Yıllarca silahlar konuştu, kan aktı, insanlar öldü. Barış ve diyalog sürecinin başlaması ile 30 yıllık savaşın ne kadar anlamsız olduğu kadar, çözümsüzlüğü dayatan devlet politikalarının neleri götürdüğünü de gördük.

Dili, kültürü, kimliği, tarihi inkar edilmiş bir halkın haklarını savunmak için önlerinde silahlı direnişten başka bir yol bırakılmamış PKK’nin silahlı güçleri, Öcalan’ın yaptığı çağrı ile 8 Mayıs’tan itibaren Türkiye sınırları dışına çekilmeye başladı. DTK Eş Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk sürecin sorunsuz şekilde ilerlediğini açıkladı.

Ocak ayından bu yana ard arda atılan tarihi adımlarda Kürtlerin ve onların siyasi temsilcilerinin barış ve çözüm için üzerlerine düşeni yaptıklarını gördük. Barışın kalıcı hale gelmesi, demokratik çözümün kazanması Kürtlerin eşit haklarının ve özgürlüklerinin devlet tarafından anayasal garanti alınmasına bağlıdır. Kürt hareketi adım atıyor. Şimdi adım atma sırası hükümette ve yapılması gerekenler belli:

# Yeni anayasada “Türkiye Türklerindir” ırkçılığı yer almamalı. DSİP yeni anayasada hiçbir etnik kimliğe vurgu yapılmamasını ve Türkiye’nin çok halklı çok dilli bir ülke olduğunun yazılması gerektiğini savunuyor. Eğer etnik kimlikler yazılacaksa misak-ı milli sınırları sınırları içerisinde sayıları 15 milyonu bulan Kürt halkı da Türkler ve diğer halklar gibi tanınmalıdır.

#Kürt sorununun özü Kürtçedir. Kürt kimliğinin tanınması demek Kürtlerin anadillerinin bu ülkenin anadillerin biri olduğunun resmen kabulü demektir. Anadilinde eğitim görmek herkesin hakkıdır. Kürtçe, seçmeli bir ders değil Türkçe gibi bir eğitim dili olarak kabul edilmelidir.

# Kürtler Kürt kimliği ile Türkiye’nin yönetimine katılabilmeli, Kürdistan’da kendi kendilerini yönetebilmelidir. Köhnemiş kanunlar artık tarihe karışmalı, demokratik yasalar hayata geçirilmelidir.

- Yüzde 10’luk seçim barajı Kürt siyasi hareketinin önünü kesmek için uygulanan ve antidemokratik olduğu artık herkes tarafından kabul gören bir dayatmadır. Seçim barajı ve rejimin kuralları temelinde siyaset yapmayı, örgütlenmeyi dayatan Siyasi Partiler Kanunu baştan aşağı değiştirilmelidir.

# Dinlemenin, anlatmanın, duymanın, konuşmanın ortamı birazcık sağlandığında barışı ne denli mümkün kıldığını çözüm sürecinde görüyoruz. Düşünce, ifade, örgütlenme ve gösteri özgürlüğünü kısıtlayan tüm anti-demokratik yasalar kaldırılmalıdır. Savaşı devam ettirmek isteyenlerin oyununu bozacak olan da demokrasinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

# Devlet Kürtleri susturmak için rehine ve şantaj siyaseti uyguladı. Binlerce Kürt siyasetçiyi tutukladı. Kürt halkının lideri olan Abdullah Öcalan 14 yıldır bir hücrede tutuluyor. Bu böyle devam edemez. Çözüm için Kürtlerin güvenini kazanmaz gerekir. Bunun yolu tüm Kürt siyasi tutukluların ve Abdullah Öcalan’ın özgür bırakılmasından geçiyor. Devlet ve hükümet Türkiye’nin en büyük sorununu onla birlikte çözerken Öcalan hakkında verilmiş mahkumiyet artık fiilen geçersizdir.

DSİP, barış, çözüm ve özgürlük için bu adımların derhal atılmasını istiyor.

Hak verilmez alınır! Şimdi demokratik mücadele zamanı. Çözüme evet diyenler kalıcı barış için gereken yasal ve anayasal adımları atması için hükümete ve devlete demokratik baskı yapmalıdır.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası