“Sezaryanla doğuma karşıyım, kürtajı cinayet olarak görüyorum” diyen başbakan bu açıklamasına gelen tepkilere “Her kürtaj bir Uluderedir” diyerek yanıt verdi.

Şimdi kadınlar başbakana yanıt veriyor: “Kürtaj haktır, Uludere katliam.”

Kadınlar başbakanın sözlerine büyük tepki gösteriyor. 1983’de kürtaj yasası çıkmadan önce binlerce kadın olumsuz koşullarda kaçak çalışan kliniklerde yaşamını yitiriyordu. Kürtajı yasaklamak kadınları ölüme mahkum etmektir.

Uludere katliamının üzerinden 6. ay geçti ve hala sorumlular ortaya çıkarılmadı, yargılanmadı.

Çok açıkça söylüyoruz: Unutursak kalbimiz kurusun! Uludere’nin hesabını sormaya devam edeceğiz, kürtajı yasaklayan ya da kısıtlayan bir yasanın çıkmasına izin vermeyeceğiz.

Hortum, fırtına, yıldırım, sel, birgünde 4 mevsimi yaşamak - Küresel ısınma sonucu iklim değişiyor ve geri dönülemez noktaya çok yaklaştık.

Geri dönülemez nokta, dünyanın insan ve canlı türlerinin çoğunun yaşayamayacağı iklim koşulları demek.

Atmosferdeki karbondioksit oranı 450 ppm olduğunda büyük felaket gelecek.

Son yapılan ölçümlerde atmosferdeki karbondioksidin 400 ppm’ye ulaştığı saptandı. Atmsoferde güvenli sınırı olan 350 ppm çoktan geride kaldı.

Dünya 800 bin yıldır bu kadar atmosferi görmemişti ve 400 pmm 400 yıllık kapitalist sistemin eseri.

Devletler ise gerekli önlemleri almıyor. Dünyada yaşamın sürmesi bizim bugünkü mücadelemize bağlı.

Türkiye halkının yüzde 73’ü nükleer santral istemiyor. Başbakan ise 2023’e kadar iki nükleer santral yapmakta kararlı olduklarını söylemeye devam ediyor.

Dünya nükleer santrallerini kapatıyor, Erdoğan hala “güvenli nükleer santral” yalanını tekrarlıyor.

Güvenli nükleer santral olmaz. Fukuşima’nın ardından nükleer santrallerini kapatma kararı alan ülkeler güvenlik sorunlarına çözüm bulamadıkları için bu adımı attı.

AKP hükümetinin nükleer programını hep birlikte durduralım. Çocuklarımızın ve tüm canlıların geleceğini yok eden nükleer girişimi boşa çıkartalım.

Kadınların kürtaj hakkının kısıtlanmak istenmesine karşı tepki giderek büyüyor. Hafta sonu İstanbul’da gerçekleşen iki yürüyüş de çok kısa zamanda örgütlenmelerine karşılık kalabalıktı.

Sızan haberlere göre hükümet ya kürtajı belirli sağlık koşulları dışında tamamen yasaklayacak ya da 4 haftalık gebelikle sınırlayacak.

Kürtajın 4 hafta ile sınırlanması aslında kürtajın yasaklanması anlamına geliyor. Birincisi birçok kadın 4 hafta içinde hamile oldupunu anlayamaz, ikincisi 4 haftalık ge-belikte kürtaj yapılması hem teknik olarak olanaksız hem de sağlık açısında tehlikeli.

Kürtajın yasaklanması ise aslında kadınların kürtaj yaptırmasını engelleyemeyecek.

Başbakan ve AKP hükümeti kürtajı yasaklamak istiyor. Bunu yaparken de esas olarak dine dayanıyor.

Ne var ki konuyu dine dayndıranlar sadece AKP’liler değil. Bazı solcular da kürtaj yasağına karşı mücadelede “gericiliğe, yobazlığa karşı” gibi ifadeler kullanarak sorunu aslında dine dayandırıyor.

Öte yandan birçok inançlı Müslüman kürtajın dinen yasak olmasının gerekmediğini de tartışıyor.

Kürtajın yasaklanmak istenmesini “gericiliğin ve yobazlığın” işi olarak görmek aslında kürtaj ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi görmemek, kapitalizmi aklamaktır.

2009 yılında AKP tarafından başlatılan ve kısa bir sonra sona erdirilen Kürt açılımı, şimdi de CHP tarafından başlatılmaya çalışılıyor. Önceki açılıma karşı çıkan CHP, bugün Kürt sorununda çözüm için inisiyatif almış durumda.

Erdoğan’la Kılıçdaroğlu, Kürt sorununda çözüm paketi için özel bir görüşme yapacak.

Bizler, Kürt sorununda demokratik çözüm adımları kimden gelirse gelsin, destekleriz.

Akan kanın durması yönündeki her girişim çok anlamlıdır. Diyalog, müzakere ve çözüm yönünde iradenin ortaya açıkça konması da çok önemlidir.

Türk Hava Yolları’nın kârlılığını korumayı amaçlayan hükümet, çıkarılan bir torba yasa içinde havacılık işkolunda grev yapmayı yasakladı.

AKP’nin bu girişimine karşı THY çalışanları 24 saatlik bir greve gitti. Grevin etkisi çok büyük oldu. Yüzlerce uçuş ertelendi.

THY, Hava-İş Sendikası’nın grevine 300 kadar grevci kabin memurunu işten çıkararak yanıt verdi. Şimdi THY işçileri işten çıkarılan arkadaşlarının geri alınması için direniyor.

Direnişin sonunda THY işten çıkardığı 100 kadar işçisini geri aldığını açıkladı. Ama hala 200 kadar işçi işten çıkarılmış durumda.

23 Mayıs kamu emekçilerinin genel grevinin ardından THY’de Hava-İş’in grevi işçi hareketinde bir başlangıç olabilir. Ancak hareketin daha ileri gidebilmesi için bir dizi sorunun giderilmesi gerekiyor. Aksi takdirde 23 Mayıs genel grevi ve THY grevi başarılı olmalarına rağmen işçi hareketini ileri çekebilecek gelişmeler olamaz.

23 Mayıs genel grevinin başarısında KESK’in yanı sıra Türk Kamu-Sen’in de greve katılmasının büyük payı var. Birçok işyerinde ve ilde Kamu Sen’de örgütlü işçilerin katılımı oldukça iyiydi.

KESK-ve Kamu Sen’in birlikte mücadelesi işçi sınıfı içinde birliğin bir adımı.

Sendikaların güçlenmesi iç demokrasilerinin sağlanması ile mümkün. İşçilerden kopuk, üyelerinin iradesinden uzak bir sendikanın güçlü olması mümkün değil.

Sendikaların genel merkez seçimleri delege usulü ile yapılıyor. Şube kongrelerinde seçilen delegeler genel başkan ve diğer merkez yöneticilerini seçiyorlar.

Bu delege sistemi sayesinde bazı sendikalarda başkanlar neredeyse ömür boyu başkan oluyorlar, yönetimler çok az değişiyor.

Bir çok zaman ise siyasi parti ve gruplar arasındaki ittifaklar sendika yönetimlerini belirliyor.

Devrimin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçti ve bugünlerde Mısır’da iki önemli gelişme yaşanıyor.

Devlet başkanlığı seçimlerinin ilk turu bitti. Müslüman Kardeşler’den Muhammed Mursi ve Mübarek rejiminin temsilcisi Ahmed Şefik, resmi açıklamaları göre ikinci turda karşı karşıya gelecek.

Şefik çok açık bir biçimde karşı-devrimci. Seçimleri kazanırsa devrimci harekete şiddetle saldıracağını ilan etti.

Müslüman Kardeşler’in adayı Mursi ise bu hareketin karakterini tam olarak yansıtıyor.

1983: Kürtaj caizdir 2012: Kürtaj haramdır

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Başbakan’ın başlattığı kürtaj tartışmasıyla ilgili kurumunun görüşlerini açıkladı.

“Kürtaj haram ve cinayettir. Çocuk düşürmek ve aldırmak gebeliği önleyici tedbirlerden değildir. Çocuk aldırmak cinayet hükmündedir" diyen Diyanet İşleri, hükümetin çıkarmak istediği kürtaj yasasına destek verdi.

Diyanet İşleri’nin fetva yayınlayarak siyasal iktidarın sözcülüğüne soyunması ilk değil. Üstelik iktidarın kim olduğu, dine nasıl baktığı da Diyanet İşleri için çok farketmiyor.

AKP hükümetinin meclis gündemine getirdiği 3. Yargı Paketi’nde Özel Yetkili Mahkemeleri’n (ÖYM) yetkililerinin sınırlandırılması ya da kaldırılması ile birlikte Balyoz ve Ergenekon davası tutuklusu darbeci generallere af getirileceği söyleniyor.

ÖYM’lerde yapılacak değişiklikle KCK tutuklusu binlerce Kürdün de serbest bırakılacağı ileri sürülüyor.

AKP, katillerle kurbanlarını terazinin aynı kefesine koyarken CHP’nin bu girişimden hayli memnun olduğu görülüyor. Bu girişim ne barışı getirir, ne de demokrasi ve normalleşme sağlar. 90 yıllık askeri vesayet rejiminin temsilcilerinin dışarı çıkınca yapacakları ilk iş yeniden kendi iktidarlarını kurmak ve darbecilerden hesap soran milyonlara kan kusturmak olacaktır.

AKP’li vekiller Bülent Turan ve Hakan Çavuşoğlu’nun son andaki müdahalesiyle 3. Yargı Paketi’ne basına sansür hükmü eklendi. İnternette paylaşılan ses kayıtlarını haber yapan gazetecilere 5 yıl hapis cezası verilebilecek.

AKP’nin basına sansür girşimi son 15 günde internete düşen dört ses kaydının arkasına geldi.

Balyoz davasının tutuklu sanığı olan Orgeneral Bilgin Balabanlı’ya ait olduğu iddia edilen ses kaydından:

"... Cumhurbaşkanı ya Başbakan düzeyinde bir defa bu iktidar değiştiğinde, yeni bir iktidar geldiğinde bunların hesabı mutlaka sorulacak.”

Defalarca kapatılan, binaları bombalanan, çalışanları öldürülen Özgür Gündem gazetesi 20. yaşına girdi. Sosyalist İşçi, baskılar ve kapatmalar nedeniyle birçok kez farklı isimlerle yayın yapmak zorunda kalan Özgür Gündem’e bundan sonraki yayın hayatında başarılar diler.

Diyarbakır savcılığı,  6 BDP ve DTK eş başkanı olan 2 bağımsız milletvekili hakkında “Terör örgütü KCK üyesi olmak”tan dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırladı.

8 Kürt milletvekiline dönük bu operasyon barışa vurulan son darbe.

Çoğu “taş atmaktan” 700 Kürt çocuğu cezaevlerinde. Sayı hergün artıyor.

En büyük artış, bu sene Newroz’un bir çok yerde yasaklanması sonrasında oldu. Kürt gençleri gösteriler düzenleyince tutuklamalar arttı. Kürt çocukları için ses çıkar!

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası