Sinan Canbay
"Demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan" derken acaba ne kadar samimiydi bu ülkeyi kuran zihniyet. İnsan düşününce çok güzel geliyor oysa. Keşke her yanımız demir ağlarla örülü olsa, keşke her yana hayalimizdeki o hızlı, gelişmiş ve ucuz demir ağlarla ulaşabilsek diyoruz.Ancak bugün demir ağların yerini asfalt ve asfalt kafalılar almış durumda. Demir ağlar bugün kan ağlıyor!

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası'nın (BTS) TCDD Ana Hat Yolcu Trenleri Tehir Raporu"na göre, "Bütün yolcu trenlerinin gecikmeli olarak çalıştığı, incelenen 40 ana hat yolcu treninin sefer başına varış yerlerine ortalama gecikme süresinin 1 saat 45 dakika olarak tespit edildiği" iddia edildi. Başta Doğu ve Güneydoğu hatları olmak üzere hemen hemen her hatta bu sıkıntı yaşanmakta.BTS'nin yaptığı açıklamada, "Gecikmelere genellikle lokomotif ve vagonlarla ilgili sorunların, uzun yıllardır yenilenmeyen hatlarda yapılan kısmi bakımlarının yetersizliğinin, yol yenileme çalışmalarının yapılamamasının, yol ray ve malzeme sıkıntısının giderilememesinin neden olduğu" ileri sürüldü. İnsan elbette neden diye sormadan edemiyor ve aslında cevabını Ulaştırma Bakanlığının yaptığı açıklamada buluyor.

Ulaştırma Bakanlığı 2023'e kadar -yani Cumhuriyet'in 100.yılı- 228km yapım aşamasında olan, 2238km'lik otoyol ağına, toplam 4773km'lik çevre katili 12 otoyol daha ekleyeceğini açıkladı. Yani bakanlık, 100. yılda anayurdu dört baştan asfalt ağlarla örmek istiyor. Avrupa'dan Asya'ya köprü olma klişesini otoyollarla yapmak istiyor. Yani küresel ısınmaya bir katkı, aynı zamanda petrol devlerinin krizini de bitirmek için bir katkı yapmış olacak (malum, o otoyolu kullanan araçlar su kullanmayacak). İşin en fena kısımlarından biri ise bu otoyollar işsizlik fonunda biriken paralarla yapılacak.

Yıllardır insani bir ulaşım politikası diye bağırdığımız bu sayfalarda ve sokaklarda artık daha çok bağırmamız gerekecek anlaşılan. Bugün yapılması gereken bu otoyol projelerinin derhal iptal edilmesidir ve oraya aktarılacak paranın demiryollarının bakımı/onarımı ve geliştirilmesi için harcanması gerekmektedir. Sadece şehirlerarası değil, şehiriçi ulaşımda da raylı sistemler devreye girmelidir ve yapılan bu hizmetler insanlara ucuz bir fiyatla sunulmalıdır. Böylece insanlar arabalarını gereksiz yere kullanmayacak, şehirlerarası otobüsler tercih edilmeyecek ve küresel ısınmanın da bir kademe önüne geçilecektir.

Otoyollar ve özelleştirme süreci
Bilindiği gibi önümüzdeki sene otoyollar ve köprüler özelleşecek.80 sonrası kendisini iyice hissetiren özelliştirmeler sonunda Karayollarını da vuracak. Yıllardır zaten personellerini de bezdiren kurum devletin elinden çıkacak. Taşeron sistemi çığ gibi büyüyen karayollarında en belirgin olan yöntem ücret adaletsizliği. Örneğin bir gişe memuru 10 lira alırken, önceden işçi ama sonradan çıkan bir yasa ile memurluğa geçmiş olanlar gişe memurunun iki katı maaş alıyor. Oysa ikisi de aynı işi yapıyor. Böylece çalışanlar kendi aralarında bölünüyor ve sendika bölünmesi yaşanıyor.

Taşeron çalışanların ise hemen hemen hiçbir hakkı yok. Ne sendika haklarına, ne toplu sözleşme haklarına, ne de memurların yararlandıkları haklara sahipler. Yine burada da bir örnek verelim. Mesela memur ile aynı yerde çalışan bir taşeron çalışanı yemek için memurun iki katı para veriyor. Hasta olduğunda rapor alma hakkı yok. Mesai paraları çoğu zaman ödenmiyor ya da yarım ödeniyor ve bu şekilde de aynı iş yerinde farklı bir bölünme ve kamplaşma yaşanıyor. Tüm bunların sonunda bütün emekçiler "Özelleşse de kurtulsak" diyor.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası