış, ama’sız fakat’sız desteklenmelidir.

Arap Baharı, berbat diktatörlerin geniş halk kitleleri tarafından devrilmesi sürecidir ve devam etmektedir. Süreç İslamî ağırlıklı hükümetlere yol açarsa, açar. Açacak korkusuyla diktatörleri desteklemek mankafalılıktır.

Türkiye’ye sığınan Suriyeli göçmenlere karşı düşmanlık etmek ırkçılıktır. Hepsini El Kaide militanı olarak damgalamak İslamofobidir.

Bu kadar basit. Sosyalist olmak bunları gerektirir. Tersini yapanlara ulusalcı denir, milliyetçi denir, Kemalist denir. Ama sosyalist denmez.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası