Halkın mücadelesi Balyoz darbecilerini yendi

Balyoz darbe girişimine katılan generaller cezalandırıldı. Daha düne kadar “Asıp keseceğiz” diye tehditler yağdıranlar, 28 Şubat’ı “Bin yıl” sürdürmek için yeni bir 12 Eylül darbesi girişimi demir parmaklıklar arkasında sonlandı. Darbelere Karşı 70 Milyon Adım kazandı. Balyoz davasındaki karar, Ergenekon davasında örnek olacak. Bu bir kazanım ama gerçek demokrasiye ve özgürlüğe yetmez.

Kürt sorununun tek çözüm yolu Kürtlerin haklarının tanınmasıdır.
Barış, savaşanlar arasında olur. Bu yüzden devlet ve hükümet, Oslo’da PKK ile çözüm masasına oturdu, İmralı’ya gitti. Müzakereden başka yol yok.
Oslo görüşmeleri yeniden başlasın. Artık yoksullar ölmesin, barış gelsin.

AKP-CHP-MHP ittifakı, BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak istiyor. Yasaklarla Kürt halkının özgürlük isteğini bastıramazsınız. Silahların değil çözümün konuşulacağı bir ortam için BDP'li milletvekillerinden elinizi çekin! Savaşı körüklemeyin, halk barış istiyor!
İmza ver, tepki göster: www.vekilimedokunma.blogspot.com

MGK, 2001’de azınlıkların tehdit olduğuna karar verdi ve arkasından ırkçı bir kampanya başlattı. Kafes darbe planında Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve katliamı “başarılı operasyon” diye geçiyordu. Sevag Balıkçı da katledildi. Katili tutuklanmadı bile.
Hrant Dink davasında ilerleme yok. Öldür diyenlere, ırkçılara dokunulmuyor.

1990’larda devlet Kürt özgürlük hareketini destekleyen herkesin öldürülmesine karar verdi.
Binlerce Kürdü öldürdüler. Asit kuyularına attılar. Köyleri yaktılar. Askerler, polisler JİTEM’in cinayetlerini itiraf ediyor. Ancak çıkmaza sokulan JİTEM davasında 5’i tutuklu sadece 10 kişi yargılanıyor. Mehmet Ağar’ın yakasına yapışılmıyor.

Türkiye halkı katliamlarla dolu geçmişle yüzleşirken, 29 Aralık 2011 gecesi F-16’lar 34 Kürt çocuğu ve gencini bombaladı.
Roboski katliamı, bir hata değil planlıydı. Bu katliam Kürt halkının barış umutlarını kırdı. Bombardıman emri verenler 9 ay geçmesine rağmen hala yargılanmadı. AKP hala bu katliamın üstünü örtebileceğini zannediyor.

2011 Mart’ında başlayan ayaklanmanın ilk 8 ayında muhalefet barışçıl yöntemlerle diktatörlüğe karşı çıktı. Esad ise barışçıl protestolara hep katliamla yanıt verdi, bu yüzden silahlı direniş başladı.

18 aydır süren ayaklanmadan 30 binden fazla Suriyeli direnişçi katledildi.

200 binden fazla Esad muhalifi tutuklandı.

Nazilerin yükselişine karşı, reformist partinin çatısı altında örgütlenen işçilerle komünist partinin işçi kitlelerinin mücadele potansiyellerini birleştirmek için Troçki’nin önerdiği birleşik cephe taktiği, her iki partinin liderliklerince nefretle karşılandı. Stalinizmin egemenliği altındaki Alman Komünist Partisi, sadece bu öneriye karşı çıkmakla kalmadı, “sosyal faşist” olmakla suçladığı sosyal demokratları Nazilerden daha öncelikli bir tehdit olarak gördü.

Suriye devrimi sona ermedi. Devrim sürüyor. Rejim her gün onlarca insanı öldürüyor. Ama geçtiğimiz hafta, rejimin katliamcı yüzünü her gün göstermesine rağmen, Suriye’de 540 yerde muhalifler gösteriler, kitlesel eylemler düzenledi. Türkiye’de devrim çeşitli gerekçelerle, ihtiyaç duyduğu desteği bulamıyor. Hükümet, devrime, kendi çıkarları için müdahale ediyor. Başka türlüsünü beklemek doğru olmaz zaten. Hükümet Türkiye egemen sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda isyanın, Esad’ın tasfiyesi ve bazı reformlarla sınırlanarak sonlanmasını istiyor.

Hayatteyken Hrant Dink’e saldıran ve katledilmesine yol açan Ergenekon kampanyasının başını çeken Doğu Perinçek’in İşçi Partisi (İP), şimdi de AGOS Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş’ı hedef seçti.

Koptaş’ın, Ağustos 2011’de yazdığı ‘İP’ye destek utancı’ adlı makaleye 10 bin liralık “manevi” tazminat davası açan İP Genel Merkezi’nin başvurusu, tıpkı 301. davalarında olduğu gibi İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Darbeler yargılanıyor. Darbeci generaller ağır cezalara çarptırılıyor. Hükümete muhalif olduklarını söyleyenlerin çoğu askeri vesayetin bittiğini düşünüyor. Bu yaygın görüş tümüyle yanlış.

1 Eylül 2011’de AKP sözcüsü Hüseyin Çelik, partisinin “asker-sivil ilişkilerini normalleştirme planı”nı şöyle özetlemişti. 15 madde AKP’nin karnesi olduğu gibi Türkiye’de askeri vesayetin sac ayakları. Bu ayaklardan kaçı kesildi?

Türkiye’de Suriyeli mültecilerin önemli bölümünü çocuklar ve anneleri oluşturuyor. “Kamplar kapatılsın” diye Hatay’da yürüyüşler düzenleyen ırkçılar, sığınmacı çocukların geri gönderilmesini istiyor. Çocuklar için bir cehhennem olan Suriye’ye.

Yardım kuruluşu Save The Children hazırladığı yeni raporda Suriyeli çocukların işkence, hapis ve kaçırma eylemlerine maruz kaldığını açıkladı.

Hükümetin yeni zam paketinin bir bölümü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, Akaryakıt ürünlerine 30 kuruş, tapu harçlarına binde 3, alkollü içkilere de 15 lira artış geldi. İlk zam paketi bütçe açığının kapatılması için yeterli görülmediğinden hükümet yeni bir zam paketi daha hazırlıyor.

Halkın vergileriyle kapanan bütçe açığı, yine halkın dolaylı vergi yöntemiyle soyulmasıyla dengeye ulaştırılmaya çalışılıyor.

Yeni anayasayı görüşen meclis komisyonunda 4 parti “Asgari ücretten vergi alınamaz” maddesinde anlaştı. Sendikaların yıllardır dile getirdiği vergi kesintisinin kaldırılması asgari ücretle yaşayan milyonlarca işçinin durumunu iyileştirecek mi?

Türkiye’de sigortalı işçilerin yarısı asgari ücretli. Yani 5 milyon 129 bin 623 kişi ayda 739,79 liraya geçinmeye çalışıyor. Asgari ücret sigortasız çalışan işçiler için de baz alınıyor ve genel ücretlerde alt birim olarak kabul ediliyor.

TÜİK verilerine göre, nüfusun sadece %38,6’sının borcu yok. Yaklaşık 55 milyon insan, kelimenin tam anlamıyla borç harç içinde yaşıyor.

Nüfusun ezici çoğunluğunun tatil yapma imkânı yok. 2011 yılında tatil yapma imkanı olmayanlar, nüfusun %86,5’uğunu oluşturuyor.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası