Dünyanın ve Türkiye'nin politik sorunlarının birçok başlıkta tartışılacağı Marksizm 2009'un ev sahipliğini DSİP yapıyor.  Marksizm 2009'a ise kriz ve sosyalist bir çözüm tartışmaları damgasına vuracak.
Gezegenimiz iki büyük krizi birden yaşıyor. Yeni-liberal politikalar iflas etti. Küresel finans krizi sanayi üretimine de sıçradı ve   kapitalistler "piyasa her şeyi çözer" şarkısını kolayca bıraktı. Hükümetler geçen yılın Eylül'ünden bu yana batan şirketleri kurtarmak için 20 trilyon dolar harcadı.

17 Mayıs 2006 günü Ankara'daki Danıştay binasına rahatça giren giren Aslan Alpaslan adlı faşist tetikçinin yağdırdığı kurşunlar sonucu  Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ölmüş, aralarında daire başkanı Mustafa Birden'in de yer aldığı dört üye daha yaralanmıştı. Tetikçi tesadüfen yakalandığında bunu Danıştay'ın türban yasağını protesto etmek için yaptığını söylemişti.
Darbeciler yargılanmalı

Doktor, general, avukat, zengin, profesör, kim olursa olsun
İremnur Aksu

Ergenekon 'un 12. dalgasıyla beraber, her yeni dalgada kopartılan yaygara bu kez "aydınlar ve rektörler" yani bir grup dokunulmaz sanılan birinci sınıf vatandaşlar için koptu. Diğerlerinden farkı var mı? Yok elbette. Biz bunu daha önce İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Yalçın Küçük alındığında gördük. Ama gerçekler ortaya döküldükçe darbecilere çanak tutanlar sustu. Günlüklerde darbe planları saçılınca sesler kesildi. Şimdi de aynı süreç yaşanacaktır, hatta susmaya başladılar bile.

Birleşik Metal-İş Bursa Şube Başkanı Ayhan Ekinci
Krizin dolaysız etkilerini en fazla yaşayan illerden biri de Bursa. Fabrikalar kapanıyor, işçiler işsiz kalıyor. Asil Çelik ve Asemat işçileri krizin faturasını ödemeyi reddediyor.
Esra Erener sordu, DİSK Birleşik Metal-İş Bursa Şube Başkanı Ayhan Ekinci anlattı.

Çağla Oflas
Küresel krizin etkileri her geçen gün, işsizlik ve yoksulluk olarak artarken AKP Hükümeti IMF’le yeni bir stand- by anlaşması yapmak üzere. IMF görüşmelerinde 3 yıllık bir anlaşma ve Türkiye`nin 20 milyar dolara yakın bir finansman talebi üzerinde duruluyor. Anlaşmamanın yapılması yönünde hükümet üzerindeki baskılar da giderek artıyor. IMF’yle bir anlaşmanın gecikmesi durumunda Türkiye piyasalarının çökeceği, ekonomisinin felakete sürükleneceği söyleniyor.

Roni Margulies
Ne iyi kadındır Türkan Saylan. Tanışmıyoruz, ama belli ki öyle. Bu konudaki yargısına güven duyduğum pek çok kişi öyle diyor, öyle olmalı. Dahası, hiçbir karşılık beklemeden sağlık ve eğitim için ömrü boyunca çalışmış, çabalamış bir kadın. Ve üstelik ağır hasta.
Böyle bir kadın darbeci olabilir mi? Böyle bir kadının evi aranabilir mi? Çekilmedi, ama sorguya çekilebilir mi? Tutuklanmadı, ama tutuklanabilir mi?

Kıbrıs’ta seçimler yapıldı. Seçimlerden UBP 26, CTP ise 16 milletvekili çıkarttı. Statükocu ve milliyetçi UDP, CTP’nin bir önceki seçimlerden beri vaadettiği adımları atmaması nedeniyle başarı kazandı. Özgürlükler, emek ve demokrasi alanında CTP adım atamadı. Bunun nedeni sadece CTP’nin kendine güvensizliği değil, karşısındaki güçler de CTP’nin adım atmasını engelledi. Türkiye’dekine benzeyen bir biçimde Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’ı yutacağı paranoyasıyla, Türklüğün elden gittiği yaygarasıyla kampanya yaptı.

sosyalist isci 359Dünyayı değiştirmeden iklim krizi önlenemez
Küresel ısınmayı ve iklim değişimini artık büyük bir kriz olarak nitelendirmek gerekir. Üzerinde yaşadığımız gezegen her gün biraz daha ısınıyor.
Kutuplardaki buzların erimesi neredeyse günlük haber haline geldi. Kutupların yanı sıra yüksek dağların tepesindeki buzullar da eriyor.

Fosil yakıtlarına karşı Güneş ve rüzgar bize yeter

Küresel ısınmaya neden olan karbondioksit salımında en başta gelen neden enerji santralları. Bugün dünyada enerji esas olarak kömür, petrol ve doğalgaz yakılarak elde ediliyor.
En hızlı biçimde fosil yakıtına dayalı santralların kapatılıp yerlerine rüzgar ve güneş enerjisine dayalı santrallar kurulmalı.

Solda yer aldıklarını düşünenlerin bir kısmı Ergenekon davasını küçümserken bir kısmı da davanın kendilerini hiç ilgilendirmediğini söylüyor. Davayı eski derin devletin yerine yeni, AKP’li derin devletin geçmesi olarak nitelendiriyor.
Bazı “solcular” ise davayı “karşı-devrim” olarak nitelendiriyor.

Genel Kurmay Başkanı’nın konuşması ve Ergenekon Davası’nın 12. operasyonu ile eş zamanlı bir biçimde DTP’ye karşı da bir operasyon başlatıldı. Ergenekon Operasyonu’nda Türkan Saylan’ın evinin basılması basında hararetle kınırken, Milliyet gazetesinin sürdürdüğü Baba Beni Okula Gönder kampanyasının bir yöneticisinin göz- altına alınması 4 gün boyunca sayfa sayfa anlatılırken DTP’lilerin göz altına alınmaları neredeyse görmemezlikten gelindi.

Çin’in 1964-1996 yılları arasında yaptığı nükleer denemelerin ardındaki gizli gerçekler ortaya çıkmaya başladı. TIMES gazetesinin haberine göre bu dönemde gerçekleştirilen 46 nükleer denemede sadece kanserden hayatını kaybedenlerin sayısı en az 190 bin. Denemelerin ardından yayılan radyasyonun 1.4 milyon kişiyi etkilediği söyleniyor.
Çin’in nükleer programından en fazla zarar gören kesim ise "Birim 8023" adındaki, denemelerin ardından patlama bölgesine giderek kalıntıları toplamakla görevli özel grup. Çoğu görevliyken hayatını kaybeden üyelerin hayatta kalanları ise ilk defa seslerini yükselterek devletten tazminat talebinde bulunuyor.
TIMES’a konuşan eski bir görevli 23 yıl Birim için çalıştığını belirterek, kızında doğuştan omurilik hastalığı olduğunu ve doktorların bunu radyasyona bağladığını; ancak, devletten aylık sadece 130 yuan (20 dolar) yardım alabildiklerini söyledi. 50 ila 70 yaşlarında ve sağlık durumları çok kötü olan bu kişilerin, patlamanın akabinde atlar üstünde ve sadece gaz maskesi takarak patlamanın ardından oluşan mantar bulutunun altına gitmeye zorlandıkları belirtiliyor.
Çin 23’ü atmosferde, 22’si yer altında, biri de başarısız olmak üzere 46 deneme gerçekleştirmiş. Kasım 1976’da havadan bırakılan bombanın, Hiroşima’ya atılandan 320 kat daha güçlü olduğu belirtiliyor.
Çin’in en büyük üç denemesi Çernobil nükleer reaktöründen 4 milyon kat fazla radyoaktif madde üretmiş. Programın mali boyutu bilinmiyor, ama devlet bütçesinin üçte birine çıktığı belirtiliyor.

Tuna Öztürk

Doğan Tarkan
Sayısız başka canlı ile birlikte üzerinde yaşadığımız gezegende iki krizi aynı anda yaşıyoruz. Her ikisi de çok ciddi ve her ikisi de büyük tahribatlar yaratacak. Her iki krizin sorumlusu da aynı: Kapitalizm.
Birincisi ekonomik kriz. Bugünlerde gazetelerde sayısız haber kapitalizmin bir kere daha derin bir kriz içinde olduğunu anlatıyor. Bankalar, mali kuruluşlar, fabrikalar, dev şirketler batıyor ya da batmanın eşiğine geliyor ve devletler tarafından kamulaştırılarak kurtarılıyor.

Şenol Karakaş
Son zamanlarda yüksek sesle dile getirilen bir iddia var: Ergenekon operasyonları ve bütün bir Ergenekon davası, cumhuriyetin kazanımlarına karşı örgütlenen bir karşı devrim sürecinin adımıdır.
İddia bu! Soru ise şu: Hangi kazanımlar?
Bu kazanımları kim gasp etmek ve hilafeti yeniden canlandırmak istiyor?
Yanıt belli: AKP! Yine son günlerin moda deyimiyle, şeriatçı, Fetocu AKP.

Sosyalist İşçi yazarlarından Roni Margulies makalelerinden derlenen yeni kitabı ‘Kalpsiz Dünyanın Kalbi’ Kanat Kitap’tan çıktı. Sosyalist İşçi’de yayınlanmış yazılarının yanısıra Star, Birgün, Taraf gibi gazete ve Virgül, Birikim, Yarın, Newsweek dergilerinde yayınlanmış yazıları harmanlanarak ortaya çıkan kitap, bir marksistin din ve çevresindeki konularda kendini nasıl konumlandırdığına ilişkin, güncel olaylardan beslenen sağlam bir örgü sunuyor. 

Bernhard Schlink romanından uyarlanan yönetmenliğini Stephan Daldry’nin yaptığı “Okuyucu” geçtiğimiz hafta vizyona girdi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’sında bir çiftin ilişkisinden yola çıkan film nazileri sempatik göstermek gibi bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Film genç lise öğrenci olan Michael’ın kendinden yaşça büyük Hanna’yla olan ilişkisiyle başlıyor. Sevişerek ve Hanna’ya kitap okuyarak günlerini geçiren Michael, Hanna’nın aniden ortadan kaybolmasını anlam veremiyor.

KEG yine sokaktaydı

Küresel Eylem Grubu'nun iklim değişikliğine karşı 6. büyük mitingine dönük kampanya İstanbul, İzmir ve Ankara'da canlı bir şekilde geçti. Sokak, küresel ısınmaya çok ilgiliydi ve derhal tedbir alınmasını istiyordu.
- İstanbul'un iki yakasında 50 bin bildiri dağıtıldı. Bildiri alanlardan KEG'in gezegeni kurtar çağrısına büyük destek geldi. sokata onlarca kişiyle iklim değişikliği ve antikapitalist politikalar konuşuldu. Koç ve Maltepe Üniversiteleri'nde ilk kez küresel ısınma toplantıları yapıldı. KEG aktivistleri çeşitli radyo kanallarında konuştu, eyleme katılım çağrısı yaptı

Doğanın da, hayvanların da ne haklarını savunacak 'avukatları', ne çıkarlarını koruyacak 'sendikaları', ne de 'oy hakları' var. Görev 'yaşam savunucuları'na düşüyor... Unutmayın! Türcülük de, tıpkı "ırkçılık" ve "cinsiyet ayrımcılığı" gibidir.

28 Mart 2006 tarihinde yaşanan olaylar ve sonrasına ait gerçek görüntüler. Çok çarpıcı. Bir o kadar da yüz kızartıcı. 45 dakika boyunca, yer yer gözlerimiz ıslanarak, yüreğimiz daralarak, ama soluksuz izledik filmi. Adı “Gözmece”.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası