> Çözümsüzlükle geçen onlarca yılın bedelini biz emekçiler ödedik. Barış için kaybedecek zaman yok.

> Öcalan çözüm sürecini başlattı. Kürt hareketi silahları susturdu. Çözüm süreci başladı, ölümler durdu. PKK sınırdışına çekiliyor. Ancak hükümet atması gereken adımları hâlâ atmadı.

Erdoğan ilk olarak 19 Mayıs’ta, özel güvenlikleri üniversitelerden ve statlardan çıkaracaklarını, “bu işe” yeniden polisin bakacağını söylemişti. Gezi direnişinden sonra sonbaharda hareketin yeniden canlanmasından korkan AKP hükümeti bu konudaki adımlarını hızlandırıyor. Erdoğan 12 Temmuz’da “devlet üniversitelerinde artık güvenlik gücü olarak özel güvenlik değil, devletin kendi güvenlik güçlerini üniversitelerimize yerleştireceğiz” dedi, bunun gerekçesi olarak da “molotof ve palalı gençlik istememelerini” gösterdi. Son olarak ise üniversitelere YÖK tarafından gönderilen Gezi genelgesinde kampüs çevresinde polisin 24 saat bulunması istendi.

Roni Margulies
Çok sevdiğim Müslüman bir yazar, İbrahim Sediyani, Arap Baharı'nın üç aşaması olduğunu düşünüyor:

“1) Müslüman halkların, başlarındaki diktatörlere karşı kıyam etmesi (Tunus'ta başladı; 18 Aralık 2010);

2) Emperyalist güçlerin sürece dahil olması ve İslam dünyasına sokulan büyük fitne, Müslümanlar arasında yaşanan kutuplaşma (Libya'da başladı; 19 Mart 2011);

Kitlesel mücadeleler insanları değiştirir. Mücadelenin her bir gününde harekete katılanlar dünyayı eskiden olduğundan çok daha farklı bir şekilde kavramaya başlar. Gezi direnişine katılanlara da böyle oldu. Polisi, medyayı, partileri, çalışma hayatını, devleti eskiden olduğundan çok daha farklı bir bakış açısıyla kavramak zorunda kaldılar.

Kürt sorununa bakış açısı da Gezi direnişine katılan birçok insanda değişti.

Esad’ın gerçekleştirdiği son katliamdan sonra, ABD, İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği emperyalist devletler Suriye’ye askeri müdahaleyi tartışıyor.

Her bir emperyalist devlet, Ortadoğu’ya askeri müdahale yapılmasını reddeden kendi halklarıyla karşı karşıya.

Afganistan ve Irak’tan sonra emperyalist müdahaleler meşruiyetini yitirirken, müdahale hazırlığına girişen devletler bir yandan da bu adımı atmakta kararsız ve egemen sınıflar kendi içlerinde bölünmüş durumda.

AKP hükümeti savaş koalisyonunda hemen yerini aldı. Onların derdinin Suriye halkını kurtarmak değil Türkiye'nin bölgesel egemenliğini artırmak olduğunu 1 Mart 2003 Irak tezkeresinden biliyoruz.

AKP hükümeti, Baas rejimi ile her zaman iyi geçinmeye çalıştı, Suriye’de halk ezilirken ticari anlaşmalar yapmakta hiçbir sorun görmedi. Erdoğan daha dün katil Esad’la ailecek tatile çıkıyordu.

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti davası 17 Eylül’de İstanbul’da yeniden görülmeye başlanacak.

Mahkeme “örgüt yok” dedi. Yargıtay “Örgüt var, basit bir suç çetesi” diyerek bu kararı bozdu. 1 tetikçi, 2 azmettirici ile sınırlı tutulan Hrant Dink davası boyunca gerçek bir soruşturma yapılmadı, sanıklar ile Ergenekon çetesi arasındaki birçok bağlantının üzerine gidilmedi.

Mısır'da General Sisi liderliğinde kanlı bir askeri darbe gerçekleştiren ordu, ordudan biraz daha fazla ve biraz daha eksik.

Mısır ordusu Mısır'ın en güçlü sermaye grubu.

1952 yılından beri cuntalarla yönetilen Mısır'da halkın en güçlü düşmanlarının başında Mısır ordusu geliyor. Hür Subaylar Birliği'nin bir üyesi olarak Mısır'da iktidara el koyan ve Milliyetçi Sosyalist Baas fikrini yaygınlaştıran Nasır'dan beri, Hür Subaylar Birliği Mısır'daki hakim güç. Nasır'dan sonra iktidara gelen Enver Sedat da Hür Subaylar Birliği'nin üç kurucusundan birisi.

Şenol Karakaş
Mağrurken mağdur olduğunu iddia etme konusunda hiç kimse başbakanın eline su dökemez.

Gezi direnişine karşı polis şiddetinin bilançosu oldukça ağır. Ölenler, yaralananlar, gözünü kaybedenler, kalıcı hasar görenler, tutuklananlar...

Ama insanlar yılmadı ve giderek artan bir öfkeyle polis şiddetine karşı daha da kararlı bir şekilde meydanlara çıkmaya devam etti.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası