%81 barış diyor
Kamuoyu araştırmaları barış sürecine desteğin yüzde 81’e ulaştığını gösteriyor.

Bu çok büyük bir destek ancak ‘çözüme evet ‘ diyenlerin barış için yapması gereken çok şey var.

> Kalıcı barış, Kürt halkının eşitliğinin ve özgürlüğünün devlet tarafından tanınması, anayasal güvence altına alınmasıyla mümkündür. Demokratik bir anayasa istiyoruz!

11 Mayıs günü Reyhanlı’da meydana gelen bombalı saldırılar sonucunda onlarca yurttaşımız hayatını kaybetti, Suriye Devrimi başladığından beri Baas rejiminin uyguladığı şiddet sonucu Suriye kentlerinde oluşan görüntülerin benzeri Türkiye sınırları içerisinde ortaya çıktı.

Katliama ve bunun sonuçlarına bakış konusundaki pozisyonlar ise, Suriye’de iki yılı aşkın süredir yaşanan mücadele sürecine nasıl bakıldığıyla doğrudan ilişkili olarak belirleniyor.

Reyhanlı’daki bir diğer tehlikeli yönü ise, Esad’a karşı ayaklananların “çeteler”, “cihatçı katiller” olduğu söyleminin yeniden dolaşıma sokulmasıyla Suriyeli sığınmacılara yönelik ırkçı nefretin bir kez daha körüklenmesi oldu. Patlama sonrası Reyhanlı sokaklarında “Bir tane Suriyeli bırakmayın” diyen insanların görüntüleri internet ortamına yansıdı, sokaklarda Suriyelilere ve Suriye plakalı araçlara yönelik saldırılar hem tanıklıklarla hem görüntülerle belgelendi, hatta bazı Suriyelilerin bu saldırılar sonucunda öldüğü iddia edildi. Çoğu tanık, bu saldırılara Ülkü Ocakları’nın öncülük ettiğini belirtti, MHP’nin sloganları ve Türk bayraklarıyla yapılan ırkçı gösterilerin görüntüleri yayınlandı.

Felaket kelimenin gerçek anlamıyla kapımızda. Sera gazlarının en tehlikelisi olan karbondioksit insanlık tarihinde ilk kez milyonda 400 birime (ppm) ulaştı.

400 ppm kabondioksit, insan türü var olmadan 3-5 milyon yıl önceki oran. O zaman dünya bugünkünden daha sıcaktı.

400 yıldır hâkim olan kapitalist sistemin kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil yakıtları kullanması sonucu gezegende insan ve canlı yaşamını var eden koşulların yok olması tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Çözüm sürecinde Kürt hareketi üç kritik adımı birden attı. Açlık grevleri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sona erdi.

Paris’te üç Kürt kadının öldürülmesinin ardından cenaze törenini Kürt halkı barış kampanyasının bir parçasında çevirdi.

En önemlisi ise PKK Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sınır dışına çekilmeye başladı.

Bu adımlar, Kürt hareketinin çatışmasızlık ikliminin kalıcı olması için ne kadar özenli davrandığını gösteriyor.

Yıllarca silahlar konuştu, kan aktı, insanlar öldü. Barış ve diyalog sürecinin başlaması ile 30 yıllık savaşın ne kadar anlamsız olduğu kadar, çözümsüzlüğü dayatan devlet politikalarının neleri götürdüğünü de gördük.

Dili, kültürü, kimliği, tarihi inkar edilmiş bir halkın haklarını savunmak için önlerinde silahlı direnişten başka bir yol bırakılmamış PKK’nin silahlı güçleri, Öcalan’ın yaptığı çağrı ile 8 Mayıs’tan itibaren Türkiye sınırları dışına çekilmeye başladı. DTK Eş Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk sürecin sorunsuz şekilde ilerlediğini açıkladı.

Kamuoyu yoklamaları, çözüm sürecine desteğin yüzde 81’e ulaştığını söylüyor. Yani her 10 kişiden 8’i hükümetin Öcalan ile yürüttüğü görüşmelere ve atılan adımlara ‘evet’ diyor.

Yine son kamuoyu yoklamalarına göre şu an seçmenlerin yüzde 21’nin desteğine sahip olarak gözüken CHP ile yüzde 17 olarak gözüken MHP çözüme ‘hayır’ diyor.

Akil İnsanlar Heyeti’nin barış toplantılarını basmaya, kim çözümü savunuyorsa ona hakaret etmeye, Sinop’ta görüldüğü gibi fırsatını bulduklarında linç etmeye çalışanların sözcüsü olan iki parti, barış karşıtı tavrıyla kendi seçmenlerini bile ikna edemiyor.

Her iki partinin destekçilerinin önemli bir kısmı da çözüm sürecini destekliyor.

Roni Margulies
Türk solunu taktir etmemek elde değil. En azından, müthiş tutarlı olduğunu teslim etmek gerek.

Hemen her konuda Türk solunun benimsediği yaklaşım dünyanın başka herhangi bir yerinde herhangi bir solcunun “sol” olarak tanıyamayacağı, düşünemeyeceği bir yaklaşım, hep yanlış bir yaklaşım, ama hep tutarlı.

O kadar ki, Türkiye toplumunun hemen hemen bütünü “sol” deyince aynı şeyi anlıyor ve o “şey” ile zerre kadar ilgilenmiyor.

6 Nisan’da sanatçı, gazeteci ve akademisyenlerin de arasında yer aldığı ilk imzacılarının katılımı ile kuruluşunu kamuoyuna ilan eden Çözüme Evet Koalisyonu barışın sesini sokaklarda da yükseltiyor. Koalisyonun bileşenlerinden DSİP’in üyeleri, sokakta, işyerlerinde, üniversitelerde neden çözüme evet demek gerektiğini anlatıyor.

Çözüme Evet Koalisyonu’na katılmak için bize yazın, arayın:

www.cozumeevet.org
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
0536 519 54 06

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası