Kürt sorununa demokratik çözüm  getirmedi.
Hrant Dink’i öldürtenleri açığa çıkartmadı.
Uludere’nin faillerini korudu.
Sınırsız düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü tanımadı.
Asgari ücreti insan onuruna yakışır bir düzeye çekmedi.
Alevilerin, Ermenilerin, tüm ezilenlerin haklarını tanımadı.
Başörtüsüne özgürlük getirmedi.

Karl Marks’ın düşüncesinin açıklama yeteneğini kaybettiği, Marksizmin öldüğü iddia ediliyor. Marksist yazar ve eleştirmen Terry Eagleton, “Marx Neden Haklıydı?” kitabında bu iddialara meydan okudu.

Marksizmi karikatürize eden argümanları tek tek çürüten Eagleton, devrimci fikirlerin kapitalizmin derin bir krizle sarsıldığı günümüz dünyasını değiştirme gücünü yeni mücadeleci kuşaklara gösteriyor.

Diktatör Beşar Esad’ın vahşetinden kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin sayısı 100 bini aştı. 50 bin Suriyeli’nin de kaçak yollardan Türkiye’ye geldiği ve çeşitli şehirlerde kaldığı biliniyor. 10 binlerce mülteci de sınırın öte tarafında kapıların açılması için bekliyor. Suriye halkının dostu olduğunu söyleyen AKP hükümeti ise ölümden kaçan insanların içeriye girişini engelleme planları yaparken, sığınmacıların mülteci olduğunu kabul etmiyor ve haklarını tanımıyor.

Suriyeli mültecilerin hayatını zorlaştıran sadece diktatör Esad değil onu savunan ırkçılardır. Hatay’da ırkçıların yaptığı provokasyonu ve mezhep çatışması yaratma girişimlerine kendine solcu diyen birçok parti ve kitle örgütü de ortak oldu.

Alevileri Sünnilere karşı kışkırtan, Doğan Holding medyasının desteği ile süren ırkçı ve ayrımcı kampanya sonucu Hatay’daki sığınmacılar kaldıkları evlerden polis tarafından çıkarılmakta.

Sadece seks işçilerine değil, LGBT bireylere dönük nefret söylemi ve şiddet eylemleri, meşruluğunu, egemen ahlak anlayışının sınırları içinde bir muhalefete sahip olanların yarattığı darlıktan da alıyor. Bu darlığın nedeni, cinsel yönelim üzerindeki baskıların, kapitalist üretim ve yeniden üretim mekanizmasının ihtiyaçlarına bağlı olarak şekillendiğinin kavranamamış olması. Fikirler gökten düşmüyor çünkü. Herhangi bir ahlak anlayışı da ansızın şekillenmiyor. Egemenlik ilişkilerinin sürekliliğinin sağlanması için her toplumsal örgütlenmenin egemen sınıfların çıkarlarıyla uyumlu olan bir ahlak anlayışı var.

“Yetmez ama evet” kampanyası hakkında, sık aralıklarla kara propaganda sürdürenler, bir gerçeği gizlemeye çalışıyor. Türkiye’de muhalefetin tüm tarihi boyunca örgütlediği siyasal olarak bu en etkili, en güçlü kampanya, demokrasiyi sözde savunulan bir süreç olmaktan çıkarttı ve somut olarak siyasal özgürlüklerin sınırlarını belirleyecek reform mücadelesine ülke çapında bir karakter kazandırdı.

Suriye’de halk ayaklanmasına karşı Esad diktatörlüğünü destekleyenlerin bir diğer ortak noktası 1961’den bu yana Castro kardeşler tarafından yönetilen Küba’yı sosyalist bir rejim olarak görmeleri.

“Sosyalist” olduğu söylenen Küba, devrimden 53 yıl sonra dolaşım özgürlüğünü tanıdı. Bundan böyle yurtdışına çıkarken hükümetten izin belgesi almak gerekmeyecek. Pasaportu ve vizesi olan herkes yurtdışına çıkabilecek. Devlet Başkanı Raul Castro’nun liderliğindeki hükümet Küba vatandaşlarının yurtdışında kalma süresini 9 aydan 2 yıla da çıkardı. 53 yıl sonra tanınan bu sınırlı dolaşım hakkı Kübalılar tarafından sevinç yarattı.

Kışlada yaşanan baskı, dayak ve angaryaların boyutu Asker Hakları Raporu ile açığa çıktı. Zorunlu askerlikte yaşanan hak ihlalleri üzerine rapor, askerhaklari.com sitesine Nisan 2011’den Nisan 2012’ye kadar ki bir yıllık sürede yapılan, 63 il ve Kıbrıs’ın kuzeyinden 432 başvuruya dayanarak hazırlandı.

Aktivistler tarafından hazırlanan ve Kıbrıs’ta Disko diye tabir edilen hücrede katledilen Uğur Kantar’ın anısına atfedilen rapora göre başvuru yapanların çoğu birden fazla ihlali birden yaşamış. 432 başvurunun dağılımı zorunlu askerlikte yaşananları şöyle özetliyor:

Türk-İş ve DİSK’in tüm itirazlarına rağmen hükümet patron örgütleri TOBB ve TÜSİAD’ın istediğini yapıyor.

Toplu İş İlişkileri Yasa tasarısı gazetemiz yayına hazırlandığı sırada TBMM’de görüşülüyordu. Bu tasarının yasalaşmasının en önemli sonucu sendikal örgütlenmenin kısıtlanmasıdır.

12-13 Ekim’de DSİP İzmir İl Örgütü’nün düzenlediği Antikapitalist Forum’un açılış toplantısı “Kürt sorununda Çözümün Neresindeyiz?” de BDP İzmir İl Eşbaşkan Yardımcısı Abdülbaki Daş ve DSİP MK üyesi Roni Margulies konuştu. “Suriye’de Diktatörlük ve İsyan” başlığında ÖSP’den Tuncay Atmaca ve DSİP’ten Erkin Erdoğan, “Komünist Manifesto’dan Arap Baharı’na” toplantısında Sosyalist İşçi’den Volkan Akyıldırım konuştu.

Aktivist Hayko Bağdat ve araştırmacı-aktivist Talat Ulusoy “1915-1999: İttihatçı Zihniyet Neden Değişmiyor?” başlığında sunuş yaptı. Mor ve Ötesi’nden DSİP üyesi Kerem Kabadayı ile Felsefi Muhalefet’ten Oğuz Hakyemiş, “Koş Arkandan Eski Dünya Geliyor” başlığında yeni hareketi anlattı.

Suriye Halkının Yanındayız Platformu, 11 Ekim’de İstanbul’da “Suriyeli sığınmacılar kardeşimizdir” forumudüzenledi. Forum öncesi Arap devrimlerini ve Suriye’de yaşananları özetleyen bir film gösterimi yapıldı.

Forumda yapılan konuşmalarda Suriye'den Türkiye'ye kaçmak zorunda kalan sığınmacılara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele çağrısı yapıldı.

Kampanyanın en önemli eylemi ise 1 Aralık’ta Taksim’den Suriye Konsolosluğu’na yapılacak yürüyüş olacak.

İzmir’de Barış İçin Yeni Anayasa Girişimi’nin eyleminin 46. haftasında sessiz protestonun adresi, Diyarbakır’a atanan yeni emniyet müdürünün barışçıl sözlerine tepki gösteren AKP, CHP ve MHP liderleriydi.

13 Ekim’de Alsancak’taki Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan aktivistler açtıkları pankartta barışı engelleyen meclis çoğunluğuna seslendi: “Devletin en yüksek bürokratları ‘önce insan’ derken artık siz de savaşı değil barışı konuşun.” Sessiz eylem her cumartesi 14.00’te aynı yerde yapılıyor.

Balyoz darbe girişimine katılan subayları cezalandıran kararı karalama ve darbecileri aklama kampanyasına tepki gösteren darbe karşıtları sokağa çıktı.

Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu, 13 Ekim’de Galatasaray Meydanı’nda bir açıklama yaparak “Balyoz aklanamaz’ kampanyasını başlattı.

Cuntanın yargılanmasını yaptıkları suç duyurusuyla başlatan aktivistlerden Yıldız Önen, Yaman Yıldız ve Yalçın Ergündoğan’ın konuştuğu eylem, 20 Ocak 2013’te darbelere karşı gösteri çağrısıyla sona erdi.

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, çoğu çocuk 34 köylünün katledilmesinden 10 ay sonra Uludere taslak raporunu yazmaya başladı. Raporda Roboski’nin faili belirtilmeden olay anlatılacak!

Meclis komisyonuna 4 aydır katliamın failleriyle ilgili hiçbir belge ulaşmadı. Başta Genelkurmay olmak üzere devletin hiçbir güvenlik kurumu Roboski’nin failleri hakkında bilgi vermeye yanaşmadı.

1 ay önce 14 hapishanede 380 Kürt siyasi tutuklunun başlattığı eylem, tüm hapishanelerde süresiz dönüşümsüz açlık grevine dönüştü.

PKK ve PJAK üyesi Kürt mahpuslar, Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşulları yaratılana, anadilleri üzerindeki baskı son bulana dek eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.

Avcılar'da yaşayan translara yönelik linç girişiminin ardındaki gerçek nedenin rant olduğu artık herkes tarafından biliniyor. Yaklaşık on yıldır aynı sitede yaşayan translara yönelik nefreti körüklemeye çalışanlar, buradan çok sayıda ev almış ve translar yaşadığı için dairelerinin değerinin düşmesinden şikayetçi olanlar.

Ülker Sokak ve Eryaman deneyimlerden farklı olan ise artık LGBT'lerin daha örgütlü olması. Nefret eylemleri başladığı günden bu yana Avcılar'daki transları yalnız bırakmayan aktivistler hem sokakta, hem sosyal medyada hem de hukuki olarak olaylara tepki gösterdiler.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası