Görüş

Roni Margulies

Koronavirüs Türklerden korktuğuna ve Misak-ı Millî sınırları içinde etkisiz olduğuna göre, hastalıktan söz etmeye gerek yok. Onun yerine, virüslerin Türkler dışında başka herkes için niye sorun olduğunu anlatabilmek amacıyla evrim sürecinden söz edeyim bari.

Her canlının çocuğu nasıl bir yaratık olacağını belirleyen genlerinin yarısını anneden yarısını babadan alıyor; anne ve babanın genleri kopyalanıp çocuğa geçiyor. Genler kopyalanıp çocuğa geçerken bazen fotokopi hataları oluyor. Bir gen ‘mutasyon’a uğruyor, farklı geçiyor çocuğa. O ‘hata’ doğal seçilimde elenebilir ya da elenmeyip sonraki nesillere de aktarılabilir. O gen önemsiz olabilir –ki zaten bunların çoğu anlamlı değişimler yaratmaz, o zaman pek bir şey değişmiyor. Değişimler çoğunlukla belirgin bir fark yaratmasa da birikip sonraki nesillere aktarıldıklarında çocuğun önemli bir özellliğinin değişik olmasını sağlayabilirler; o zaman çocuğun rengi farklı, boyu uzun veya kafası matematiğe daha yatkın olabilir.

Bu süreçte çevreye uyum sağlayamayan değişimler elenip, “yeterince iyi” olan, yani o türün yaşadığı çevreye daha kolay uyum sağlamasına yarayanlar da aktarılmaya devam ediyor. Daha iyi, daha kötü filan değil, çevreye daha uyumlu bir hayvan.

‘Doğal seçilim’ olmuş; mümkün olan en çeşitli varyasyonlar üzerinden çeşitlilik devam ettirilmiştir.

Evrim süreci aşağı yukarı bundan ibaret.

Nezle virüsü bizim gibi yılda bir üremiyor ve ürediğinde tek bir çocuk yaratmıyor. Her gün, her saat kendini kopyalayıp milyonlarca yeni birey üretiyor. Dolayısıyla, çok sayıda yeni mutasyon oluyor. Ve bunlardan bazıları virüse yeni bir avantaj kazandırıyor, çevreye (yani insan vücuduna) daha uyumlu bir virüs haline gelmesini sağlıyor, hatta bir zaman sonra başka bir türe de uyum kazanmış olabiliyor. Virüs evrimleşiyor. Nezle gibi basit bir sorunla, üstelik nedenini gayet iyi bildiğimiz bir sorunla, bu yüzden bir türlü başedemiyoruz. Bir ilaç buluyoruz, “Tamam, oldu” derken, virüs değişiveriyor, bulduğumuz ilaçtan etkilenmeyen farklı bir virüs haline geliveriyor. İnsana gelirsek... Ağaçlarda yaşayan, dik durup yürüyemeyen, maymuna benzer bir hayvan milyonlarca yıl boyunca çeşitli mutasyonlar geçirerek iki ayak üzerinde yürüyen, kılsız, büyük beyinli, konuşabilen, çok sosyal bir hayvana dönüşmüş.

Bu değişimin her aşaması, yürümek, kılsızlık, büyük beyin, konuşmak, sosyallik, o hayvana o günün çevre koşullarında bir avantaj sağlamış, dolayısıyla kalıcılaşmış. Ve biz çıkmışız ortaya. 


Dijital sayı 1 - 20 Mart 2020 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası