Tunus ve Mısır devrimlerinin ardından 2011 Mart’ında Suriye halkı 48 yıldır iktidarı elinde tutan Esad diktatörlüğüne karşı ayaklandı.

Ayaklanma başladığından bu yana 25 bin insan Suriye ordusu, Esad’a bağlı özel kuvvetler ve gizli polis örgütü tarafından katledildi.

Canlarını kurtamak isteyen 200 bin insan kaçarak komşu ülkelere sığındı. Bunlardan 80 bini Türkiye’deki kamplarda kötü koşullarda ayakta kalmaya çalışıyor, bazıları ise devlet tarafından sınırdışı ediliyor.

Savaş yine can almaya devam ediyor. Kürt sorununda 90 yıllık çözümsüzlüğün bedelini yine Kürt ve Türk yoksulları ödüyor.

AKP, önceki hükümetler gibi ordu ile kol kola girerken, askeri vesayetin bekçileri MHP ve CHP barışçıl çözümün hepten yok edilmesi için bastırıyor. Kürt halkının oylarıyla meclise gönderilen BDP’li vekiller susuturulmak isteniyor.

Kürt sorunu baskıyla bitirilemez. BDP’nin kuşatılması, vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması 90 yıllık çözümsüzlüğün sürdülmesidir.

BDP’li vekillere dokunmayın. Kürtlerin eşit haklarını tanıyın. Bu savaşı bitirin. Çözümün yolu savaş değil barış için müzakeredir.

Yaşadığımız tüm bu felaketler gösteriyor ki iklim değişikliği şimdi ve her yerde! Ve hala, küresel ısınmanın daha da kötüye gitmesini engellemek için vaktimiz var.

Yapılması gereken ilk şey, fosil yakıt kullanımını durdurmak. Ancak, dünya hükümetleri tam da olması gerekenin tersini yapıyor. Hala iklim değişikliğine sebep olan fosil yakıt kullanımını teşvik ediyorlar. Dünya çapında yılda 1 trilyon doları fosil yakıt şirketlerine teşvik olarak veriyorlar.

Şovenizm, kendi ulusal üstünlüğünü vurgulayan ve sürekli olarak bu üstünlüğü tehdit eden düşmanlar belirleyen, yaratan ve bu “düşmanlara” karşı kışkırtıcı bir dil kullanarak kamuoyu yaratmaya çalışan bir egemen sınıf fikridir. Şovenizm, en başından beri yayılmacı bir güdüye sahip olan sermayenin ihtiyaçlarını tüm ulusun ihtiyaçları olarak anlatmasının en vahşi ideolojisi olarak ayırdedici bir özelliğe sahip.

Kürt sorununda savaş giderek ağırlaşıyor. PKK eylemleri, Kürt hareketinin yer yer sağladığı alan hakimiyeti, bombalamalar, ordu operasyonları, savaşın şiddetinin arttığını gösteriyor.

Bu savaşın temel bir nedeni var. Devletin, Kürt halkının haklarını inkar etmesi ve görmezden gelmesi. Hak-ları için mücadele eden in-sanları baskı altına alması.

İki yıl önce devlet “terörist” dediği PKK ile Oslo’da masaya oturmuş, Kürt sorununda çözümü konuşuyordu. Batı’da ve Doğu’da milyonların özlemi olan barışa çok yaklaşmıştık. İki yıl sonra savaş patlak verirken, Başbakan “müzakere süreci” kapandı diyor. Çözüme ve müzakereye başından beri karşı çıkan CHP ve MHP mutlu.

Kürtlere şirin gözükmek isteyen CHP maskesini şiddetlenen savaşla indirdi. Devlet partisi CHP’yi değiştirip solcu yapacağı öne sürülen Kılıçdaroğlu “TBMM 'ye gelmeyenler Oslo'ya gidiyorlar” diyerek AKP’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. AKP ile dalaşması bizi ilgilendirmez ancak bu sözler Kürt sorununun müzakere yoluyla çözümüne kökten karşı olmanın ifadesi ve CHP örgütleri bir çok ilde Oslo barış görüşmelerini hedef alan pankartlar asıyor.

Kürdistan’da her çatışma ve ölüm sonrası MHP lideri D. Bahçeli “sağduyu” çağrısı yapıyor. Medya Bahçeli’yi alkışlarken, ülkücü faşistler BDP binalarına ve Kürt göçmen işçilere saldırıyor. Tüm ırkçı saldırıların ve linç girişimlerinin arkasında MHP ve küçük kardeşi BBP var. Ancak binlerce terörist eyleme imza atan, sokakta linç ve provokasyon örgütleyen faşist partilere hiçbir soruşturma açılmıyor. MHP ve BBP kapatılsın! Irkçılık yasaklansın!

24 Nisan 2011’de, tam da Ermeni Soykırımı’nın yıldönümünde, zorunlu askerliğini yaptığı sırada bir başka asker tarafından öldürülen Ermeni genç Sevag Balıkçı’nın cinayet davası 7 Eylül’de Diyarbakır’da görülecek. Cinayetin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Katil hala dışarıda, elini koluna sallayarak dolaşıyor.

Sevag’ın katili tutuklanmadığı sürece her Ermeni gencin hayatı tehlikededir. Sevag için adalet istiyoruz!

12 Eylül davası 14 Eylül’de Ankara’da görülecek. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlar heyeti, mahkeme kararını hiçe sayarak Evren’in ayağına gitti ve “sağlık durumu duruşmaya katılmaya uygun değil” diyerek darbeciyi mahkemeye çıkmaktan kurtarmaya çalıştı. Oğlu darbeciler tarafından katledilen 103 yaşındaki Berfo Ana ise her duruşmaya katılıyor. Katil Evren de gelmeli ve hesap vermeli. 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde buluşalım.

Esad emperyalizme karşı bir güvence mi?

Baas rejiminin tarihi Batı emperyalizmiyle işbirliği örnekleriyle dolu. Suriye rejimi geçmişte Lübnan’da aşırı sağcı falanjistlerle birlikte solu ve Filistin direnişini ezdi. Körfez savaşına ABD’nin yanında 17 bin asker ve yüzlerce tankıyla katıldı. 2003 yılındaki Irak işgalinde de direnişin boğulmasına dolaylı olarak destek verdi.

Üniversitelerde birinci öğretimde ve açık öğretimde harçların kaldırılması, medyada “öğrencilere müjde” diye duyuruldu. “Başbakan’ın talimatıyla” yapıldığı ısrarla vurgulanan bu değişiklikle öğrenci hareketinin on yıllardır talep ettiği parasız eğitimin Erdoğan’ın lütfuyla verildiği ve öğrencilerin minnettar olması gerektiği ima ediliyor.

18 Nisan 2007, kara bir gün… Malatya’da Zirve Yayınevi 5 kişi tarafından basılıyor ve içerde bulunan 3 çalışan gırtlakları kesilerek vahşice katlediliyor… Öldürülenler Hıristiyan ve katiller sanki İslam adına bu cinayeti işlemiş gibi lanse ediliyor…

5 yıl sonra katliamın failleri ve gerçek amacı aydınlatılmış durumda. Malatya’da Zirve katliamı Ergenekon çetesi tarafından gerçekleştirildi ve katliamın 1 numaralı sorumlusu eski 1. Ordu komutanı emekli orgeneral Hurşit Tolon.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası