Şenol Karakaş
Teorinin başlı başına ve kendine özgü bir tarihi olduğu söylenemez. Olsa olsa tarihin bir teorisinden söz edilebilir. Son dönemlerde yaşanan bir dizi tartışma ya teoriye bir ilgisizliğin ya da bazı teorik önermelerin tartışmasız doğruları ifade ettiği yanılsamasının ürünü.

Örneğin, yeni bir kitlesel sol parti vurgusunu, "leninist parti"nin modasının geçmiş olmasından ya da bürokratik bir zorbalık ve iktidar yapısına dönüşmek zorunda olmasından türetenler tarih dışı bir tartışma yapıyor.

Parti teorilerine teoriler tarihinde mutlak bir doğru payesi biçiyorlar.

Oysa ne sandıkları gibi bir leninist parti deneyimi yaşandı tarihte ne de leninist parti modası geçmiş bir katı, bürokratik öncü organizmadır. Yeni ve kitlesel bir sol parti ihtiyacı, sosyal demokrasinin çökmesi, hızla sağa savrulması ve milyonlarca emekçinin reformlar için mücadele ederken siyasi dağınıklığı nedeniyle zaaf yaşamasıdır. Yeni parti ihtiyacının bir başka nedeni de son on yıldır kapitalizmin bir dizi semptomuna karşı, savaşa, ulusal ezilmişliğe, iklim değişimine, nükleer santralarla, DTÖ, Dünya Bankası ve IMF gibi örgütlere, yeni liberal politikalara, işsizliğe, çocuk emeğinin sömürülmesine, ırkçılığa, toplumsal cinsiyetçi baskılara karşı mücadele eden aktivistlerin siyasi birliğinin sağlanması hedefidir.

Antikapitalist hareketin 1990'ların sonunda 11 Eylül'ün ardından savaş karşıtı harekete dönüşmesinde devrimci partiler Türkiye'de de Avrupa'da da belirleyici bir rol oynadı ama bu hareketin binlerce aktivistin partileri haline dönüşmeyi başaramadılar. Mücadelede yan yana gelmekle seçimlerde aynı siyasi tercihleri yapmak arasında doğrudan bir ilişki yok çünkü. İngiltere'de milyonlarca işçi ve aktivist savaşa karşı birlikte mücadele ederken, seçimlerde İşçi Partisi'ne oy vermelerini engelleyecek radikal sol tercihi yeterince güven verici bulmadılar. Devrimci partilerin devasa bir kitle hareketini örgütlerken ve bu hareketin kazanım elde etmesi için kitlesel işçi hareketiyle ve örgütleriyle birleşmesi için mücadele ederken bu hareketlerin siyasi örgütü olmayı başaramamaları, devrimci partilerin artık gününü doldurduğuna değil, kitleselleşmek, devrimci bir kitle partisi kurmak için daha yoğun bir çaba içinde olmaları gerektiğine işaret eder. Yeni, kitlesel sol parti ihtiyacı ve devrimci partilerin bu ihtiyacı en çok dile getiren odaklar olmaları bugünün koşullarında devrimci bir kitle partisine yönelik kanalları bir araya getirme potansiyelini bu aracın barındırmasından kaynaklanıyor. Atılan adım ne olursa olsun, hareket hangi düzeyde olursa olsun, hareket içinde fikir farklılıkları sürmeye devam edecek.

Bu farklılıkların en başında, sıradan milyonlarca insan kaderini nasıl belirleyecek sorusuna verilen yanıtlar geliyor. "Sıradan insanların kendi eylemiyle, kendi birliği ve kendi mücadelesi içinde gelişen özgüveniyle" yanıtını verenler sürekli örgütlenmek zorunda. Yeni partinin adalet ve vicdan temellerinde yükselmesi gerektiğini savunmak da, sınıf temelli değil kitleselleşme hedefiyle adım atması gerektiğini söylemek de örgütlü adaletsizlik olan kapitalizm karşısında yeterli değil. Reformları kazanmak için de sosyalizm mücadelesinin nihai kazanımı için de gerekli olan marksist teorinin bir eylem kılavuzu olarak önemini kavrayanların müdahalesidir. Ne marksizm ne de bolşevizm vicdan ve adalet duygusundan yoksundur. Ama Marksizm her şeyden önce bilimseldir ve bu bilimselliği, gerçek bir toplumsal gücü, işçi sınıfını, onun hareketini, değişme ve ani sıçramalar yapabilme yeteneğini teorisinin ve eyleminin merkezine almasından kaynaklanır.

Şenol Karakaş


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası