Dünyanın her yerinde kapitalistler krizi gerekçe göstererek çalışanları işten çıkartıyor.
Türkiye'de yeni kamu yatırımları yapılamıyor, yeni işyerleri açılmıyor.
İşçiler her yerde 'kaynak yok' gerekçesiyle düşük ücretle çalıştırılıyor.
Oysa hem dünyada hem Türkiye'de yeterince kaynak, iş ve para var. Hükümetler en büyük kaynakları işsizlere iş bulmak için değil, silahlanmaya ve savaşa harcıyor.

Doğan TARKAN
Türkiye’de büyük işçi eylemi denince akla hemen gelebilenler oldukça sınırlı. Grev hakkının kazanılmasında büyük önemi olan Saraçhane Mitingi, KESK’in sendika yasası henüz çıkmamışken gerçekleşen bir iki Ankara yürüyüşü ve belki bir iki Emek Platformu eylemi. Ve çoğu 1960’lı yıllarda gerçekleşmiş olan fabrika işgallerini de büyük olmasa da önemli işçi eylemleri olarak görebiliriz.
Bunların arasında 15-16 Haziran’ın büyük bir önemi vardı ve Türkiye sınıflar mücadelesinin en büyük eylemiydi.

Avi Haligua
Avrupa Parlamentosu seçimleri, işsizlik, ırkçılık ve İslam fobisi
AvAvrupa Parlamentosu (AP) seçimleri bu hafta gerçekleşti. Seçimlere dair genel olarak medyada görebileceklerimiz gayet sınırlı. 27 Avrupa Birliği ülkesinde düzenlenen seçimlerle ilgili haberlerde iki konu öne çıkıyor: Seçimlere katılım % 43 oranında gerçekleşti. Başta merkez sağ olmak üzere sağ partiler ciddi oranda oy kazandı.
Avrupa Halk Partisi adı altında birleşen Hristiyan Demokrat ve muhafazakar partiler 264 sandalye elde ederken, Sosyalistler 185, Liberaller 83, Avrupa Yeşilleri 50 milletvekili çıkarmış durumdalar.

Ozan Tekin
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4 Haziran’da krize karşı yeni ekonomi paketini açıkladı. Paket, büyük yatırımların teşvik edilmesi için bazı vergi indirimleri ve muafiyetleri, özel sektörün kredi faizlerinin bir kısmının kamu kaynakları tarafından karşılanması ve artan işsizliğe karşı kamuda geçici istihdam alanlarının açılması gibi bir dizi yenilik getiriyor.
Bu yeniliklerin önemli kısmının, emekçi sınıfların lehine getirdiği hiçbir değişim yok. Vergi indirimleriyle sağlanan kamudan özel sektöre kaynak aktarımı, bütçe açığının daha da genişlemesi anlamına gelecek. Bu da, eğitim, sağlık gibi kamu hizmetlerine ayrılacak kaynakların gitgide azalması demek.

Volkan Akyıldırım
“Ararız, buluruz, yok ederiz.” ABD gezisi sırasında Kürt sorunu hakkında konuşan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bu sözleri devletin bildik tutumundan vazgeçmeyeceğinin bir göstergesi olabilir mi?
Cumhurbaşkanı ‘iyi şeyler olacak’ demiş ve Kürt sorununun Türkiye’nin birincil sorunu olduğunu tespit ederek hızla çözülmesi gerektiğini vurgulamıştı. Gül, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk’le görüşerek Kürt siyasetçilere dönük boykotu kırmış ve devletin en tepesinde bir diyalog kapısı açmıştı. Son birkaç yıldır bölgede DTP’ye karşı şahince söylemleri benimseyen, ağzından “ya sev ya terket” sözünü kaçıran Başbakan Tayyip Erdoğan ise Bingöl’de yaptığı konuşmada çözümden yana olduklarını, çözümün bir gecede oluşturulamayacağını, ancak ortada bir irade olduğunu söylemişti.

Roni Margulies
"Seçkin" kelimesi matrak gelmiştir hep bana. Niye "seçmek" kökünden türetildiğini hiç anlayamamışımdır. Kim seçmiş ki seçkinleri?
Bir de, seçkinlerin kendileri matraktır Türkiye'de.
Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmak üzereyken, seçkin kadınlar "Başörtülü bir kadın ve karısı başörtülü olan bir adam Batı'ya karşı bizi temsil edemez" diye feveran ediyordu. Ne kadar garip!

E_KART grevi 1 yıldır sürüyor
ECZACIBAŞI’nın sendikalı olmayan tek işyeri E-KART’ta çalışan işçiler sendikal hakları için 1 yıldır grevdeler. Kredi, banka ve gsm kartlarının basımını yapan iş yerinde grev 16 Haziran 2008’de başlamış. E-KART’ta bugüne kadar 24 işçi sendikalı olmak istediği için işten atılmış.
Geçtiğimiz günlerde Basın-İş üyesi 4 işçinin işten çıkarılmasıyla birlikte fabrika çalışanları akşam iş yerini terketmeme eylemi yaptılar ve başka iş yerlerinden, sendikalardan işçiler de eyleme gelerek destek verdi.  2 işçi daha çıkarıldı. İşçiler, açtıkları işe iade davaları sonucu tazminat almaya hak kazandılar. Ancak şirket tazminatlarını vermiş değil.

Mustafa Bassiouny, Kahire’den bildiriyor
Mısır’da yükselen bir protesto dalgası var ve bu dalgaya posta çalışanları da greve çıkarak dahil oldu. Binlerce postane işçisi Mayıs ayının başından beri ülkenin çeşitli yerlerinde düzenlenen miting ve grevlere katılıyor.
Geçen hafta Nil Pamuk-İplik fabrikalarında da protesto yürüyüşleri gerçekleşti, başkent Kahire’nin güneyinde bulunan Tanta Flax & Oil fabrikasında işçiler 1000 kişilik bir iş bırakma eylemi düzenlerken, Tebbeen’deki çelik fabrikasında çalışan işçiler oturma eylemi gerçekleştirdi. Nubia’da arkeolojik arazideki işçiler de harekete geçmek üzere hazırlık içerisinde.

Charlie Hore
Çin’in 1989’da yaşadığı sadece politik bir kriz değil aynı zamanda bir ekonomik krizdi. Çin ekonomisi 80’li yıllar boyunca sürekli büyüdü, ancak bu büyüme liderlerin kontrolü dışında gerçekleşiyordu.
1988 sonbaharında enflasyon 1949’dan beri görülmemiş bir düzeye yükseldi ve 1980’lerde yaratılan istihdam ortadan kalkmaya başladı. Devletin fiyatları kontrol etme girişimi her şeyi daha kötü hale getirdi.

Geçtiğimiz hafta çok sayıda şehirde hem KESK'in hem de KESK'in en büyük sendikası olan Eğitim-Sen'in eylemleri gerçekleşti. KESK, PKK operasyonu adı altında saldırıya maruz kaldı. Çok sayıda KESK yöneticisi gözaltına alındı ya da tutuklandı.
Eğitim-Sen ise hakları için toplu görüşme öncesi taleplerini iletmek için Ankara'ya yürüyüş başlattı.
Bütün hükümetler gibi kamu çalışanlarını AKP de bir baş belası olarak görüyor. Bütün hükümetler gibi AKP de KESK'e, Eğitim-Sen'e yönelik baskı yapıyor.
Birkaç yüz öğretmen, Ankara sokaklarında yürüyüş yapmak istediği için gaz bombalı saldırıya uğruyor.

Global Humanitarian Forum'un hazırlattığı rapor, iklim değişikliğinin her yıl 325 milyon kişiyi ciddi biçimde etkilediğin ortaya koydu. Bu sayının gelecek 20 yılda ikiye katlanarak, şu anda 6 milyar 700 milyon olan dünya nüfusunun yüzde 10'una karşılık geleceğini gösterdi.
l İklim değişikliği, yılda 315 bin kişinin ölümüne yol açıyor. En fazla etkilenenler ise soruna en az katkıda bulunan yoksul ülkeler
l İklim değişikliği yüzünden ölenlerin sayısının 2030 yılına kadar yılda 500 bine çıkacak

Dünya Bankası, Almanya'nın Bonn kentinde 180'in üzerinde ülkenin katılımıyla, 1-12 Haziran tarihleri arasında düzenlenen, iklim değişimine ilişkin uluslararası bir antlaşmanın imzalanmasına yönelik çalışmaların yapıldığı toplantılara bir rapor sundu.
l Eski Doğu Bloku ülkelerinde ekolojik felaketler yaratan sanayileşme politikaları nedeniyle, iklim değişiminin etkileri bölge ülkeleri açısından ağır olacak.
l İklim değişiminin sonuçlarından olan deniz düzeyi yükselmesi, bölgenin dört ana havzası ile Rusya'nın Kuzey Buz Denizi kıyılarını etkileyecek.

Chris Bambery; Walter Benjamin'in geç dönem yazılarını değerlendiriyor.
1940 Eylül'ünde işgal altındaki Fransa'dan İspanya'ya kaçan Alman Yahudisi bir göçmen, kendisine Hitler Gestapo'suna teslim edileceği söylendikten sonra intihar etti. Walter Benjamin, Naziler tarafından Alman vatandaşlığından çıkarılmıştı. Bir yahudi, bir solcu ve Bertolt Brecht gibi komünistlerin arkadaşı olarak, Nazilerin eline düşerse kaderinin ne olabileceğinin gayet iyi farkındaydı.

Şenol Karakaş
DTP milletvekili Sırrı Sakık, Cumhuriyeti yönetenlerin Çanakkale savaşında ölenlere ihanet ettiğini açıkladı ya, aydınlanmacı solcuların Kürtleri Cumhuriyet değerlerine davet etmesi için paha biçilmez bir fırsat oluşmuş oldu.
TKP eski Genel Sekreteri Kemal Okuyan, fırsat bu fırsat, millî bir anti emperyalizm sosuna bulanmış, ilerici cumhuriyetin değerlerini vurgulayan, Kürtleri ortak vatan seviyesine geldiği için alkışlarken, birlikte yaşam yönünde yaptıkları değinmelere sevinen önerilerde bulunuyor.
Bu önerileri yaparken, iş Kürt sorununa geldiğinde Lenin’in ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesinin içeriğinden nasibini almamış bütün Türk solcularının yaptığı gibi, Kürtlere akıl vermeye başlıyor. Özetle, “Biz bunu önceden söylemiştik, neyse artık siz de anladınız” demeye getiriyor.

Troçkizmin Tarihi, Alex Callinicos,
Sosyalist İşçi Yayınları, 2. Baskı Haziran 2009

Türkiye'de ilk ve tek troçkist parti olan DSİP dışında kendilerini troçkist olarak tanımlayan farklı çevreler var. Dünyada DSİP'in bir parçası olduğu Uluslararası Sosyalizm Akımı'nın dışında başka troçkist akımlar da var. Yoksa tek bir troçkizm yok mu?
İngiltere'deki Sosyalist İşçi Partisi'nin (SWP) önde gelen üyelerinden biri olan Alex Callinicos Troçkizmin Tarihi adlı kitabında bu sorunun yanıtını arıyor. Türkçe'de ilk kez 1992'de yayımlanan ve tükenen kitabın ikinci baskısı geçen ay yayımlandı.

Orhan Göztepe
Belgesel filmlerinden tanıdığımız Hüseyin Karabey’in ilk uzun metrajlı kurmacası olan ‘Gitmek’ filmi dvd olarak satışa sunuldu. Film Türkiye’de vizyona girmesinden önce Kültür Bakanlığının İsviçre’de filmin gösterimini yapacak festivale desteğini çekmesiyle (yani dolaylı sansür uygulamasıyla) gündeme gelmiş ancak dolaştığı festivallerin ve aldığı ödüllerin sayısı artıkça konu daha fazla uzatılmamıştı.

Sİ Ankara- Eğitim-Sen 5 Haziran’da Ankara’da yürüdü.”Toplu Sözleşme İçin Alanlardayız, Ankaradayız” sloganlarıyla yürüyen Eğitim-Sen’in bir dizi talebi var. “Bilimsel, laik, demokratik, kamusal eğitim; çocuklar için kreş, beslenme, temiz su ve yılda an az iki defa sağlık taramasından geçirilmesi; eğitim işkolundaki tüm çalışanların iş güvenceli ve kadrolu çalışmasını; eğitimde demokratik bir yönetim; vergide adalet”isteyen Eğitim-Sen’liler eylem yaptı. Yürüyüş KESK’e yapılan operasyonlara da tepkiydi. Tutuklanan 18 kişinin çoğu serbest kaldı.

Ankara'da Konur Sokak ve Yüksel Caddesi'nde açılan muhalif stantlara faşistler saldırdı. Polis, önce faşistlerin sopalı, satırlı saldırılarına göz yumdu. Ardından direnen muhaliflere saldırdı. Ertesi gün polis stantlara gaz bombası atarken, faşistlerin yeni saldırı girişimi püskürtüldü. Bütün siyasi örgütler ve bağımsızlar stantları korudu.
Saldırıyı gerçekleştirenler tanıdıktı. 1997'de aynı yerde Sosyalist İşçi satan DSİP üyelerine yine aynı faşistler müdahale etmek istemiş, ancak püskürtülmüşlerdi. Konur Sokak'ta Papağan Pide Salonu adıyla faaliyet gösteren işletmenin sahibi azılı bir MHP'li. Yıllar boyunca zenginleşti ve yine aynı sokakta Papağan Pazar isimli işletmeyi açtı. Bu işletmede çalışan azılı faşistler stantlara saldırdı. Sokaktaki diğer faşist esnafları da yanlarına çektiler.

Kıbrıs’ın Kuzey’inde örgütlü olan YKP’nin genel sekreteri Murat Kanatlı geçen hafta sol partilerle görüşmek için İstanbul’daydı. DSİP’te YKP ile görüştü ve aşağıdaki bildiriye imza attı.
Kıbrıs sorunu, uzun bir çatışma tarihini içinde barındırmaktadır. Kıbrıslıların ortak vatanlarında yaşamları, milliyetçi kesimlerin "büyük"(!) düşlerinin, kapitalist toplumdaki klasik sınıf çelişkilerinin ve emperyalistlerce önemli sayılan coğrafyasının tutsaklığının dayatmalarından kurtulamadı. Yaşanan süreçte Kıbrıslılar, ortasından tel örgüler geçen, coğrafyası kanla bölünmüş, halkı ve tüm yasam alanları ikiye ayrılmış olarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor…

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası