Reşit Elçin

Geçtiğimiz haftalarda Filipinlerde 10 bine yakın insanın ölümüne yol açan, UNICEF’e göre 4 milyon Filipinli çocuğun olumsuz etkilendiği Haiyan Tayfunu bize geleceği işaret ediyor.

Fotoğraftaki çaresizlik çok sembolik çünkü iklim değişikliğine yol açan faaliyetlere devam edildiği sürece bizi bu tür görüntülerden ne yapılan robot askerler ne de menzilli super füzeler kurtaramayacak.

Tayfunlar, aşırı sıcaklar, aşırı soğuklar, susuzluk… Bunlar sadece iklim değişikliğinin sonuçları. Oysa iklim değişikliğine yol açan etkinliklerin doğurduğu başka ve daha büyük sorunlar da var. Okyanusların asidifikasyonunun artması ve biyolojik çeşitliliğin hızlı azalışı gibi. Bu iki sorundan şimdilik, sadece okyanus asidifikasyonunun artışını ele alalım. Okyanuslar dünyanın en büyük Karbondioksit yutağıdır ve yutmaya devam ediyor. Karada saldığımız karbonlar okyanuslarda birikiyor, okyanusları ısıtıyor ve asit dengesini değiştiriyor. Bu durum okyanuslardaki yaşamı ve bütün döngüyü değişime zorluyor. Bu değişimler gerçekleştiği taktirde dünyadaki canlılık üstüne söz söyleyebilecek bir formda olamayacağız malesef.

Türkiye ve İklim Değişikliği

Geçtiğimiz hafta Polonya’da yine “Günün Fosili” ödülünü alan Türkiye, iki yıl öncesinin verilerine 1990 yılına oranla sera gazı salımlarını %124 arttırmış durumda ve arttırmaya da kararlı görünüyor. Öyle ki iklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonlarının tekbaşına %40’lık bölümünü elinde tutan kömürlü termik santraller, “Temiz Kömür” kampanyasıyla Türkiye’nin her bölgesinde kurulmaya çalışılıyor. Şu anda 19 tane çalışan kömürlü santrali olan Türkiye’de 86 yeni santral projesi var. Bunların çoğu elektrik üretim lisansı almış durumda. Bu durumun iklim değişikliğine olan etkisi kısa bir matematik işlemi bizi sonuca götürür.

Yüzeysel Demokrasi

Her biri yüzlerce milyon dolarlık bu büyük projelerde, o bölgede yaşayan halkın hiçbir söz hakkı yok.Bunun yerine projeyi yürüten şirket ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin yöre halkını iknasına dayalı “Halkın Katılımı Toplantısı” var ve bu toplantılar yöredeki vatandaşların hiçbir itirazını güvence altına almıyor.

Termik Santrallere karşı çıkarak başka bir çevre politikası isteyen vatandaşlar ise karşılarında çevrenin korunmasını sadece “ağaç dikmek” olarak algılayan bir Başbakan (Orman gider, hatıra fotoğrafı kalır) ve neoliberal şirketlerin politikalarına angaje olan bakanlık yetkililerini buluyorlar.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası