Sosyalist İşçi

Söz konusu cumhuriyet tarihi kadar köklü ve son 30 yılın gösterdiği gibi yaklaşık 50 bin kişinin öldüğü Kürt sorunu olduğu için, barış sürecinin el bebek gül bebek ilerlemeyeceğini biliyorduk.

Çözüm sürecinin mimarlarından Abdullah Öcalan, sürecin en başından beri provokasyonlara karşı uyarı yapıyor. Gewer’de polis saldırısının ardından iki kişinin ölmesi, bu provokasyon girişimlerine bir örnek. Sürecin en başında Paris’te 3 PKK’li kadın aktivistin öldürülmesi de böyle bir adımdı.

HRANT’ın aramızdan alınışının üzerinden 6 yıl geçti. Müsamere sürüyor!

Devlet katilleri saklamaya devam ediyor!

2007’ye hepimizin yüreğine acı ve düşüren bir haber ile girmiştik. Hrant gazetesi AGOS’un önünde arkasından kurşulanarak katledilmişti. Ardından İstanbul’da Türkiye tarihinde görülen en büyük cenazelerden biri yapıldı. İstanbul’da yüzbinlerce insanın yürüdüğü cenaze törenine Tükiye’nin her yanından insanlar geldi. Aynı şekilde birçok yerde eş zamanlı yürüyüşler yapıldı. Türkiye’de ilk kez yüzbinlerce insan HEPİMİZ ERMENİYİZ! diyerek yürüdü.

Ozan Tekin

16 Kasım günü Amed’de yapılması planlanan bir dizi etkinlik, on yıllardır sürgünde yaşayan Kürt sanatçı Şivan Perwer, Federal Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla, meseleye ister olumlu ister olumsuz yaklaşsınlar, herkesin kabul ettiği üzere tarihi bir siyasi buluşmaya dönüştü.

Şenol Karakaş

Gezi direnişi günlerinde, Gezi Parkı'nda açtığımız pankartlardan birisinde de "Ne AKP Liberalizmi ne CHP Kemalizmi" yazıyordu. Bu slogana, DSİP'in uzun süredir savunduğu politikaların omurgası olarak bakabiliriz. Bu ne AKP'nin içerdiği ulusacılığı ne de CHP'nin liberal politikaları savunduğu gerçeğini görmezden gelmek anlamı taşır. Türkiye'de siyaset alanı, 10 yıldır neo liberal politikaları savunan hükümet partisiyle ulusalcı politikaları savunan, baskın karakteri ulusalcılık olan muhalefet partileri tarafından belirleniyor.

Elçin Poyraz

AKP’li dört milletvekilinin meclise başörtüleriyle girmeleriyle beraber, Türkiye tarihinin en önemli hak ihlallerinden birisi kısmen de olsa geride kaldı. O gün mecliste, 90’lı yılları yaşamışların hafızalarına kazınmış olan Merve Kavakçı olayına benzer tepkiler yoktu; fakat meclis konuşmaları başörtülülere karşı ayrımcı bakışın halen daha devam ettiğini gösteriyordu.

Bunlardan en inceliklisi ve dolayısıyla gündem olanı Şafak Pavey’e ait olan konuşmaydı. Pavey’in konuşması “özgürlüklerin birini değil, hepsini savunan” bir metin olduğu iddiasıyla dolaşıma sokuldu fakat aslında son derece vahim satır başlıkları barındırıyor.

Erdal Bayraktar

AKP’nin yıkım ve talan politikaları devam ediyor. 11 yıllık iktidarı süresince AKP’nin karşılaştığı en büyük yenilginin sebebi olan ve Gezi Direnişi’ni ateşleyen bu politikalar karşısında AKP’nin aldığı en ufak bir ders bile yok. Kentlerimize, barınma hakkına, mahallelere, doğaya ve tarihe dair olan her şey bir bir tekrardan aynı saldırı ile karşı karşıya.

Şenol Karakaş

Gezi direnişinin açığa çıkarttığı en önemli ihtiyaç kitlesel bir sol parti ihtiyacı. Kitlesel ve yüz binlerce insanı harekete geçiren büyük çaplı mücadele dönemlerinde yüz binlerce insanı örgütleme yeteneği gösteren bir parti olmadığında, devet, mücadeleyi kendi istediği kanallara hapsedebiliyor, hükümetler, eylemlere uyguladıkları ağır şiddeti meşrulaştırmak ve hareketin aktivistlerinin moralini bozacak fikri hegemonyayı kurmak konusunda daha rahat hareket edebiliyorlar.

Sonuç olarak, büyük bir hareketin egemen sınıfın hegemonyasından kurtulması ve kritik zamanlarda, doğru politikalarla kitlesel bir hareketin yönlendirilmesi bir zorunluluk.

Volkan Akyıldırım

1970’ten beri bilim insanları ve çevre aktivistleri, fosil yakıtların (Petrol, kömür, doğalgaz) tüketilmesi sonucu küresel ısınmanın yaşandığını söyleyerek, ısınmanın insan ve birçok canlı türünün yaşayamayacağı bir iklim değişikliğine yol açacağı konusunda devletleri uyarıyor.

2007’de 189 devletin temsilcisi ile toplanan Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası iklim Paneli (IPCC) küresel ısınmanın doğal nedenlerden değil “insan eliyle” gerçekleştiğini kabul etmişti.

Reşit Elçin

Geçtiğimiz haftalarda Filipinlerde 10 bine yakın insanın ölümüne yol açan, UNICEF’e göre 4 milyon Filipinli çocuğun olumsuz etkilendiği Haiyan Tayfunu bize geleceği işaret ediyor.

Fotoğraftaki çaresizlik çok sembolik çünkü iklim değişikliğine yol açan faaliyetlere devam edildiği sürece bizi bu tür görüntülerden ne yapılan robot askerler ne de menzilli super füzeler kurtaramayacak.

Mehmet Eren

Türkiye burjuvazisi, AKP hükümeti eliyle, işçi sınıfının kazanılmış haklarını elinden almak için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Esnek çalışma, bölgesel asgari ücret uygulaması, özel istihdam bürolarının kurulması, taşeronlaştırmanın yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının fona devri bu çabaların bazı başlıklarıdır.

Ozan Ekin Gökşin

Asker kaçaklarının GBT’de gözükeceği, cezalandırılacakları, kışlaya teslim edileceklerinin bir tevatür gibi yayılmasının ardından, Recep Tayyip Erdoğan’ın 600.000 asker kaçağı hakkında derhâl işlem yapılması gerektiğini vâzeden buyurgan hitabına nail olduk. Peşi sıra askerden kaçmanın bedeli TL cinsinden basına mal oldu. Öyle ki yoklama kaçakları bir yılı doldurmamışsa 118 TL ödeyerek, bir yıldan sonra ise yoklama kaçakları ve bakayalar işlemlerini kendileri yaptıkları takdirde her sene için 1000 TL, yakalandıkları halde ise 2000 TL ödeyerek birliklerine teslim edilecekler.

Selen Argadal

Öğrenciler olarak son zamanlarda tartıştığımız konulardan biri de artık fakültemizde rahat rahat afiş asıp asamayacağımız ya da hadi astık diyelim, sonuçlarının ne olacağı. Şimdi yasaların zaman içerisinde değişiminden çok şu son gelişmelere bir göz atmak lazım. 7 Kasım’da YÖK Disiplin Yönetmeliği 3. maddede yapılan değişiklik kısaca şu: Artık bırakın izinsiz afiş asmayı, diyelim ki soruşturma açıldı, okula bile giremeyeceğiz soruşturma süresince çünkü veba taşıyoruz. Öğrenciler olarak izinsiz “afiş, pankart, bildiri” üçlemesinin yasak olmasına yeterince sesimizi çıkaramamış olmamızdan sanıyorum şimdi bir de “uzaklaştırma” çıktı başımıza.

Orhan Bulut

Sosyalist İşçi’nin geçen sayısında (no: 471) çıkan Berk Efe Altınal’ın “Türcülüğe karşı mücadele” başlıklı yazısı çok önemli bir konuya değiniyor ama bir dizi yanlışa sahip. Berk Efe “Veganlık, türcülük karşıtlığının pratiğe dökülmüş halidir” diyor ve ekliyor “Vegan olmak, hayvan sömürüsünü hayatımızdan çıkarma pratiğidir” diyor. Biraz ileride ise “vejetaryenler, genellikle hayvan sömürüsüne karşıdırlar ancak hayvansal et yememenin yeterli olduğunu düşünürler, oysa hayvan sömürüsü bir bütün olarak karşı durulması gereken bir mevzudur” diyor.

Yıldız Önen

Fawaz Husên Fransa’da yaşayan Kürt kökenli bir araştırmacı-akademisyen. Eserlerinde yersizliğin ve yurtsuzluğun hikâyesini anlatıyor.

Fawaz Husên 1953’te Rojava’nın Amude şehrinde doğdu. Halep’te Fransız dili ve edebiyatı okudu, daha sonra yaşamını Fransa’da sürdürdü. 1994’te ilk Kürtçe öyküsü Siwaren Eşe’yi (Acının Süvarileri) yayınladı. Bundan sonra hem Kürtçe hem Fransızca yazdı, çeviriler yaptı.

Berke Malgaz

Neoliberal emek süreçlerinin işletilmesi ve yeniden üretiminde arzunun rolü nedir? Ücretli emekçilerin hizmetlerini işbölümüne dayalı finans ekonomisine sunmalarında arzularının paraya sabitlenmesi ne ölçüde etken? Fransız iktisatçı Fredéric Lordon, Metis yayınlarından çıkan kitabı ‘’Kapitalizm, Arzu ve Kölelik’’ isimli kitabında kapitalist yapılarda para ekonomisinin ve işgücünün arzu kavramıyla ilişkisini ele alıyor.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası