Meltem Oral
Hazal Öztetikler
Bundan 47 yıl önce 25 Kasım'da, Dominik Cumhuriyeti'nde Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesi veren üç kız kardeş diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüze uğrar ve vahşice öldürülür. 1981 yılında Dominik Cumhuriyeti'nde toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında bu gün "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilir. 1985 yılında Birleşmiş Milletler de bu günü kabul eder.

Kadın, bu sistem içinde hayatının her evresinde şiddetle karşı karşıyadır. Şiddet, tecavüz ve cinayetle kısıtlı değildir. Özel yaşamda ve toplum içinde kadını cinsel, psikolojik, fiziksel zarara uğratan, baskı altında tutan tehdit ve davranışlar, kadına yönelik şiddet tanımı kapsamındadır. Bu şiddet sadece evde değil sokakta, işyerinde, gözaltında, örgütte ve toplumsal yaşamın birçok alanında kadının karşısına çıkar. Ev içindeki eşitsiz iş bölümünün, kadınların omuz larına yüklediği sorumluluklara, ütülenmesi gereken gömlekleri dışında cinsel ihtiyaçları karşılanması beklenen koca da dâhildir. İş hayatında ucuz iş gücü olarak görülen kadın ayrımcılığın muhatabıdır. Bu şiddet yaşam koşullarının daha zor olduğu bölgelerde ve savaş zamanlarında daha da artar. Kadınlar yiyeceğin ve suyun kısıtlı olduğu bölgelerde bu ihtiyaçları karşılamak için kilometrelerce yol yürümek zorundalar ve bir kısmı bu yollarda ölmektedir. Savaş bölgelerinde ise askerlerin tecavüzüne ve işkencesine en açık grubu oluşturmaktadırlar.

Kadına yönelik şiddeti tüm toplumda meşrulaştıran cinsiyetçi fikirlerdir. Cinsiyetçi fikirler ve söylemler şiddeti meşrulaştırdığı gibi şiddete uğrayan kadının sessiz kalmasına da neden olur. 2008 yılı Türkiye Nüfus ve Sağlık araştırmasına göre, maruz kaldığı şiddeti haklı gören kadınların oranında azalma olsa da, kocaları ile tartışmamaları gerektiğini düşünen kadınların oranı yüzde 40.

Kadına yönelik şiddetin, ayrımcılığın önlenmesi, mağdurların korunması için yasal tedbirlerin alınması gerekiyor. Son yıllarda çıkarılan yasalar önemli olsa da, kâğıt üzerinde yapılan düzenlemelerin somut hayatta sorunu çözmek konusunda yeterli adım olmadığı açık. Cinsiyetçiliğe karşı verilen mücadele, ayrımcılığın olmadığı, eşit bir dünya kurulması için verilen antikapitalist mücadeleden ayrı düşünülemez. Ancak gündelik yaşamda örgütlü mücadele ile kadınların bir dizi talebinin gerçekleşmesi mümkündür. Kendi içinde pozitif ayrımcılık uygulayan ve pratik olarak da cinsiyetçiliğe karşı net duran sendikaların mücadelesi kadınların iş yaşamındaki taleplerinin kazanılmasını sağlayacaktır. Cinsiyetçiliğe karşı mücadele, sadece fiziksel şiddetin karşısında durmakla yürütülemez.

Cinsiyetçiliği kıracak olan şey, hayatın her alanında bu konuda tutarlı davranmaktır.

 

Sistematik taciz ve tecavüz

  • Dünyada her üç kadından biri hayatı boyunca dövülüyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor yada taciz ediliyor.
  • "Çalışma Yaşamı ve Kadın Sağlığı" konulu araştırmaya göre Türkiye’de tüm taciz olaylarının yüzde 46'sı işyerlerinde gerçekleşiyor ve bunların yüzde 8'i ölümle sonuçlanıyor. Erkeklerin ağırlıkta olduğu ağır sanayi iş koşullarında çalışan kadınlara yapılan tacizler işyeri tacizlerinin yüzde 24'ünü oluşturuyor.
  • Bosna - Hersek'te, 1992 yılındaki 5 ay süren çatışmalar sırasında 20,000 - 50,000 arası kadın tecavüze uğradı. (IWTC. Küresel Kadın Ağı #212. 23 Ekim 2002).
  • Kosova'daki bazı köylerde ergenliğe ulaşmış kadınların %30’u Sırp kuvvetlerinin tecavüzüne uğramıştır. (Uluslararası Af Örgütü, 27 Mayıs 1999).
  • Britanya'da tecavüze uğramış kadınların sadece %13'ü saldırıyı polise bildiriyor.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası