Volkan Akyıldırım

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, yeni yasama yılında meclisin "1922 ruhuyla çalışması"nı temenni etti.
“1922 ruhu” ile kast edilen nedir?

Kürdistan'a "muhtariyet" yani özerklik verilmesi gerektiğine dair Mustafa Kemal imzalı askeri emir 1922 yılında verilmişti.
Dönemin meclis gizli belgelerine giren 'Kürdistan'a özerklik' şöyle açıklanıyordu:

a-) Aşamalı olarak, bütün ülkede ve geniş ölçekte doğrudan doğruya halk tabakalarının ilgili ve etkili olduğu bir biçimde yerel yönetimlerin oluşturulması iç siyasetimizin gereğidir. Kürtlerle, meskun mıntıkalarda ise, hem iç politikamız ve hem de dış siyasetimiz açısından aşamalı bir yerel yönetim kurulmasını savunmaktayız.

b-) Milletlerin kendi kaderlerini bizzat idare etmeleri bütün dünyada kabul edilmiş bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmişizdir. Tahmin olunduğuna göre Kürtlerin bu zamana kadar yerel yönetime ilişkin örgütlerini tamamlamış ve başkanlarını ve yetkililerini bu amaç uğruna bizim tarafımızdan kazanılmış olması ve oyları açık ettikleri zaman kendi kaderlerine zaten sahip olduklarını Türkiye Büyük Millet Meclisi idaresinde yaşamaya talip olduklarını ilan etmelidir. Kürdistan'daki bütün çalışmanın bu gayeye dayanan siyasette yöneltilmesi El Cezire kumandanlığına aittir. (TBMM. Gizli Celse Zabıtları, Cilt 3, TBMM Basımevi, 1980, s. 550-551.)

1922'de Kürtlere verilen söz, bir yıl sonra unutuldu. Özerkliğin yerini zorla Türkleştirme, asimislayon, inkar ve imha politikaları aldı. Misak-ı milli sınırları içinde kendi ulus-devletini kurmak isteyen Türk egemen sınıfı iktidarını sağlamlaştırınca Kürtleri sattı.

Özerlik Kürtlerin hakkıdır, ancak ‘1922 ruhu’ olumlu bir şey değildir.

Türk ulus-devletinin kuruluş kararı 1915'te verilmişti. 1,5 milyon Ermeni yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan kovuldu. Türk egemen sınıfı, Müslüman ve Türk olmayan en kalabalık halk olan Ermenileri katlederek kendi ulus-devletini kurdu.

1918-1922 yılları arasındaki "kurtuluş savaşı" Ermenilere ve Rumlara karşı yürtülen bir iç savaştı. Misak-ı Milli sınırları içerisinde kalan en kalabalık ikinci Türk ve Müslüman olmayan topluluk olan Rumlar da kovuldu.

1922 halkların kara yıllarından biridir, ne 1915'ten ne de 1923'ten ayrı ele alınamaz.

Ermenileri ve Rumları katleden, onların varlıklarına el koyup sermaye yapan Türk devletinin Kürtlere karşı verdiği sözü tutması için hiçbir neden yoktu.

İktidarını sağlamlaştıran kemalist asker-sivil bürokrasi için sırada Kürtler vardı.

Devlet, meclis ve hükümet Kürdistan'ın özerkliğini bir an önce tanımalı. Ancak ‘1922 ruhuyla’ değil zamanın ruhuyla çalışmalı.
Zamanın ruhu, ulus-devletlerden, ulusları kanla yaratan burjuvazilerden hesap soruyor; halklara karşı işlenmiş suçların kabul edilmesi ve tüm ezilenlere haklarının iade edilmesini öneriyor.

Zamanın ruhu, kemalizmi, milliyetçiliği, uluslara kuruculuk atfeden fikirleri reddediyor; özgürlük istiyor.

Kürtler özerklikliği zamanın ruhuyla kazanacak.

‘1922 ruhuna’ yapılan gönderme- ler kemalizmi olumlarken, katlettiği halkları rencide ediyor.

 


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası