Kürt sorununun çözümü için hükümetin BDP’yi muhatap alıp müzakereye başlayacağı yönünde açıklamalar yapılsa da Başbakan’ın kullandığı dil diyalogu daha baştan engelliyor. Tüm siyasi partiler gibi yasalar çerçevesinde kurulan ve geçen yılki genel seçimlerde 2 milyon 700 bin Kürdün oyunu alan BDP ise AKP’yi samimi bulmasa da çözüm için müzakereye hazır olduğunu söylüyor.

Türkiye halkları ise daha fazla çatışma ve ölüm değil çözüm istiyor. Hükümet baskı politikalarından vazgeçmeli ve Kürtlerin hakları için bir an önce BDP ile görüşmeye başlamalı. Görüşmeler şeffaf olmalı. Her müzakerenin ardından hükümet mutlaka sorunun demokratik çözümü yönünde bir adım atmalıdır.

Tutuklu olan 7 bin BDP üyesi serbest bırakılmalıdır. 12 Eylül darbesi artığı yasalar değiştirilmeli, KCK operasyonlarına son verilmelidir. Güven böyle oluşur ve müzakere için de zemin sağlanır.

Kürt sorunu, Kürt halkının hakları ve özgürlüğü sorunu olduğu kadar PKK sorunudur. BDP ile müzakere çözüm için yetmez. Herkesin bildiği gibi Kürt sorununda çözüm için son sözü Öcalan söyleyebilir ve PKK’ye silah bırakma kararını ancak hükümet somut adımlar atarsa gündeme alabilir.

İki yıl önce Erdoğan ve AKP, hem Öcalan hem de Kandil’le görüşüyordu. Başbakan o günlerde bir taraftan müzakere yürütürken diğer taraftan “terörle müzakere etmem” diyordu. Bugün de aynısını söylüyor, demek ki yeniden Öcalan ve PKK ile barış masasına oturabilir. Türkiye halkları bu müzakerelere her zaman destek verdi ve hükümetten savaş değil çözüm bekliyor.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası