Çözüm sürecinde Kürt hareketi üç kritik adımı birden attı. Açlık grevleri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sona erdi.

Paris’te üç Kürt kadının öldürülmesinin ardından cenaze törenini Kürt halkı barış kampanyasının bir parçasında çevirdi.

En önemlisi ise PKK Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sınır dışına çekilmeye başladı.

Bu adımlar, Kürt hareketinin çatışmasızlık ikliminin kalıcı olması için ne kadar özenli davrandığını gösteriyor.

PKK sınır dışına çekilirken, daha önceki sınır dışına çekilmeler sırasında yaşanan çatışmaların yaşanmaması, hükümetin çözüm sürecinin aksamaması konusunda kararlı olduğunu gösteriyor.

Ama bu yetmez!

Şimdi, çatışmasızlığı kalıcı bir barış sürecinin toplumsal zemini haline getirmek için hükümet bir dizi adım atmak zorunda.

Bu adımların neler olacağı çok açık fakat önemli olan, çözülmesi gereken sorunun ne olduğu konusunda anlaşmak.

Çözülmesi gereken sorun, Kürt sorunu. Kürt halkının kimliği tanınmadığı için, devlet hakkını arayanlara kan kusturduğu için 30 yıldır bir “düşük yoğunluklu savaş” yaşanıyor Türkiye’de.

Bu yüzden sorunun çözümü için hükümetin atmak zorunda olduğu adımların siyasi içeriği, Kürt halkının kimliğinin tanınmasının önündeki her düzeyde dikilen engelleri temizlemek olmalı.

Anadilini istediği gibi konuşamayan, kullanamayan insanlar, bu haklarının tanınması önündeki engeller kaldırılmazsa ne barış ne de çözüm kavramlarını önemsemeye devam eder.

Barış için, çözüm için bir araya gelen insanların, hükümete yönelik bu talebi kitlesel bir şekilde dile getirmesi bu yüzden çok önemli.

Çözümden, barıştan yana olanlar, bir yandan CHP-MHP arasında adı konmadan kurulan ırkçı, dışlayıcı koalisyona karşı tartışırken aynı anda hükümetin barış sürecini kalıcı kılacak ve Kürt sorunun çözümü konusunda adımlar atmasına neden olacak tartışmayı da yapması gerekir.

Çünkü, kardeşlik, ancak eşit koşullarda yaşanıyorsa anlamlı bir kelime olabilir.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası