Dünyanının kanını emenler İstanbul’da toplanıyor.

IMF’yi durdur!

Her iki kuruluşun da İstanbul toplantıları için oldukça dolu bir gündemi var. Dünyanın içinde olduğu ekonomik kriz ve krize karşı tartışılan çözüm önerileri, bu gündemin en önemli maddesini oluşturuyor.
Yaşanan son ekonomik kriz finans piyasalarının kontrolsüz bir gelişim izlemesinden ve bunun yanında uzun yıllardır süren neoliberal politikalardan kaynaklandı.

Onur Devrim Üçbaş

Antikapitalist hareket, en önemli patlamalarını binlerce kişiyi kapitalizmin kurumlarına karşı sokağa çıkartabildiğinde gerçekleştirdi. Bu gösteriler hem 'tarihin sonu' tezinin yanlışlığını gösteriyor hem de dünya çapındaki tüm ezilenlere moral vermeye devam ediyor.
Seattle'da dünyanın gündemine damgasını vuran hareket, çeşitlilik içinde birlik anlayışıyla yoluna devam ediyor.
Gittiği her ülkeden kovulan, Amerika'dan Asya'ya kadar her yerde işçiler tarafından protesto edilen IMF ve Dünya Bankası 6-7 Ekim'de İstanbul'a geliyor. Türkiye işçi sınıfı IMF'yi çok iyi tanıyor. Ne 'kemer sıkma politikaları'nı ne de sosyal güvenlik sisteminin talan edilmesini unutmadı. Bu yüzden IMF Türkiye'de daha önce gittiği yerlerdeki gibi 'karşılanacak'.

Muhip Tezcan

1944'te Bretton-Woods isimli konferansta büyük kapitalist ülkeler bir araya gelerek küresel kapitalizmi yeniden şekillendirmenin yollarını aradılar.
Konferansın sonunda iki kurum ortaya çıktı: Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası. Her iki kurum da ihtiyaç duyan ülkelere ucuz kredi sağlıyor. Bunu da serbest ticareti geliştirmek, geri kalmış ülkeleri kalkındırmak ve yoksulluğu azaltmak için yaptıklarını söylüyorlar. Ancak kredi verilmesi için öne sürülen şartlar ve kurumların işleyişi, yoksullara ve emekçilere değil patronlara hizmet ettiğini gösteriyor.

Aynur Karaş

IMF'ye karşı çıkmalıyız, çünkü Ruanda'yı unutmamak zorundayız. Hutularla Tutsileri unutmamak zorundayız. Sadece Tutsi  oldukları için üç ay içinde bir milyon kişi yok edildi. Aynı dönemde yaşamını yitiren yüzlerce Hutu'yu da unutmayalım.

Yine aynı IMF oyunu: Boçlandırma
Borç vermek için perhize giren Dünya Bankası (DB) ve IMF nedense Ruanda'ya borç verdi. Kamu giderleri azaltıldı. İşten çıkarmalar oldu. Kahvenin üreticiden satın alma fiyatı donduruldu. Bunu IMF istedi.Yüz binlerce kahve üreticisi iflas etti. Üretim vergisi arttırıldı.  Şirketlerden alınan vergi indirildi. Köylüler için kredi kolaylığı azaltıldı. Kalabalık ailelere uygulanan vergiler artırıldı ve bunları DB ve IMF istedi.

Avi Haligua

Geçtiğimiz hafta Newyork'ta BM Genel Merkezi'nde düzenlenen zirveyle, Aralık ayında gerçekleşecek Kopenhag toplantıları öncesi ne yapılabileceğine karar vermek üzere pek çok başkan, başbakan ve cumhurbaşkanı bir araya geldi. Aciliyetin nedeni, bilim insanlarının çok yakında, endüstri öncesi döneme göre, 2 derece daha sıcak bir dünyada yaşayacağımızı bildirmesiydi. Zaten 2012'de sona ermek üzere tasarlanmış olan Kyoto Anlaşması'nın vadesi dolmadan rafa kaldırılıyor olmasının da sebebi buydu.
Maldivler gibi önümüzdeki 50 yılı çıkarma ihtimali hayli zayıf ülkeleri temsil eden liderlerinin neler söylediğine bu yazıda değinmeyeceğiz. Ancak aşağıda, tuzu kuruların söyledikleri üzerinden, neler söylemiş olabileceklerini tahmin etmek pek de zor değil.

Burak Demir

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'a bağlı olan Savunma Güvenlik ve İşbirliği Dairesi (DSCA)'dan öğrendik ki Türkiye ABD'den 7.8 milyar dolarlık Patriot adlı ('yurtsever' anlamına geliyor) füze sistemi alıyor. TC. Savunma Bakanlığı ve TSK da bu haberi doğruladı. Bakanlık bu füzelerin TSK'nın talepleri doğrultusunda alındığını belirtti.

TSK, halkın iliklerini kurutan "savunma" harcamaları için genelde dağdaki birkaç bin PKK'li gerillayı bahane olarak gösterirdi. Oysa şimdi durum farklı. Alınacak olan "yurtsever" füzeler ancak uzun menzilli füzeleri patlatmaya yarıyor. Yani PKK ile en ufak bir ilgisi yok. Bu yüzden şimdi de gerekçe olarak "İran tehdidi"nden söz ediliyor. Peki Türkiye'ye karşı bir İran tehdidi mi var?

Ufuk Uras, Baskın Oran, Ahmet İnsel, Mebuse Tekay, Aydın Engin, Cengiz Algan, Sezgin Tanrıkulu, Oya Baydar ve Mithat Sancar 28 Eylül Pazartesi günü Genelkurmay Başkanı İlker başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundular.
Savcılığın kabul ettiği suç duyurusunda Başbuğ’un bayramda Mardin’de yaptığı konuşmalarda yetki sınırını aşıp, Askeri Ceza Kanunu’na göre suç işlediği savunuldu.

Berk Efe Altınal
Hükümetin başlatmış olduğu Kürt sorununda demokratik açılım sürecinin, bölge halkı başta olmak üzere toplumda yarattığı barış umudu, süren operasyonlar ve Kürt halkına yönelik arttırılan baskılar ile hayal kırıklığı ve öfkeye dönüşüyor.
8 Eylül günü Çukurca kırsalında TSK tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddiası halkın sokağa dökülmesine sebep oldu. Çatışmalarda öldürülen bir gerillanın cenazesi gösteriye dönüştü. Cenaze 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi ve kimyasal silah  kullanımına tepki gösteren pankartlar ve dövizler alana hakimdi.
DTP Hakkari milletvekili Hamit Geylani, Çukurca'da yaşanan bu olayları meclise taşıyor. DTP geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nı "kara bayram" ilan etti ve kutlamayacaklarını açıkladı.

Roni Margulies
Diyarbakır’da “Emperyalist Küreselleşme Açmazı ve Alternatif” başlıklı  toplantıda, açmazı anlattıktan sonra “alternatif”  olarak Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde kurulan yeni sol partilerden söz ettim.
“Kürt illerine karışmam, ama Türkiye’de yeni bir kitlesel sol partiye ihtiyacımız var” dedim.
Hem sorulan sorular, hem toplantı  sonrasında sohbetler hep çatı partisi hakkında oldu.

Muhip Tezcan
ABD başkanı Barack Obama, İran'ın ikinci bir uranyum zenginleştirme tesisi inşa ettiğinin anlaşılması üzerine, İran'la diplomatik yollardan anlaşmayı deneyeceklerini ancak askeri müdahale seçeneğini de göz ardı etmediklerini söyledi.
Bu açıklama İran'ı tehdit etmek anlamına geliyor. İran ise bu açıklamanın hemen ertesinde yeni füze sistemlerini denedi. İran Devrim Muhafızları ordusunun hava kuvvetleri komutanı tatbikatla ilgili olarak "Bu, herhangi bir askeri saldırıya karşı hazırlıklı olduğumuzun ve bir işgal durumunda sınırsız direnişe geçeceğimizin bir işaretidir" dedi.

Ozan Tekin
Almanya'da yapılan federal parlamento seçimlerinde, muhafazakar parti CDU’nun koalisyon ortağı sosyal demokratlar ciddi bir oy kaybı yaşadı. Angela Merkel’in partisi CDU, tarihi bir düşüş yaşamasına rağmen oyların %33.8’ini alarak birinci parti olurken, sosyal demokrat parti SDP, 2. Dünya Savaşı’ndan beri aldığı en düşük oy oranıyla %23’te kaldı.

1999 yılında Seattle'da patlayan antikapitalist hareket, politik atmosferi dünya çapında radikal bir biçimde değiştirdi. Bir yandan solda duran akademisyenler, aydınlar seslerini duyurabilecekleri küresel bir hareketin içinde aktivist olarak yer almaya başladılar. Diğer yandan da "eski" solun değerleriyle, bürokrasisiyle, uzlaşmacılığıyla, nostaljik ve köhnemiş fikirleriyle hiçbir yakınlık hissetmeyen, doğrudan eylemden yana, dünyayı hemen şimdi değiştirmek isteyen yepyeni bir aktivist kuşağı ortaya çıktı.

Sinan Canbay
"Demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan" derken acaba ne kadar samimiydi bu ülkeyi kuran zihniyet. İnsan düşününce çok güzel geliyor oysa. Keşke her yanımız demir ağlarla örülü olsa, keşke her yana hayalimizdeki o hızlı, gelişmiş ve ucuz demir ağlarla ulaşabilsek diyoruz.Ancak bugün demir ağların yerini asfalt ve asfalt kafalılar almış durumda. Demir ağlar bugün kan ağlıyor!

Can Irmak Özinanır
Kapitalizm cinsiyetçi bir sistemdir. Kapitalist toplumun devamlılığını sağlamak için dayandığı ailenin sınırlarını zorlayabilecek her türlü cinsel kimlik ve davranış kalıbı baskıya maruz bırakılır. Kadına ev içindeki emeğin zorunlu uygulayıcısı gözüyle bakılır. Lezbiyen, gey, travesti ve transeksüel bireyler sapkın ilan edilir.

Cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkan pek çok kişi, kapitalizm açısından güçlü gösterilen tek kimlik olan heteroseksüel erkeklerin, diğer cinsiyetlere dönük ayrımcılıktan bir çıkarı olduğunu savunur. Örneğin feminist teori, kadının ezilmesini erkeklere bağlayarak, kadınların bu ezilmişliği aşmak için ayrı mücadele etmeleri gerektiğini savunur. Oysa erkeklerin kadınların ezilmesinden bir çıkarı yoktur. Bugünkü anlamıyla cinsiyetçilik yani kadının ezilmesinin zeminini oluşturan ideoloji kapitalizmin bir sonucudur.

Venezuela'da Hugo Chavez'in seçilmesi, daha iyi bir dünya isteyen milyonlara umut vermişti. Mike Gonzales, ülkede nelerin başarıldığını ve ülkenin nereye gittiğini inceliyor.

Mike Gonzales
Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, her pazar saat 11'de, devlet televizyonunda ve radyosunda yayınlanan "Alo Başkan" programında halkı selamlıyor.

Programı herkes takip ediyor, bazıları eleştirmek için, bazıları da gelecek hafta hangi politik kararların alınacağını öğrenmek için.

Ancak, çoğu insan Chavez'i sıradan insanların savaşçısı olarak görse de, onun Bolivarcı devrimi dönüm noktasında duruyor. Eski egemen sınıf, köklü değişiklikleri önlemeye kararlı. Devrimle ortaya çıkan yeni bürokrasi kendi çıkarlarını geliştirdi.

Şenol Karakaş
Uzun, çok uzun bir süre, küreselleşme sürecinin işçi sınıfının yapısını, varlığını  ve gücünü yitirdiğini anlattılar ki, 2008 yılının Eylül ayında başlayan kriz anlatanları da öve öve bitirilemeyen küreselleşme sürecini de yalanlamasına ve rezil etmesine rağmen, bazı yalanların tortuları alıcı bulabiliyor hala.

Alıcı bulabiliyor çünkü  tarihin motoru işçi sınıfının patronlar sınıfına karşı verdiği mücadeledir tezi, işçi sınıfı her an “dünyayı değiştiren”  eylemler, devrimci patlamalar içinde olmalıdır diye algılanıyor. Örgütlü işçi sınıfı her gün dünyanın bir yerini yangın yerine çevirmiyorsa, işte, işçi sınıfının eskisi gibi olmadığının kanıtı size!

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası