Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, anayasa değişikliği paketiyle ilgili görüşlerini açıklayarak, yargı ile ilgili değişikliklerin yargı bağımsızlığına aykırı olduğunu dile getirdi. Yalçınkaya, anayasaların tarafsız bir şekilde değiştirilmesi için geniş bir katılımın sağlanmasının, toplumun her kesiminin görüş, düşünce ve eleştirilerinin alınmasının gerekli olduğunu vurguladı. Yalçınkaya bir yandan da Ergenekon savcılarına çıkıştı. Dava kapsamında hukuka aykırı deliller kullanıldığından, medyanın yargı sürecini etkilediğinden bahsetti.

DTP'ye ve AKP'ye açtığı kapatma davalarıyla hatırladığımız Yalçınkaya, toplumda son yıllarda görülen saflaşmada CHP'nin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Ergenekoncuların yanına düşenlerin bilindik itirazlarını bir kez daha tekrarlıyor.

Ona göre, her kritik dönemeçte siyasal demokrasiye Ergenekoncuların lehine müdahale eden, Kürt halkının partilerini kapatan, %47 oy alan iktidar partisini kapatmayı deneyen, meclisten 411 milletvekilinin onayıyla çıkan başörtüsüne ilişkin düzenlemeyi iptal eden yargı kurumları "bağımsız". Yapılan değişiklikler ise bu "bağımsızlığı" tehlikeye düşürüyor! Yalçınkaya'ya göre ortaya çıkarılan darbe planları, yerin altına gömülen cephanelikler önemsiz, Ergenekon savcıları hata yapıyor.

Bu açıklamalardan kısa bir süre sonra, Yalçınkaya'nın yapısının değiştirilmesinden rahatsızlık duyduğu Anayasa Mahkemesi'nin raportörü Osman Can, yargının içinden biri olarak yüksek yargı kurumlarının politik araçlar olduğunu; hem Ergenekon operasyonunda hem de anayasa değişikliği sürecinde yargının koruyucu, statükocu bir tavır içine girdiğini belirtti. Yargının demokratik temsil mekanizmalarından bağımsızlığının yargı bağımsızlığı olarak adlandırıldığına dikkat çeken Can, "Yargı militarizmin inşasına önemli katkı yapmıştır" dedi. Osman Can ayrıca, Anayasa Mahkemesi'nin yeni kompozisyonuna bakılınca, AKP'nin veya CHP'nin kapatılmayabileceğini, ancak BDP'nin yine de kapatılabileceğini söyledi.

Anayasanın değiştirilmesi için toplumun geniş kesimlerinin onayının alınmasının gerekliliğinden bahseden Yalçınkaya, tüm kamuoyu yoklamalarında paketi halkın büyük çoğunluğunun desteklediğini gözden kaçırıyor olamaz.

Değişikliğe karşı çıkanlar, askeri vesayet rejiminin sürmesinden yana olan küçük bir azınlık. Yargının, ordunun ve CHP'nin harekete geçirdiği bu azınlık, toplumda meydana gelebilecek tüm demokratik değişimlere olduğu gibi, darbecilerin yargılanmasının önünü açacak, ordunun ve yargı kurumlarının siyasal demokrasiye müdahalelerini engelleyecek düzenlemelere de karşı.

Geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla Kenan Evren'in yargılanıp yargılanamayacağı tartışmaları bir yana, 12 Eylül anayasasında yapılan değişikliklere karşı çıkanlar hem bu maddenin sembolik öneminden hem de değişiklik paketinin demokrasi dışı güçlerin siyasete güncel müdahalelerini engelleyen özünden bahsetmeyi tercih etmiyor.

Bu anlayış bir yandan da değişiklikleri gündeme getiren toplumsal dinamikleri görmezden geliyor.

Genelkurmay Başkanı'nın bugüne kadarki darbeler ve darbe girişimleri için, bunlara toplumsal zemin hazırlamak için yapılan kanlı planlar için özür dilemesini isteyen, Ergenekon davasının derinleştirilmesi ve tüm darbecilerin yargılanması için sokakta mücadele eden hareketi güçlendirmek, hem 12 Eylül anayasasının mevcut değişikliklerle delinmesini hem de sivil, özgürlükçü ve demokratik bir anayasanın yazılmasını sağlamak açısından kritik bir öneme sahip.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası