Kenan Evren ve 12 cuntasının, tüm darbecilerin sivil mahkemelerde yargılanması için!

Askeri vesayetin son bulması, darbe düzenini ayakta tutan yargıçlar diktatörlüğüne son vermek için!

Bir daha asla darbe yapılmaması, ordunun halktan özür dilemesi ve tüm darbe mağdurlarının haklarının ve itibarlarının iade edilmesi için 12 Eylül’de “evet” diyeceğiz.

Ama anayasa değişikliği, işçilerin ve ezilenlerin sorunlarına çözüm olmuyor, yetmiyor. 12 Eylül anayasası çöpe! Sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasa için mücadeleye!

Burak Demir
Bursa'nın İnegöl ilçesinde ve Hatay Dörtyol'da gerçekleştirilen Kürtlere yönelik ırkçı saldırılarda Kürtlerin evleri ve işyerleri yakıldı, pekçok Kürt silahlı saldırılar sonucu yaralandı. Bu olaylar ana akım medyada "Kürtlerle Türkler arasında çatışma", "Kürtlerle Türkler arasında gerilim" gibi ifadelerle yer aldı.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde Kürt yurttaşlara yapılan linç girişiminin planlı ve örgütlü olduğuna dair çok sayıda kanıt var. Aynı gün MHP lideri Bahçeli  İnegöl’de bir miting yapıyor. O mitingin bitiminde Ülkü Ocakları’na bağlı kişiler yollardaki güvenlik kameralarını tahrip ediyorlar. Aynı grup bir Kürt minibüs şoförünün yolunu kesip “bir daha buradan geçmeyeceksin” diye tehdit ediyor. Akşam saatlerinde ise Kürtlere ait ev ve işyerlerine kalabalık gruplar saldırıyor. Polis ve belediye araçları ateşe veriliyor. Saldırganların arasında kalan bir gazeteci bir kışkırtıcının telefon konuşmasına şahit oluyor:

“Abi görev tamamdır. Araçlar ateşe veriliyor. Bozkurt işareti bile yapmıyoruz ki kim olduğumuz anlaşılmasın.”

"Lenin’in ulusal sorundaki siyasi görüşü, basit bir 'eşitlik' algısından daha fazlasını içeriyordu. Kapitalist toplumda, egemen sınıfın işçi sınıfının birliğini bölecek her türlü fikrine karşı mücadele etmek gerekliydi. Bu yüzden, ezen ulus sosyalistlerinin, ezilen ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını tanımak dışında alacakları her tavır, kendi egemen sınıflarının çıkarlarına verecekleri bir ödündü.

Ozan Tekin
Hükümetin geçtiğimiz yıl başlattığı açılım sürecinin, barış için Mahmur ve Kandil’den gelen barış elçilerinin tutuklanmasıyla kapanması, Kürt sorununda savaş ve çözümsüzlük sürecini yeniden başlattı. Çatışmalarda her gün onlarca insan ölüyor. Savaş yanlısı CHP-MHP cephesi ırkçılığı yükseltmeye çalışırken, AKP Kürt halkının temsilcilerini muhatap almıyor, Kürt halkına devletin bir asırlık inkâr ve imha politikalarıyla saldırıyor.

Roni Margulies
Yüksek Askerî Şura kararları, kimin orgeneral, kimin kuvvet komutanı, kimin emekli olacağı, solda kimsenin önemsediği bir şey değil.

Zaman zaman, Genelkurmay Başkanı olması beklenen bir generalin “iyi” veya “kötü” olduğu, darbeciliğe sıcak veya soğuk baktığı gibi dedikodular duyulur. Örneğin, Yaşar Büyükanıt’ın berbat olacağından korkuluyordu; şimdi ise Işık Koşaner’in fena olmadığı söyleniyor.

Ama dedikoduların ötesinde pek de ilgimizi çekmez YAŞ.

Çekmemesini makul buluyorum. Bize ne?

"DSİP’i geri kalan soldan ayıran asıl fark burada. Bizim için iyi, kötü sosyalizm olamaz. 1989’da Doğu Avrupa’da, 1991’de ise SSCB’de yıkılan rejimlerin sosyalizm ile bir ilişkisi yoktu. Bunlar devlet kapitalisti rejimlerdi."

12 Eylül referandumunda “yetmez ama evet” diyerek sokağa çıkan Devrimci Sosyalist İşçi Partisi neyi savunuyor? Enternasyonalist sosyalistlerin ve anti-kapitalist aktivistlerin örgütünün politikalarını DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan’a sorduk.

Alex Callinicos
Üç yıl önce bu hafta küresel ekonomik kriz başlamıştı. Daha sonra "kredi krizi" diye isimlendirildi ve tuhaf ve anlaşılması güç görüldü.

Şimdi Keynesçi iktisatçı Paul Krugman isimlendirmesiyle "Üçüncü Depresyon"a (ilki 19. yüzyılı sonlarında, ikincisi 1930'larda) dönüştü.

Lehman Brothers'ın Eylül 2008'de batmasıyla egemen sınıfın sarsılması kaydadeğer bir gelişmeydi.

Philip Stephens, Tony Blair'ın iyi bir başbakan olduğuna inanmasına rağmen akıllı bir Financial Times yazarı, geçen hafta cuma günü bu konuyu işledi.

Başta MHP ve CHP, anayasa referandumuna “Hayır” diyeceklerini açıklayan bir dizi sağ güç daha referandumu AKP’nin, hatta Devlet Bahçeli’nin dediği gibi, Recep Tayip Erdoğan’ın oylanması olarak görmek gerektiğini söylüyor.

Bu, hangi anayasa maddelerinin nasıl değiştiğinin hiçbir önemi olmadığını, bu değişiklikler AKP tarafından gündeme getirildiği için temelden karşı çıkmak gerektiğini söylemek demektir. Geri kalan tüm “Hayır”cı tezler bu iddiayı güçlendirmek için üretiliyor.

12 Eylül’de gerçekleşecek anayasa değişikliği referandumu, solda uzun bir süre önce başlayan yarılmayı daha da hızlandırdı. Artık yol ayrımı çok daha netleşti.

Darbelere geçit yok!
Bugüne kadar daha tarihsel, teorik, zaman zaman da politik tartışmalarda yaşanan sol içi farklılıklar, bir süredir, özellikle 2006-2007 yıllarından itibaren tümüyle somut politik konularda derinleşmeye başladı. Dananın kuyruğu, 2007 yılında koptu! Hrant Dink cinayetinin ardından Türkiye’de hiçbir şeyin, sol da dahil hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, eskisi gibi yaşanamayacağı kesinleşti. Cumhuriyet mitingleri de Hrant Dink’in ölümünden birkaç ay sonra örgütlenmeye, darbeci güçler kollarını sıvamaya başladı. Ergenekon davası da aynı yıl başladı. Anayasa Mahkemesi meclisi cumhurbaşkanlığı seçiminde tıkadığı için erken genel seçimler ilan edildi.

Rıfat Solmaz
1917 yılının Temmuz ve Ağustos ayları, Rus işçi devrimi açısından kritik bir öneme sahip oldu. 18 Haziran’da, Şubat devrimi sırasında kurulan Geçici Hükümet, savaşı durdurmak ve barış için çabalamak bir yana, savaşı derinleştirmek için hamle yapmaya başladı. Başbakan Kerenski Almanya ve Avusturya’ya karşı saldırı emrini verdi. Hala ayaklanmanın ateşi ve devrimin moral üstünlüğüne sahip olan başkentteki garnizonlara cepheye gitmeleri gerektiğini açıklayan emir geldiğinde, askerler arasında büyük bir hoşnutsuzluk başladı.

Şenol Karakaş
Sosyalist solda en önemli cahillik konusu, Troçki’nin devrimci fikirleri ve devrimci yaşamına dairdir ve bu cahillik ne yazık ki devam ediyor. Troçki’ye artık bir önem atfettiklerini göstererek, “sosyalizm tarihinin değerlerinden” olduğunu söylemeleri, bu cahilliğin sona erdiğini göstermiyor ne yazık ki.

Troçki’nin mücadelesi ve fikirleri o kadar önemlidir ki, bu fikirlere sahip çıkılmadan, sosyalist kalmak mümkün değildir. 

Can Irmak Özinanır
Zenofobi, yabancı korkusu-düşmanlığı anlamına gelir. Sözcük,Yunanca yabancı anlamına gelen xenos ve korku anlamına gelen phobos sözcüklerinin birleşiminden oluşur. Irkçı ve faşist partilerin örgütlenmesinde zenofobi önemli bir yer tutar. Zenofobi kavramı çoğunlukla "kültürel farklılık" ve "öteki"ne duyulan öfke gibi kavramlarla birlikte ele alınır. 

30 yıl sonra sandık başında 12 Eylül darbesini yaşatan kurumların devam edip etmeyeceğini, darbecilerin bugüne dek yargılanmasını engelleyen anayasanın değiştirilip değiştirilmemesini oylayacağız. Aslında anayasa değişikliği paketindeki 26 maddeden daha fazlasını, 27 Mayıs 1960 darbesi ile kurulan, 12 Mart ve 12 Eylül darbecileriyle güçlenen, 28 Şubat darbesi ile halkın çoğunluğunu hedef alan, herkesi düşman eden 27 Nisan e-muhtırası ile kendi sonunu hazırlayan askeri vesayet rejiminin devam edip etmeyeceğini oylayacağız.

ABD ordusuna ait olan ve Afganistan savaşının gerçek yüzünü gözler önüne seren on binlerce gizli savaş belgesi internette yayımlandı. "Afganistan savaş günlüğü 2004-2010" başlıklı belgeler yüzlerce sivilin ölümün gizlendiğini ortaya koyuyor. NATO komutanlarının nasıl bir bataklığa gömüldüğü ve korkuları da ortaya çıktı.

ABD ordusunun tarihindeki en büyük skandal, http://wikileaks.org adlı siteye Afganistan savaşı hakkındaki gizli askeri belgelerin sızdırılması ile ortaya çıktı. 90 binden fazla olay ve istihbarat raporuna dayanan askeri belgeler, bugün dünyanın önde gelen medya organlarında manşete çıktı.

Kamboçya'da 3000 konfeksyion işçisi geçen hafta görevden uzaklaştırılan bir sendika temsilcisiyle dayanışmak için greve çıktı. 26 yaşında üç çocuk annesi bir grevci Socialist Worker'a konuştu “Pazatesi günü yeniden işe gittik ama mücadele isteği hala devam ediyor. Şirket bize yeterince ödeme yapmıyor, bu yüzden işe gitmemek için çok önemli bir nedeniniz olmak zorunda. Aynı zamanda faturalarımı da ödeyemiyorum. Taleplerimiz daha fazla ücret ve işverenin bize saygılı davranması. Bunun için mücadele etmek zorunda kalmamamız gerekirdi ama edeceğiz.”

Eli Haligua
‘Havalar çıldırmış olmalı!” demek pek doğru değil aslında. Havalar beklenen, söylenen tepkileri veriyor. Seller, ani yağışlar, fırtınalar, sıcaklar, kuraklık... bunların hepsi iklim değişikliğin neticesi olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanların yıllardır söylediği iklim değişikliğine bağlı doğal olaylar (ya da afetler) ciddiye alınmadı, gelecekte olacak diye hep gözardı edildi. Malum havadan sudan mevzulardı bu bahsedilenler...

3 Ağustos’ta İsrail ve Lübnan sınırında iki ülkeninin askerlerinin birbilerine ateş açması sonucu 3 Lübnan askeri ve bir Lübnanlı gazeteci öldü. İsrail ordusu, bir yarbayın öldüdüğünü ve iki askerin de yaralandığını açıkladı. 2006 yılında İsrail’in Lübnan’a saldırısının Hizbullah’ın direnişi sonucu püskürtülmesinin ardından yaşanan en önemli gerilim şimdi yaşanıyor.

 

“Devrimci teori olmadan, devrimci pratik olmaz” V. I. Lenin, Nisan 1917

Marksist teori, bu eylem klavuzunu yaratanların eserlerinden öğrenilir. Ancak Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in kitaplarını okumadan marksist kavramlar üzerine bilgi sahibi olmak, kendine marksist diyenlerin nasıl fikirlere sahip olduğunu, aralarındaki farkları ve teoriyi ürettikleri koşulların ne olduğunu

Meltem Oral
Küresel kapitalizm üç yıldır kriz içinde. Krizi bahane gösteren patronlar işten çıkarmalara, ücret kesintilerine başvururken bir yandan kârlarına kâr kattılar. Şirketler büyürken işçilerin, ezilenlerin payına düşen daha kötü yaşam koşulları oldu. Krizin faturasını biz yoksullara ödetmek isteyenlere karşı yeni bir mücadele dalgası geliyor. 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası