İşçi sınıfının uluslararası, birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor. Türkiye’de 1 Mayıs 2013’e damgasını vuracak olan kuşkusuz barış sürecidir.

1984’ten bu yana devletin Kürtlere karşı savaşından en çok işçi sınıfı kaybetti.

Ölenler emekçi çocuklarıydı ve savaşın bütün maliyeti yine emekçilerden kesilen vergilerle karşılandı.

Savaş sürdükçe yoksullaştık. Savaş sürdükçe bölündük.

Can Irmak Özinanır
Kazanımlar bize başkaları tarafından teslim edilebilir mi? Örneğin burjuvazi durup dururken işçilere daha fazla ücret ve güvence sunar mı? Devlet, ifade özgürlüğünün genişlemesini, her fikrin rahatça tartışılabilmesini ister mi? Demokrasi kendi kendine derinleşir mi? Patronlar, devletler, hükümetler samimi olabilir mi?

2013 yılı, siyasi alanın savaş-barış tartışmasıyla bölünmesiyle başladı. Bu bölünme her gün derinleşerek ilerliyor.

''Çözüm süreci'' adı verilen gelişme, Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözülmesini gündeme getirdi.

Savaştan bezgin olan milyonlarca insan gelişmeleri coşku ve umutla karşıladı. Özellikle, 21 Mart'ta Newroz kutlaması sırasında milyonlarca insana canlı yayında okunan mektubuyla Abdullah Öcalan, barış yönünde çok önemli mesajlar verdi.

Hakları için savaşanlar, şimdi barış zamanı olduğunu, demokratik alanda mücadele etmenin gününün geldiğini savunuyor. Kürt halkı, barış istiyor, haklarını kazanmak istiyor ve çözüm sürecinin haklarını kazanmak için çok önemli bir ivme yarattığını görüyor.

İşte saflaşmanın savaştan yana olan tarafı, bu gerçeği görüyor. Savaş isteyenler, her şeyden ama her şeyden önce, Kürt halkının varlığının tanınmasına karşı. Kürt halkının toplumsal bir bileşen olarak tanınmasına karşı. Resmi ideolojinin yalanlarının sona ermesine karşı.

Savaş isteyen tarafın sözcülüğünü Devlet Bahçeli yapıyor. Zamanı geldiğinde, barış isteyenlerin, çözüm sürecine emek harcayanların ölüm emrini vereceğini ilan etti. Savaşın devamını isteyenlerin sözcülüğünü MHP'nin yapmasında bir terslik yok.

Tarihi barış ve Kürt düşmanlığıyla dolu olan MHP'nin tehditleri kadar şu da önemli: CHP'nin sol gösterip sağ vurarak barış sürecine karşı çıkması, ulusalcılığı solculuk olarak pazarlayanların savaşın devamı için gerekçeler üretmesi.

Bu yüzden, ''Çözüme evet'' diyenlerin daha fazla zaman kaybetmemesi gerekiyor. Kürt halkının haklarını kazanmasını, demokrasinin gelişmesinin kopmaz bir parçası olarak gören ve çözüm sürecinin, barış ve demokrasinin gelişmesi süreci olduğunu düşünenlerin, hızla sokağa çıkması, yaygın bir kampanyaya başlaması ve yeni bir ses olarak, savaşa karşı barışın sesinin çok daha gür çıkması için harekete geçmesi gerekiyor.

Şimdi barış için yürümenin tam zamanı
Süreç hızla ilerliyor.

Çatışmaların ve çözümsüzlüğün yarattığı gerilim, yerini çoktan barış umuduna bıraktı.

Bu durumdan rahatsız olanlara bakıldığında, barışa atılan adımların ne kadar doğru olduğu bir kez daha anlaşılıyor.

Kirli savaşın emekli komutanları, 90’ların DGM savcıları, 12 Eylül darbecileri sayesinde üniversitelere çöreklenmiş ırkçılar feryat ediyor.

Meltem Oral
İki yıl önce 24 Nisan tarihinde askerde öldürülen Sevag Balıkçı davasının yargılama süreci ve nihayetindeki kararı, Türkiye’de yaşayan bir Hristiyan’ın kimliği nedeniyle öldürülebileceğini ve yasalar nezdinde katilinden hesap sorulamayacağını gösteriyor.

Sevag Balıkçı, Hrant Dink bir derin devlet operasyonuyla katledildikten dört yıl sonra, bir milyondan fazla Ermeni’nin yok edildiği Ermeni soykırımın 96. yılının anıldığı gün, faşist BBP sempatizanı bir asker tarafından öldürüldü.

Şenol Karakaş
Dünya Sosyal Forumu 25 Mart-1 Nisan tarihlerinde Tunus'ta düzenlendi. Yüzlerce toplantıda bir araya gelen sosyal hareketlerin aktivistleri kapitalizmin krizini, iklim değişimini, nükleer enerjiyi, kadınların özgürlük mücadelesini, yerel direnişleri, sendikaların küresel eylem birliğinin önemini tartıştı. Ama Tunus'ta alttan alta yaşanan en önemli tartışma Arap devrimleriydi.

Volkan Akyıldırım
Herkes var olduğunu biliyor ama devlet kabul etmiyor.

Üzerine giden Doğan Öz gibi savcılar öldürülüyor. Zekeriya Öz gibi savcılar tehdit ediliyor.

MİT, Emniyet ve Milli Savunma Bakanlığı tek tek üyelerinin isimlerini biliyor.

On binlerce sayfalık Ergenekon iddianameleri uzantı ve ilişkilerini ortaya koyuyor.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası