> Polis terörüne yanıt sivil itaatsizlik! Kimse eve geri dönmek istemiyor.
> Direniş forumlarla sürüyor. İstanbul halkı doğrudan demokrasi uyguluyor.
> Hareket ulusalcılığı, ulusolculculuğu, sekterliği reddediyor. “Biz yüzde 99’uz”  diyor.
> İstanbul, Ankara, Hatay Valileri, halka şiddet uygulayan tüm devlet görevlileri istifa!
> Gezi Parkı park olarak kalmalıdır. Yaşam alanlarımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!
> Tüm ezilenler için özgürlük, yeni bir dünya istiyoruz!

Brezilya’da aktivistlerin çoğunluğu genç, Arap devrimlerinden, İşgal Et (occupy) eylemlerinden ve Öfkeliler (İndignados) hareketinden, Gezi direnişinden etkileniyorlar. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi dünyanın dört bir tarafından adalet, özgürlük, demokrasi talebiyle sokağa çıkanlar birbirinden öğreniyor, birbirine güç veriyor. Bir liderliğin olmadığı gösterilerde çok farklı politik kesimler sokakta, bu hareketin savrulması riskini beraberinde getiriyor. 13 Haziran’daki yoğun polis şiddetinden sonra askeri diktatörlüğü geri çağıran kesimlerin de sokağa çıkmaya başlaması bu riskin en somut örneği. Ancak hareketin kendine güveni tam kimsenin bu gençlik hareketini askeri diktatörlük sevdalılarına teslim etmeye niyeti yok. Dünyanın egemenleri içinde oldukları ekonomik krizden çıkış yolları araya dursun antikapitalist direniş ruhu her geçen yıl tüm dünyaya yayılıyor.

Gezi direnişi sırasında Brezilya’da insanların “aşk bitti burası artık Türkiye” diyerek ayaklandıkları haberi geldi. Bir milyon gösterici ülkenin farklı şehirlerinde günlerdir sokakta.

Brezilya’daki ayaklanma durup dururken ortaya çıkmış değil. Toplu taşımaya getirilen zam insanları sokağa döken temel nedendi ancak devlet tarafından zammın geri çekildiği açıklanmasına rağmen protestolar devam ediyor.

> Aşağıdan sosyalizm: Sosyalizm büyük çoğunluğun büyük çoğunluk için eylemidir. Bir azınlığın iktidarı ele geçirmesi ile yeni bir düzen kurulamaz.

> Enternasyonalizm: Direnişimiz küreseldir. Tahrir'den başlayıp dünyanın her yerine yayılan küresel antikapitalist hareketin bir paçasıyız. Dünya devrimi için mücadele ediyoruz.

> Irkçılığa ve milliyetçiliğe dur de: Yeni bir dünya, ırkçılığa, milliyetçiliğe, İslamofobiye, ulusal baskıya karşı bugünden mücadele ederek kurulacak.

Taksim eylemleri sırasında ve eylemler mahalle forumları şeklini aldıktan sonra, sık sık bir parti ihtiyacından söz edilmeye başlandı. Partileri, bürokratik formları dışında ele alacak olursak, aslolan fikirlerdir. Partiden söz eden, fikilerden de söz etmelidir.

Gezi eylemleri sırasında, geniş kitleler arasında hem farklı partiler hem de doğal olarak sayısız fikir tartışma halindeydi.

Fikirler sadece farklı değildi, bazı siyasi eğilimler arasında uzlaşmaz bir karşıtlık da vardı. Bu, yüz binlerce insanın katıldığı her harekette olağan bir durum. Ama bu durumun olağan olması, duruma teslim olmak anlamına gelmemeli.

Gezi Parkı ağaçlarını koruyanları polisten korumak için başlayan direniş, büyük bir özgürlük mücadelesine dönüştü. 21 gün boyunca Taksim’deki Gezi Parkı’nda süren direniş, şimdi 40’dan fazla parkta her gece yüzlerce insanın katıldığı forumlarla sürüyor. AKP’ye ilk büyük yenilgisini tattıran hareket, Gezi direnişinin derslerini çıkartarak mücadeleyi büyütmek için kollarını sıvadı.

Gezi Parkı protestolarında polis 20 günde yaklaşık 130 bin biber gazı fişeği kullandı. Emniyet Genel Müdürlüğü, planlama dışı 100 bin biber gazı alımı için harekete geçti.

Biber gazı astım gibi solunum yolları rahatsızlıkları bulunanlar için ölüm tehlikesi yaratıyor ve polisin yaygın kullanımı sonucu birçok kişi kriz geçirdi.

Tencere tava eylemleri, İstanbul’da polisin uyguladığı şiddete evlerden gelen tepki ile başladı. Daha sonra CHP’nin bir eylemine dönüştürülmek istendi. CHP’li olmayan ancak AKP’ye ve polis şiddetine karşı olan birçok kişi de bu eylemlere katıldı, katılıyor. Tencere tava eylemi yüzünden birçok sokakta tartışmalar yaşanıyor. Bu eylemden rahatsız olan, kısa kesilmesini ya da bitirilmesini isteyen komşular, tencere tava çalan komşularıyla karşı karşıya geliyor. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek tam da Erdoğan’ın yaptığı şey. Tencere- tava çalma eylemi sokaklarda halkı bölerek hükümete hizmet ediyor. Biz tencere tava çalmak yerine komşularımızla konuşuyor, neden mücadele ettiğimizi anlatıyoruz.

Direnişin yeni biçimi mahalle forumları. İstanbul’da 27 parkta her akşam yüzlerce insan hareketin geleceğini, taleplerini ve örgütlenmesini konuşuyor. Diğer illerde de park forumlarının sayısı artıyor.

Forumların işleyişi tam demokrasi. Her görüş kendisini ifade edebiliyor. Konuşma yapılırken dinleyenler o görüşe katıldıklarını ya da katılmadıklarını el işaretleriyle gösteriyor ve her bir tartışma forumlardaki çoğunluk eğilimlerinin belirlenmesiyle kararlara dönüşüyor. 5 yılda bir sandığa gitme ve 5 dakika oy vermekten ibaret burjuva demokrasisi, semtlerde doğrudan demokrasi ile aşılıyor.

Protestolara ısrarla kalpaklı Mustafa Kemal resimli Türk bayrağı ile gelenler, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağıranlar, polise “Siz Ermeni’siniz” diyenlerle devrimci sosyalistlerin hiçbir ortaklığı yoktur.

Biz Ergenekon çetesine karşı sokakta mücadele eden, Balyoz, 28 Şubat ve 12 Eylül yargılamalarının başlatılmasını sağlayan Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu ve Yetmez ama Evet kampanyasının aktivistleriyiz.

Koç Holding, Sabancı Holding, Garanti Bankası, Boyner Holding’in başını çektiği büyük sermaye grupları Gezi Parkı direnişini destekler gibi gözüküyor. Askeri vesayet rejimi büyük sermaye için kurulmuştu. 1923’ten bu yana tüm ekonomik politikalar en zengin ailelerinin daha da zengin olmasına hizmet etti. Doğanın yıkımı da, ormanların kırımı da onların yüzünden.

Kürtlerin özgürlüğü için çözüme evet!
Gezi Parkı’nda direniş günleri boyunca BDP çadırına günde ortalama 20 taciz veya saldırı girişimi yapıldı.

9 Haziran günü Taksim Meydanı’nda yapılan mitingde aralarında CHP, MHP, İP ve TGB üyelerinin bulunduğu grup alanda BDP’lilere saldırmaya kaktı ve büyük bir çatışma güçlükle engellendi.

Yine 9 Haziran günü İzmir’de Gezi Parkı protestosu yapan BDP ve HDK üyelerine aynı saikle sokağa çıktığını söyleyen MHP’li grup saldırdı.

“Hala aynı bayrak altında toplanıyoruz. Madem yeni bir şeyler kuruyoruz, eşitlik ve özgürlükten bahsediyoruz, neden uğruna bir sürü kişinin öldüğü bu bayrak hala.” (Abbasağa Forumu-19 Haziran)

Bayraklar devletlerin milli simgeleridir.

Özgürlük için yapılan direnişte devletin simgesini hakim kılmaya çalışmak, bu mücadelenin içini boşaltmaktır.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası